Vekillerin Behzat Ç. aşkı yordu
EFENDİM Behzat Ç. dizide devleti temsil ediyormuş.
Görev başında alkol kullandığı ve nikâhsız birlikte yaşaması Türk aile yaşam kurallarına uygun değilmiş!
Bunu söyleyen bir milletvekili.
Bu cümleyi barındıran dilekçe de İçişleri Bakanı tarafından RTÜK'e "gereğinin yapılması" kaydıyla yollanmış.
Behzat Ç. amirimle ilgili gereğinin yapılmasının eli kulağındadır.
Bu da öyle alenen filan yapılmayacaktır.
Sezon sonu yapımcı firma aniden vazgeçecektir mesela devam etmekten.
Ya da yayınlayan kanal ansızın "reytingini yetersiz bulduğu için" kaldırıverir.
Zaten ben kendimi daha Başbakan Yardımcısı konuştuğunda bu acı sona hazırlamıştım ama yine de bu söylem çok rahatsızlık verici.
Bir dizi karakterine "devletin temsilcisi" gözüyle bakmalar.
Türk aile yaşam kuralı diye sanal bir standart oluşturup hoşlarına gitmeyen her şeyi bu muallak tanımın içine ekleyivermeler...
Gerçekten tedirgin ediyor.
Behzat Ç. yayından kaldırılacak diye değil, milletvekillerinin dizi üzerinden bizim üzerimizde toplum mühendisliği yapmaya kalkışmaları mesela... Çok can sıkıcı...
HERKES RAHATLAR
Türk toplumunu tek bir standarda ite kaka tıkıştırmaya çalışan bu insanların, hepimizi kucaklaması beklenen yeni Anayasa'yı da yazacak olması mesela... Çok tatsız...
Espri anlayışından, dizide yaşananların senaryo olduğunu ve bunu izleyen insanların yani bizlerin televizyonda gördüğü her şeyi gerçek sanacak kadar saf olmadığımızı idrak etmekten yoksun bu insanların ülkenin bunca derdi, acil çözülmesi gereken meselesi varken Behzat Ç.'yi istedikleri kalıba sokunca sevinç ve huzur hissedecek olmaları... Çok fena...
Vekillerimizin dizi izlemeyi çok sevdiğini, her fırsatta yapımcılarla, senaristlerle sohbet etmek için çeşitli kurullar kurduklarını, kafalarındaki ütopik dünyanın yansıması olan diziler yayınlanınca ülkemizde her şeyin çözüleceğine inanmaları filan iyi hoş ama ben Behzat Ç. aşklarından yoruldum.
Keşke Behzat Ç.'yi bu kadar izleyip üzüleceklerine, tatlarını kaçıracaklarına mesela Arka Sokaklar'ı izleseler.
Klişe karakter yaratmakta bir dünya markası olan dizi tam istedikleri gibi yazılıyor.
Vallahi onlar da, Behzat Ç. de, biz de biraz rahat nefes alırız.
Sınırsız internet aldatmaca mı?
DÜN televizyonda bir cep telefonu operatörünün reklamına denk geldim.
Reklamda çok makul bir fiyata cep telefonundan sınırsız internet kampanyasıydı.
Öyle makul bir fiyattı ki bir an acaba o operatörden bir kart alıp iPad'ime taksam mı diye düşünürken ekranda bir yazı belirdi:
"Adil kullanım kotası 250 MB'dir."
Bu şu anlama geliyor: 250 MB kullanımı aştığınızda internetiniz çok yavaşlayacak ve kullanmakta zorlanır hale gelebileceksiniz.
Yani bu sınırsız isimli kampanyada aslında rahat rahat kullanabileceğiniz rakam altı üstü 250 MB ki günümüzün megabayta aç akıllı telefonları için bu rakam çerez gibi bir rakam.
Aynı adil kota evlerimizde kullandığımız internet paketlerimiz için de geçerli.
Hani sınırsız diye daha fazla para verdiğimiz paketlerimiz var ya, aslında hiçbiri sınırsız değil.
AMAN DİKKAT!
Aslında adil kullanım kotası prensipte kullanıcıların hakkını koruyan bir uygulama.
Sürekli çok yüksek kullanımla diğer kullanıcıların trafiğini yavaşlatanların önünü kesmek için icat edilmiş.
Ama sınırsız denilen bir paket aldığınızda birkaç gigabayt sonrası hızınızın eski telefonla bağlandığımız günlerdeki hıza inmesi kabul etmekte zorlanılan bir durum.
İnternet paketi satın alırken çok dikkat etmek gerek.
Biliyorum büyük bir çoğunluğumuzun sözleşme okumak gibi bir alışkanlığı yok.
Ama bugünlerde yavaş yavaş bu alışkanlığı kazansak hiç fena olmaz.
Adil kullanım kotasının miktarına sözleşmede dikkat etmek gerekiyor.
Bu, boş yere aynı miktarda data paketi için sınırsız parası vermemizin önüne geçebilir.
Aman dikkat!
Pınçık birinci dereceden yakınımdır
DÜN benim köşemin altında bir haber yer alıyordu.
Başlığında "Evcil hayvanlar kişinin yakını kabul edilemez" cümlesi vardı.
Ki bu cümle bile yeteri kadar iticiyken, haberin kendi iticilerin kralı tadında.
Bir oyuncu, köpeğini öldüren köpeğin sahibine dava açmış.
Üzüntü tazminatı istemiş.
Mahkeme de bunu onaylamış ama Yargıtay, "I-ıh, evcil hayvan yakın sayılmaz" demiş.
Ne derlerse desinler bu biz evinde hayvan besleyenler için değişmez.
Pınçık mesela, benim 12 yaşındaki kedi kızım.
O benim canım ciğerim, birinci dereceden akrabam.
Bunun gibisi bile yok.
Beşiktaş'a yolunuz düşerse muhakkak görürsünüz bir iğne iplik satıcısı vardır seyyar, hah işte onun kedisinin yavrusuydu Pınçık.
SIRILSIKLAM GECELER
Bir akşam önünden geçerken gözüm takıldı yeni yavrulara.
Bin bir rica alabildim minik kızımı.
12 yılda en sadık arkadaşım oldu benim.
Benim aç yattığım gecelerde o iki liralık salamla idare etmek zorunda kaldı.
Yağmurda su basan evimizde ikimiz de sırılsıklam geceler geçirdik.
Sonra şartlarımız düzelince beraberce tadını çıkardık; en havalı mamalardan yedi kıtır kıtır benim bebeğim:)
Bir gün olsun gık demedi.
Akşam olup çılgın kalabalık kapımın öbür tarafında kaldığında, kapının güvenli tarafında yalnızlığımı paylaştı.
Bu arkadaşlığı bilmeyene, hayvan sevmeyene anlatmak zordur.
Ama köpeğini başka köpeği öldürecek agresiflikte yetiştirip sonra da yargının kanatları altında tazminattan kaçanların hoşuna gidebilir bu karar ama yargı ne derse desin tüylü dostlarımız candır.