24 ŞUBAT 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
26 Aralık 2016 Pazartesi, 09:45:21 Güncelleme:09:47:37

Suriye’de ne işimiz var?

 

ÜST üste yaşadığımız travmalardan sonra aşırı duygusal, düşünerek değil duygularıyla hareket eden bir toplum olduk.

Bu da normal. Türkiye dışında hiçbir ülke bizim kadar cesur ve dayanıklı olamayacağından bizim başımıza gelenler onlara gelseydi şimdiye kadar çöküp gitmişlerdi.

Biz düşmanlara karşı “Yıkılmadık, ayaktayız” diyoruz ama içimiz de kan ağlıyor. Eh, doğal olarak bunun da bir yükü oluyor ruh hallerimize.

Çok acı haberlerin geldiği Suriye ile ilgili şu lafı sıkça duyuyorum bulunduğum mekânlarda: “Bizim Suriye’de ne işimiz var?” Sakın ha, bunların kökten muhalif insanlar olduklarını sanmayın; aksine büyük ihtimalle iktidara sempatiyle bakan insanlar. Sadece acının verdiği duyguyla konuşuyorlar.

SAKIN HA, BU YANLIŞTIR

Ben de onlarla aynı acıyı paylaşıyorum, aynı duygulardayım.

Yazarlık, duygular işin içine katıldığında mükemmel sonuçlar verebilen bir meslektir.

Ancak bazı hassas durumlarda, ülke çıkarları söz konusu olduğunda duygularımızı baskı altına alıp beynimizi sonuna kadar zorlamamız gerekebilir.

İşte bu da öyle bir durumdur.

“Ne işimiz var Suriye’de?” sorusunu sormadan önce “Neden oradayız?” sorusuna bir cevap bulmaya çalışalım.

GÜNÜMÜZÜN KISA TARİHİ

Tarihi boyutu çok kısa ve yoğun geçeceğim. Sadece ana noktaları belirtmekle yetineceğim.

Birinci Dünya Savaşı aynı zamanda dünyada imparatorlukların çöküp yerlerine ülkelerin oluştuğu dönemdi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun bugünkü Türkiye içine çekilen bölümü dışındaki topraklarda Sykes-Picot Anlaşması’na göre masa başında ellere cetveller alınarak yeni ülkeler çizildi.

Çizenler emperyalist merkezlerin adamları olduklarından ilerde bu yeni ülkelerden oluşan bölgelerde hâkimiyeti nasıl sürdüreceklerini de hesaplamak zorundaydılar. Her şeyin ötesinde bir de petrol çıkarları söz konusuydu.

Bu insanları artık direkt yönetemedikleri ülkelerde en kolaylarına gelen yöntem, “böl ve yönet” yöntemiydi.

Yani ilerde saptanan çizgiden çıkmaya başlayan bir ülke olursa onu bölüp karışıklık çıkarmak, böylece merkez ülkelere onu yönetmek için elverişli ortam yaratmak...

UYUYAN KRİZLER

Bu yönteme “uyuyan krizler” diyebiliriz. Hani özellikle soğuk savaş sırasında Rusya tarafından kullanılan bu yöntemde, bir ülkeye oranın vatandaşı gibi yerleştirilen Rus ajanları vardı ya... İşte onlar merkezden talimat gelinceye kadar normal vatandaş gibi davranır, ancak merkezden talimat gelince de Rus ajanı gibi çalışırlardı. Bunlara “uyuyan ajan” denirdi.

Bizim bölgemizdeki her ülkeye 20. yüzyılın ortalarında buna benzer uyuyan krizler yerleştirildi. Yeri ve zamanı gelince bu krizler uyandırılacaktı.

21. yüzyılın ilk çeyreği bu krizlerin uyandırılması dönemi oldu.

YILLAR SÜREN PANİĞİMİN NEDENİ

Ben meseleye böyle baktığımdan 1994 yılında görevli bulunduğum Washington’da, Pentagon’da bölgemizde bir Kürt devletinin oluşmasını gösteren haritayı gördüğümden beri panikteyim.

Ve bu paniğimi de yıllardır aynı konuyu yazarak belli ediyorum; uyarıyorum.

O harita bölgemizde ve Türkiye’de uyandırılacak krizin ilk işaretini vermişti bana.

Bölgemizde İslam’ın adını kullanan tüm radikal terör örgütlerinin temeli de Amerika onaylı İngilizler tarafından yıllar önce atılmıştır. İngilizlerin yaptığı bu büyük kötülük belgelenmiştir.

YENİ TÜRKİYE

AK Parti yönetimindeki Türkiye, merkez denetimindeki çizgiden çıktı ve lider Erdoğan’ın tanımladığı “yeni Türkiye” merkezin dünya düzenini bozmaya başladı.

Artık onlar açısından uyuyan krizleri canlandırmak zamanı yaklaşıyordu.

Nitekim bunu yaptılar da. PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG uyandırıldı. Tüm bölgede de mezhep kartı oynandı. Bölge yangın yerine dönüştürüldü. Terör de vurmaya başladı.

O haritada gördüğüm Kürt devleti oluşturulmaya çalışılıyordu. O oluşurken radikal terör de bölgeyi destabilize etmeyi sürdürecekti. İkisi de görevlerini yapıyorlardı anlayacağınız.

İşte Türkiye bu nedenle Suriye’ye girmek zorundaydı.

Girmeseydik bir süre sonra başlatılan bu büyük oyunu bozup durdurma imkânımız hiç olmayabilirdi.

“Güneyimizde hiçbir oluşuma izin vermeyeceğiz. Bizim onayımız olmadan buralarda kimse yeni oyunlara kalkışmasın” diyordu bu askeri harekâtımız.

Suriye her zaman global yap-boz oyununun sadece küçük bir parçasıdır.

Türkiye-Rusya ve İran arasındaki son anlaşma, yerinden oynatılan bu parçayı tekrardan yap-bozdaki ait olduğu yere koyacaktır.

Şimdi biz Suriye’de olmasaydık, bunun bedelini çok kısa süre sonra Ankara, İstanbul ve Diyarbakır’da çok ağır öderdik.

Anlayacağınız o evlatlarımız, o gençler ülkeleri için şehit oluyorlar. Yoksa Türkiye’nin kimsenin toprağında gözü filan yok. Biz sadece ülkemizi savunuyoruz.

İşte bu yüzden Suriye’de işimiz var.

 

Atatürk görmüştü

CUMHURİYETİMİZİN kurucusu büyük Atatürk sadece büyük bir kahraman, bir lider değildi aynı zamanda vizyon sahibi büyük bir düşünürdü de. O dönemde dünyada önemli olan tüm liderler onun bu özelliğini görüp saygı dolu laflarla tanımlamışlardır onu. Onun kurup sağlam temellerini attığı bu ülkenin çocukları olarak bizler bu gerçeği görmekte neden bu kadar zorlanıyoruz, anlamak mümkün değil.

Atatürk, Kurtuluş Savaşı içindeyken ilerde uyandırılacak krizlerin nüvesinin oluşturulduğu büyük oyunu görmüştü. Uyarılarını daha sonra çeşitli konuşmalarında yaptı. İşte bu yüzden özellikle “Büyük Nutuk”unu bugün herkesin okuması, anlaması gerekmektedir.

O bu krizin kendisinden sonra bir gün mutlaka geleceğini görmüş ve ülke olarak sağlam durmamız için gereken temelleri de atmıştır.

Türkiye, Atatürk’ün açtığı yoldan yürümeli ve modern, demokratik, seküler ve Müslüman ülke olmalı ve yeni Anayasa’sında da bunları vurgulayarak yolunda yürümeli. Türkiye’nin ve dünyanın geleceği buna bağlıdır.

Bir daha üzerimizde oyun oynanmamasının garantisi de böyle bir ülke olmakta yatıyor.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 26 Aralık 2016 Pazartesi 11:28
    çok doğru katılıyorum
  • Misafir 26 Aralık 2016 Pazartesi 10:58
    Eyvallah.Çok uyarıcı ve ufuk açıcı bir yazı olmuş.Aynı zamanda bilgilendiric..
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Perşembe 9 MPH 17°
Güneşli