İyi ki poşu takmamışlar
BUNDAN böyle tribün terörü yasaldır.
Geçen cumartesi Fenerbahçe stadı ve çevresinde yaşanan olayların arkasından gözaltına alınanların biri hariç tamamının serbest bırakılması, bundan böyle maç sırası ve sonrasında stada, kent mobilyalarına vs. zarar vermenin yasal olarak önünün açılmasının müjdeli bir habercisidir.
Hani birileri "Kanlı mı olur kansız mı olur?" diye soruyordu ya maç için, bundan sonra gönül rahatlığıyla kan bekleyebilirler.
Çünkü bu karar daha fena şiddetin önünü açmıştır.
Yarın bir gün başka bir takımın seyircisi benzer olayları yaşadığında önünde bu örnek dağ gibi uzanacaktır.
KÜFÜR KİŞİSELDİR
Üstelik polisin taraftara müsamahası sadece Fenerbahçe taraftarıyla da sınırlı değil.
Çok değil iki haftadan az bir süre önce sahadaki futbolcuları yaralamak için elinden geleni yapan Trabzonspor taraftarından da kimsenin ceza aldığını duymadık.
Statta küfür etmeye dün en son Başbakanımızın nevri döndü.
Tabii onun nevrinin dönmesi pek bizim nevrimizin dönmesine benzemiyor.
Umarım bugüne kadar alınmaktan imtina edilen bazı basit ama çok gerekli önlemler alınmaya başlanır.
Mesela olaylı maçlarda kalabalıkları kışkırttığı belirlenen taraftarlar belirli kısıtlı sürelerle veya ömür boyu statlardan men edilir.
Kulüplere verilen maç başı küfür cezaları 60 bin liralar gibi görece makul seviyelerden daha zorlayıcı meblağlara çekilir.
Belki artık kadını seyirciden saymama ve seyirci cezası olan maçlarda kadın seyirci uygulamasından vazgeçilir.
Umarım TFF burnunun dibindeki bu tuhaflığı bir gün fark eder ve küfretmenin erkeğe has bir aktivite olmadığını, cinsel değil kişisel bir mevhum olduğunu kabul eder.
Ancak önünde takımların Şampiyonlar Ligi vizesi alıp alamayacağı gibi federasyona çok pahalıya mal olabilecek netameli bir konu varken kimsenin bunlarla ilgileneceğini sanmıyorum.
Kolay mı, sen 58. maddeyi değiştir, bir anda futbolu pirüpak eyle, ondan sonra da uluslararası kurallara tabi olduğunu iddia et.
Ama tüm bunlar olurken bir avuntum da yok değil tabii.
STATTA ATIŞ SERBEST
Kadıköy'ü ama polis tahrikiyle ama değil cehenneme çeviren, stadı savaş alanı gören taraftarın hiçbiri iyi ki başına, boynuna poşu filan bağlamamış.
Ya da iyi ki hiçbiri üniversite öğrencisi değil.
Aleyhindeki delillerin neredeyse tamamı çürütülen ve savcının da ceza talebinde bulunmadığı Cihan Kırmızıgül'ün poşu taktığı için tutuklandığı ve poşu yüzünden örgüt üyesi muamelesi gördüğü bir ülkede gözümüzün önünde polis otolarını deviren, yakan insanların salıverilmesi sadece poşu takmamalarıyla açıklanabilir herhalde.
Yakın hukuk tarihimiz böyle haksızca cezalarla, tutuklamalarla doluyken taraftara gösterilen müsamaha, Fenerbahçe ile ilgili yapılan komplo teorilerini de haklı çıkarıyor gibi... Ama şimdilik şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki artık stadyumlarda atış serbest.
Kedime 250 milyon harcamışım
SADECE ben değil. Biz evinde hayvan besleyenler 250 milyon değerinde bir pazar oluşturmuşuz. Resmi rakamlara göre evinde kedi-köpek besleyen 4 milyon kişiymişiz. Eminim bu rakam daha da yüksektir. Ağırlıklı olarak ıslak mama tercih ediyormuşuz minik sevgililerimiz için. Yeni oluşan bir pazar için fena bir rakam değil. Eminim bu sayılar katlanarak artacak.
CEZALAR KOMİK
İşin ekonomisi oluştu demektir bu.
Peki kültürünü oluşturabildik mi?
Bence hayır. En basiti hâlâ kapsamlı bir hayvan koruma yasası çıkamadı.
Ne bekleniyor, neden böyle gecikiyor anlamak imkânsız ama hâlâ bir hayvana uygulanan şiddet, Kabahatler Kanunu üzerinden o da etrafta sağduyulu kanun adamına denk gelebilirseniz cezalandırılıyor.
Cezalar da komik komik. Caydırıcılıktan uzak. Bir siteye taşındığınızda neredeyse en küçük bir hakkınız yok yıllardır beslediğiniz bebeğiniz üzerinde. Bir anda komşular birleşip rahatlıkla sizi veya küçük bebeğinizi siteden attırabiliyor.
HAKLARINI DA SAVUNALIM
Belediyelerin önemli bir çoğunluğu kendi sınırındaki hayvanları toplayıp komşu belediyelerin sınırları içine bırakmayı tercih ediyor. Tabii bunda biz hayvanseverlerin de suçu var. Yavrumuza kuru mama seçerken gösterdiğimiz özeni onun haklarını savunmak için göstermiyoruz.
Ne zaman bir araya gelinip bir harekete kalkışılsa kişisel kaygılar öne çıkıyor ve parçalara bölünülüyor. Evcil hayvan ekonomisi büyümüş ne âlâ. Bir sürü yavrucak canıyla boğuşurken insan utanıyor evdeki bebeğine aldığı mamadan...