22 ŞUBAT 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
18 Ocak 2017 Çarşamba, 00:34:19 Güncelleme:09:59:19

O haritayı nihayet çözdüm

 

Biliyorum, “Yine o haritadan mı bahsedeceksin?” diyeceksiniz. Evet o haritadan bahsedeceğim. Hani 1993’te Pentagon’da bir casus tarafından bana planlı olarak gösterildiğine inandığım o haritadan söz edeceğim bugün.

Düşünsenize yıl 1993, o tarihten bile önce çizildiği belli olan o haritada Suriye ile sınırımızda kurulmuş bir Kürt devleti görülüyordu. Bir ucu Güneydoğu bölgesine kadar da uzanıyordu. O haritanın gerçekleştirilebilmesi için Suriye’nin karıştırılıp bölünmesi gerekiyordu.

Ben o haritayı gördüğüm günden bu yana bölgemizde olan biten her şeye ondan bağımsız bakamadım. Harita adeta beynime çakılmıştı.

Yıllar boyunca insanlar, o haritayı bana gösteren kişinin adını açıklamamı istediler. Adın ne önemi var ki, sadece devletin bir görevlisi işte. Asıl önemli olan bir devlet politikasının ifşa edilmesiydi ve bunun bir devlet politikası olarak ne anlama geleceğini anlamaktı.

Şimdi 2017’deyiz, o günden bu yana 25 yıl geçti. Suriye’de olanlar, yaratılan terör ortamı, Kürt koridoru kurma girişimleri ve PYD’ye verilen desteklerden sonra o haritanın gerçek anlamını, o kâğıt parçasının hayatımız açısından ne ifade ettiğini şimdi tam olarak anlamaya başladım.

KÖTÜLÜK OLSUN DİYE Mİ YAPTILAR?

Peki Amerika, yapılacağı en azından 25 yıl önce belli olan bu hamleleri sadece kötü olduğu ve bizlerin kötülüğünü istediği için mi yaptı?

Çoğunuzu rahatlatacak, kolay kabul edeceğiniz cevabın bu olduğunu biliyorum. Ancak bazen büyük devletlerin, bilerek isteyerek kötülük yapabileceğini bilmeme rağmen bu duygusal tepkinin gerçek nedenleri anlamamıza yetmeyeceğine inanıyorum.

İşin gerçek anlamını idrak etmemiz için İngiltere’nin dünyanın süper gücü, merkezi olduğu tarihlere kadar gitmemiz lazım.

İngiltere, iki dünya savaşı arasında özelikle Ortadoğu bölgesinde ipleri artık elinden kaçırmaya başladığını görünce uzun vadede kontrolü elinde tutmak için bir plan hazırladı ve yürürlüğe koydu.

Bu “böl ve yönet” stratejisine uygun hazırlanmış bir plandı. Plana göre İngiltere’nin bölgede kuracağı bazı radikal örgütler, ileride gerektiğinde bölgedeki hükümetleri sarsıp yıkmak veya alanda karışıklık yaratmak için kullanılacaktı. Hükümetler yıkılabilirse, bölgede karışıklık çıkarılırsa bu bölme politikası sonucunda İngiltere’nin bölgeyi yönetebileceği düşünülüyordu.

BUGÜNÜ ANLAMAK İÇİN OKUYUN

Bölgemizde şu anda etkin olan radikal İslami terörist grupların hepsinin kuruluşunda İngiltere’nin parmağı olduğunu anlatan bir çalışma var. “Secret Affairs: Britain’s Collusion with Radical Islam” adlı bu çalışmanın yazarı Mark Curtis.

Curtis, kitabı yazarken sadece İngiltere hükümetinin resmi belgelerini kullanmış. Halka açılması zamanı gelen tüm belgeleri kullanarak bu terör örgütlerinin İngiltere tarafından kurulduğunu gösteriyor.

ABD DEVREYE GİRDİ

Tabii İkinci Dünya Savaşı’yla birlikte global dünyanın yeni süper gücü Amerika oldu. Bölgemizi denetleme işini de İngiltere’den devraldı.

İngiltere’nin “böl ve yönet” politikasını uygulamak için gereken kolonyal deneyimi vardı. Yeni süper güç ise bu deneyimden yoksundu. “Böl ve yönet” stratejisini gerektiği gibi uygulayamadı.

İngiltere tarafından kurulmuş olan ve kontrol altında tutulacağı sanılan radikal örgütler, Amerika zamanında kontrolden çıkmaya başladılar. Ve Amerika, Irak’ta ve Suriye’de görüldüğü gibi gelişen olaylar karşısında çaresiz kaldı. O harita, Amerika’nın çaresizliğini gösteriyordu aslında.

Kendi kontrollerinden çıkmaya başladığını hesapladıkları bir bölgeye, kendilerine göre düzen getirme girişiminin belgesiydi o harita.

SONA GELİYORUZ

Yıllardır beni korkutan, rüyalarıma giren o haritanın temelindeki zihniyetin sonuna geliniyor şu aralar. Türkiye’nin düzgün duruşu sayesinde sadece bölgemizi değil, tüm dünyayı ateşten topa dönüştürecek yanlış politikaların sonu yaklaştı. Türkiye çok yakında tekrardan bölgenin en istikrarlı demokrasisi olarak damgasını vurmaya başlayacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Hem masada hem de sahada olacağız” tavrı bütün bu anlattığım tarihi süreci doğru anlamanın sonucudur.

 

ORAY EĞIN’IN PARADOKSU

Oray’da bir performans düşüklüğü seziyorum. Gazetemizde yazdığı ikinci yazısında beni kızdırdı. Halbuki ben bunun birinci yazısında olacağını tahmin etmiştim.

Netflix’te ne izleyelim” üst başlığı attığı soruya “Yanıt: Hiçbir şey” diye cevap verdi.

Vallahi ben üzerine tıklayabildiğim her şeyi izlemeye çalışıyorum ve arada sürpriz kaliteli işler de keşfediyorum.

Anladığım kadarıyla Oray’da tercih yapamama sorunu mevcut. Aynı sorun karımda da var. Rana alışverişe çıktığında neredeyse hiçbir şeyi alamaz. Karar vermesinde yardımcı olmam için beni de yanında götürür.

Bu ıstıraptan kurulmak için birkaç kez kaçmaya çalıştım bu zorlu görevden. Ama sonuç bize pahalıya patladığı için alışverişlere katılmaya başladım.

Çünkü Rana tek başına kaldığında, örneğin bir ayakkabı alacaksa tercih yapamadığından var olan ayakkabıların hepsini filan almaya başladı.

Bende film ve diziler konusunda “dipsomani” var; hepsini sonuna kadar seyretmeliyim. Bu hastalığımın tercih yapamayan Oray’ın da işine yarayacağını sanıyorum. Bundan sonra keşfettiğim güzel film ve dizileri ona haber vereceğim. Bu iyiliğimi de unutmasın.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Çarşamba 7 MPH 11°
Az Bulutlu