29 MART 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
13 Ocak 2017 Cuma, 01:44:52 Güncelleme:09:47:01

Anayasa görüşmesınde CHP

 

Çıkarılan kavga gürültüden bahsetmeyeceğim. Ben bir parlamentoda makul düzeyde tutulduğu takdirde kavga çıkmasını normal karşılarım. Bizde olanlar makul düzeyi daima aşsa da bunu tartışmayacağım.

Esas ve derin problem, CHP’nin yeni Anayasa’ya yaklaşımın temelinde çok daha endişe verici ve kurumsal bir yanlış olmasıdır.

Dikkat ediyor musunuz bilmem, CHP’lilerin tümü yeni Anayasa’nın Erdoğan’ın kesin başkan olmasına yol açacağını düşünüp sadece buna karşıymışlar gibi tartışıyor.

Sadece bu yüzden sistem içinde bir revizyon, reform getirmekte olan bu yeni Anayasa’ya dair hiçbir içerikli sistematik bilgi tartışılmıyor. Muhalefetin öfkesinden kaynaklanan kavga gürültü var sadece.

CHP’liler haklı, zira ben de Erdoğan’ın kesin başkan olacağını düşünmekteyim. Ben, Erdoğan’ın başkanlığını destekliyorum, anamuhalefet ise buna karşı. Olacağını biliyorlar ama “Kesin olmamalı” diyorlar.

“Bu siyasi bir tavırdır ve normaldir” deyip bir kenara çekilebiliriz. Ama o zaman sistemin temelinde bulunan ve kendisini “var olan sistemin meşruiyetinin kaynağı” olarak tanımlayan CHP’nin temellerindeki büyük yanlışı tespit etme imkânını kaçırabiliriz.

ESAS SORU

Sorulması gereken esas soru şu: Neden CHP’liler de ben de Erdoğan’ın seçileceğinden emin olabiliyoruz. Bundan eminiz; çünkü Erdoğan bir lider olarak Türkiye’de siyaset yapma sistemini tamamen değiş- tirmiş, bu konuda devrim yaratmış bir insandır.

Kılıçdaroğlu’nun anlamadığı veya anlamak istemediği gerçek de bu.

Erdoğan “sosyolojik siyaset” yapmaktadır, “organik bir liderdir”; bu konuda dünyada ilk ve örnek alınan lider de olmalıdır.

“Sosyolojik siyaset yapmak, organik lider olmak” ne demektir? Çok teorik olmamaya çalışarak kısaca şöyle anlatmaya çalışacağım:

Kılıçdaroğlu’nun da içinde yetiştiği eski siyaset yapma biçiminde liderler, ilk önce partilerinin başına gelirler, ondan sonra izleyecekleri politikaları, amaçlarını kitlelere anlatıp ikna etmeye çalışırlar.

Erdoğan içinse halkın iradesi her şeyden daha üstün. O halkın iradesini direkt siyasete taşıyor. Halkı dinliyor, anlıyor, beklentilerini biliyor ve bunu siyaset olarak formüle ediyor. Halkın ona olan sevgisinin bir türlü kırılamamasının temelinde bu gerçek var.

Halk, kuvvetli bir icra talep ediyorsa, yeni Anayasa’yı ve başkanlık sistemini istiyorsa, Erdoğan bu sese aracılık etmek için sosyolojik siyaset yapıyor. İşte bu nedenle organik lider olabiliyor.

Bu nedenlerden dolayı ben de CHP de Anayasa’nın geçeceğini, Erdoğan’ın başkan olacağını ve yeni bir seçimde CHP’nin iktidara gelme imkânının bulunmadığını düşünüyoruz.

CHP, Anayasa tartışmasında kavga gürültü çıkaracağına AK Parti’den örnek almalı. “Biz nasıl sosyolojik siyaset yaparız, nasıl organik bir lider çıkarabiliriz, halkın iradesine nasıl daha duyarlı olabiliriz?” gibi konular üzerine düşünmeli.

GELECEĞE DEĞİL GEÇMİŞE BAKMAK

CHP bunu yapacağı yerde var olan sistemin meş- ruiyetinin asıl kaynağının kendisi olduğunu düşünerek siyaset yapmaya çalışıyor. Var oluş nedenlerini, “Cumhuriyet, Atatürk ilkeleri elden gidiyor”dan ibaret hale geliyor.

Dün kısa bir video yaptırmışlar. Videoda sadece geçmişten bahsediliyor, gelecek için hiçbir şey yok. CHP geçmişle yaşayan bir parti, gelecek için yeni hiçbir şey söyleyemiyor.

Oysa onlar şu anda, “Biz nasıl organik bir lider çıkarırız, ileride daha güçlü bir başkan adayı nasıl oluşturabiliriz, sosyolojik siyasete nasıl girebiliriz?” gibi konular üzerine düşünüyor olmalıydı.

 

TÜRKİYE'YE BİR ŞEY OLMAZ

Yaşadığımız karlı günler, aslında Türkiye’ye bir şey olmasının imkânsızlığını ve her zorluğu, her krizi aşacağımız yolundaki inancımı tazeledi. Şu çok garip değil mi? En azından Batı âlemine alışık bir insan olarak bana çok garip geliyor.

Şehrin neresinde olursanız olun, ister yan mahallesinde ister dağlık bölgesinde, arabanız kara saplandığında dışarıya çıkıp “Arkadaşlar bir omuz verin de şunu itelim” diye bağırdığınızda en azından 4 kişi geliyor.

Dağ başındaysanız 4 kişi gelir ama şehrin merkezine yakınsanız bu sayı 40’a çıkabilir. Onlar da 10 kişilik dörtlü gruplar halinde arabanızı kurtarmak için aralarında yarış düzenleyebilirler.

Benim bildiğim dünyanın hiçbir yerinde bunun olması mümkün değil. Oralarda etrafta güçlü kuvvetli adamlar da olsa başınız derde girdiğinde sadece seyretmekle, sorununuzdan keyif almakla yetinirler. Amerika’da arabanız kara saplandı diye size dava bile açabilirler, Fransa’da probleminizin izleyicileri yakındaki kafeye çekilip şaraplarını içerler, Almanya’da ise başkalarının acı- larından keyif alma kültürü bulunduğundan zevkten dört köşe bile olabilirler.

Sadece bizde her yerde, her zaman size yardımcı olacak, omuz verecek insanlar hep vardır. Bu nasıl oluyor anlamıyorum. Acaba o adamlar, gecenin köründe neden oradalar ve neden yardımcı olmaya bu kadar meraklılar, bunun makul bir açıklaması yok.

Hani her uçakta daima ağlayan bir bebek olması zorunlu gibidir ve sanki o bebekler uçak şirketinin ağlamaktan sorumlu personeli gibidirler ya, bu kurtarıcılar da şehrin belirli bölümlerinde kara saplanacak araç beklemekten sorumlu kadrolu eleman gibiler.

Bir başka bağlantılı konu da, Türkiye’de yol tarifi almaya çalıştığınızda gideceğiniz yeri bilmeyen kimsenin bulunmamasıdır. Tüm nüfus, o adresi doğru biliyormuş gibi davranır ve sizi gitmek istediğiniz yerden 150 kilometre öteye yollasa da mutlaka tarifi verir.

Bizde bu yardımlaşma kültürü oldukça bizi kimse yıkamaz. Demek istediğim özet olarak bundan ibaret.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 13 Ocak 2017 Cuma 15:19
    "En büyük yalanları kendimize söyleriz."
  • Misafir 13 Ocak 2017 Cuma 13:29
    ANCAK.BUKADAR KISA VE NET ANLATILABİLİR.ERDOĞAN FAKI. VE CHP YANİ CEHALET HALK PARTİSİ.
  • Misafir 13 Ocak 2017 Cuma 13:14
    tespitiniz için teşekkür ederim.
  • Misafir 13 Ocak 2017 Cuma 09:57
    Harika bir tesbit!!
  • Misafir 13 Ocak 2017 Cuma 09:50
    Seni Seviyoruz.
  • Misafir 13 Ocak 2017 Cuma 09:31
    Elinize dilinize sağlık....
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Çarşamba 7 MPH 16°
Güneşli