08 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
15 Kasım 2016 Salı, 00:18:21 Güncelleme:09:45:22

ABD’de ilk büyük kavga Türkiye üzerine olacak

 

Trump yönetiminde ulusal güvenlik ve dışişleri konusunda etkin olması muhtemel isimleri dün yazdım. Her zaman kolay anlaması mümkün görünmeyen bu ekibin ilk politika testi Türkiye üzerine olacak.

Başkan Trump, bölgemiz hakkında tutarlı bir politika oluşturabilmek için öncelikle Türkiye hakkında yakın danışmanları arasında bir konsensüs oluşmasını talep edecek.

Şu aralar Trump’ın takımından sızan bilgiler, işin içinde Suriye de olduğundan Türkiye hakkında yönetim içinde bir görüş birliğine hemen varılabilmesi kolay görünmüyor.

İŞTE YENİ YÖNETİMDEKİ GÖRÜŞLER

Bunun nedenini anlatmaya madde madde girişeceğim ve böylece resmi politika oluşmaya başladığında neyin neden olduğunu da rahat anlayalım:

*Mike Flynn ulusal güvenlik ve dış politika üzerine şu an Trump’ın en yakınındaki isim. Bu nedenle ya Ulusal Güvenlik Danışmanı ya da Dışişleri Bakanı olacak. Flynn, Türkiye’nin bölgede en güvenilir müttefik olduğunu düşünüyor. Bu görüşünü, ABD Kongresi’nin bulunduğu Capitol Hill’den adını alan ve bu onun dünyasını anlatan The Hill Gazetesi’ne yazdığı makalede ifade etti.

Türkiye’nin bölgenin önemli ve ABD’nin işbirliği yapması gereken bir güç olduğunu da söyleyen Mike Flynn, ayrıca ABD’nin Türkiye’nin istediği FETÖ liderini geri vermeyerek bu kadar önemli bir ülkeyle arasını bozmaması gerektiğini de söylüyor. (Bu konudaki sözlerini ayrı bir yazıda analiz edeceğim.)

* Yeni yönetimde bu kadar önemli olan bir ismin Türkiye hakkında böyle düşünmesi bizler açısından sevindiricii tabii ki. Ama bölgede işbirliği denilince işe Suriye de giriyor ve Suriye denilince de işler biraz karışıyor.

SURİYE POLİTİKASI

Trump, “Biz DEAŞ’la savaşıyoruz, Suriye de DEAŞ’la savaşıyor. Biz DEAŞ’tan tamamen kurtulmak zorundayız ve şu anda Rusya, Suriye ile tamamen işbirliği içinde” diyerek şimdilik iki önemli politikanın işaretini verdi.

1- Başkan Trump, “CIA’nın sürdürmekte olduğu Suriye’deki muhalif güçlerin silahlandırılması ve eğitilmesi operasyonuna hemen son verilmesi gerekiyor; çünkü bu muhalif grupların ne olduğu konusunda hiçbir fikrimiz yok. Bazıları El Kaide türü örgütlerle de bağlantılı olabilir” diyor.

2- Trump ayrıca, “ABD, Suriye’de Rusya’nın önünü kesmemeli ve orada güvenliğin sağlanmasında Rusya’ya güvenmeli” de diyor.

Dediğim gibi bunlar, başkanın üzerinde düşünülmesi için ortaya attığı politikalar, daha sonra gizli istihbaratlar kendisine verilince değişme olasılıkları da var. Ama bunlar değişmediği takdirde Mike Flynn her ne kadar Türkiye’yle müttefikliğe önem verse de bu politikaların o müttefikliğe ne kadar uygun olacağı da şüpheli.

Çünkü Türkiye de Suriye’deki muhalif güçleri destekliyor ve eğer ABD bölgede Rusya’nın önünden çekilirse Suriye’de Esad’ın daha da güçlenmesi sürecine girilecek. Bunun da Türkiye’yi pek hoşnut kılacağını söylemek zor. Bu olası politika değişikliğinin, yeni yönetimde yine önemli bir görevi olması beklenen muhtemel Dışişleri Bakanı John Bolton tarafından da desteklendiğini söylemeliyim.

İRAN

Trump bu denklem içinde bölgede sadece İran’ın etkinleşmesini ve güçlenmesini istemiyor. Obama yönetiminin İran’la yaptığı nükleer anlaşmanın bir felaket olduğunu ve iptal edileceğini vurguluyor. İran’a yönelik bu tavrın Türkiye’yi mutlu etmesini bekleyebiliriz.

Yeni takım ayrıca Musul operasyonunun da beklendiği gibi gitmediğini, planda hatalar olduğunu düşünüyor. Bu da Musul operasyonu dışında tutulmuş Türkiye’ye ileride “Biz size söylemiştik” deme imkânını verir.

Reince, Beyaz Saray Müdürü

Dün Beyaz Saray Chief Of Staff’ı (müdürü) olarak Steve Bannon’un veya Reince Priebus’un atanacağını yazmıştım. Bu en önemli yönetim pozisyonunda Steve Bannon gibi uç görüşlerin insanının ne yapacağı belli değildi. Bu yüzden dün anlattığım gibi merkeze yakın, yerleşik düzeni iyi tanıyan Reince Priebus gibi ılımlı bir ismin Beyaz Saray’da devamlı Trump’ın yanında duracak olması, Amerika ve dünya için çok iyi oldu Trump, Steve n’un da gönlünü almak için onu baş stratejist olarak atadı.

 

Gülen’in geri verilmesi

YENİ yönetimde ya Dışişleri Bakanı ya da Ulusal Güvenlik Danışmanı olması beklenen Mike Flynn, “Önemli müttefikimiz ve bölgesel güç Türkiye’nin istediği gibi Fethullah Gülen’i geri vermeliyiz” deyince hepimiz haklı olarak heyecanlandık tabii ki.

Bunun duyulmasından sonra FETÖ’nün avukatları hemen harekete geçerek Trump’ın, dava hâkimlerine baskı yapmamasını istedi. Sadece bu bile Pennsylvania’da bir umutsuzluğun, bir paniğin olduğunu gösteriyor.

Bu da doğal; çünkü FETÖ seçim yarışında tamamen Hillary Clinton’ın başkanlığa seçileceğine oynamıştı. Paravan şirketlere Clinton’ın kampanyası için bağışlar yaptırdı. Avukatları, Clinton’ın en yakınındaki kişi olan John Podesta’nın, kardeşi Tony Podesta ile birlikte kurduğu Podesta Group adlı şirketi FETÖ’nün lobisini yapmak için tuttu.

Amerika’da Türkiye’ye ve AK Parti’ye yakın olan işadamları da Hillary Clinton’ın kampanyasına bağış yapmak istediklerinde John Podesta, seçim kampanyası çalışanlarına bir e-mail göndererek bu bağışların alınmamasını istedi.

Anlayacağınız Hillary Clinton başkan seçilseydi Türkiye’nin FETÖ liderini geri alması çok zor, belki de imkânsız olacaktı. Şimdi ise bunun yolu açılıyor gibi görünüyor. Ancak Mike Flynn, The Hill Gazetesi’ndeki yazısının hiçbir yerinde gönderme gerekçesi olarak Türkiye’de yapılan darbe girişiminin göstermiyor. FETÖ liderinin Amerika için bir tehdit olduğunu belirtip bu nedenle Türkiye’ye geri verilmesi gerektiğini vurguluyor. Belki bu konuda Türkiye’nin çıkarlarını savunan avukatların bunu da göz önüne almaları gerekebilir.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 15 Kasım 2016 Salı 19:02
    serdar bey londradan selamlar yaziniz muhtesem allah razi olsun
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Perşembe 11 MPH
Güneşli