07 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
14 Ekim 2016 Cuma, 01:19:35 Güncelleme:08:53:20

G.Saray’ın en büyük zenginliği demokrasi

 

Önümüzdeki hafta sonu G.Saray için kritik bir genel kurul var. Eğer, G.Saray camiasının sesi olan genel kurul, Riva ve Florya’nın satılmasına izin vermezse Dursun Bey, başkanlığı bırakacağını beyan etti. Dolayısıyla iş döndü dolaştı bu köşenin sahibinin taaa Ünal Aysal döneminde defalarca yazdığı “G.Saray, Riva’yı önünde sonunda satmak zorunda. Burada mesele zamanlama ve güven meselesidir” yazısına. Öncelikle camianın Ünal Aysal’a güvenmediği için Riva’yı sattırmadığını bir kez daha yineleyelim. Çünkü Aysal, bir takım karanlık fon bağlantıları nedeniyle hep “G.Saray’ı da satacak” noktasında eleştirildi. Kendisi de hakkındaki bu ‘flu’luğu gideremedi. Dursun Bey’in ‘gizli ajandası’ olduğuna inanan yok. Ama onun da bu borç sarmalını döndürmeyi başaracak finansal yeterliliği sorgulanıyor.

Bir kere kendi adıma hem Riva hem Florya birlikte de satılsa 500 milyon dolar gelir beklentisini hiç gerçekçi bulmuyorum. Hele bu döviz kurunda bu rakamlar çok uçuk. Ben mal satmasının kaçınılmaz olduğu G.Saray’ın yeni yayın ihalesi sonrası orta vadeli finansal plan yapmazsa önünde sonunda satılacağını düşünüyorum. Ya da devletin borçları sıfırlaması gibi uçuk çözümler gündeme gelebilir. Aysal yerine Özbek olsa, o dönemde Riva satılmış ve kulübün finansal borçları bugün büyük oranda kapanmış olabilirdi. Ama konum bu değil. Önceki günkü divan kurulunda olduğu gibi mevzubahis G.Saray ise herkesin fikir ve önerilerle ortaya çıkma kültürüne dikkat çekmek istiyorum.

Misal Fatih Altaylı, konuşulan ve öne çıkan ‘sadece biri satılsın’ fikrine karşın “Her iki arazi de birlikte satılmalı” görüşünde. Bir de bu satıştan gelecek paranın muhakkak, özellikle faiz yangınına çare olacak şekilde finansal borçların kapatılması yönünde kullanılması gerektiğini vurguluyor. Özbek de “Fatih kardeşimin önerilerini değerlendireceğim” dedi. Aysal da sonunda haklı çıkan Hayri Kozak ve İrfan Aktar’ı hemen her divanda eleştirmesine rağmen saygı ile dinlerdi. İşte bence G.Saray’ı diğer rakiplerinden ayıran en önemli fark da bu demokrasi kültürü. “Şu işi şöyle yapsak daha iyi olur” diyenlerin hep olması. Yönetenlerin de uygulasınlar uygulamasınlar camia içindeki bu tür farklı fikirleri hep dinlemesi G.Saray’ın asıl zenginliği. Ne kadar kendini tekrar ederse etsin; ne kadar can sıkarsa sıksın, farklı fikirlerin dolaştığı, insanların gerekirse gruplaşıp bir araya gelip başka başka çözümler üretmeye çalıştığı ortamda ekonomik toparlanma da çok uzakta değil demektir. Dolayısıyla demokrasi ve tartışma kültürü konusunda 3 büyükler arasında tek olan G.Saray, ama Riva-Florya operasyonuyla ama satış yolu ile sıkıntılarından kurtulur. Çünkü demokrasinin olduğu yerde ekonomik kalkınma da uzun vadeli olur.

KEŞKE HERKESİN FENERLİ GİBİ SERMAYEDARI OLSA

Aktif Bank’ın EkoLig raporu açıklandı. Bundan sonra her yıl açıklanacak olan “Futbol Piyasası Araştırması” geçen yılı kapsıyor. F.Bahçe, geçen yıl en çok kombine satan (Yaklaşık 40 bin) takım. Ayrıca bilet başına en çok harcamayı 161.7 TL ile yine Fenerli yapmış: Derbilerde ise her bir Fenerli 196 TL harcamış. G.Saray taraftarı ise şampiyon olunan Hamza Hamzaoğlu’lu sezonda dahi maç başına bilet geliri olarak 111 TL harcamış. G.Saray’ın Fener’in önünde olduğu tek yer derbilerdeki bilet başı harcaması. O da yılda 2 maç... Hafta başında 3 aylık mali tablolar da açıklandı Fenerbahçe’nin geliri 99 milyon TL. Galatasaray’ın ise 47 milyon TL. Fenerbahçe’de henüz UEFA geliri yok. F.Bahçe’nin gerçekten en büyük gücü bağlı ve kuvvetinin farkında olan taraftarıdır. Onları üzer, dinlemez, sallamaz iseniz paralı askerleriniz ile kolej velilerine verdiğiniz davetiyelerle stadın bir kısmını dolu gösterirsiniz ama gelirden, gücünüzden olursunuz.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Çarşamba 29 MPH
Kısmen Güneşli ve Sağanak Yağışlı