ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
28 Ocak 2017 Cumartesi, 00:17:09 Güncelleme:08:46:56

Raj Kapoor

 

Hintli yıldız, Hindistan’da olduğu kadar bir zamanlar Türkiye’de de çok sevilirdi.

1960’lı yıllarda hatırlıyorum, Ankara Kızılay’daki büyük sinemada onun “Awara” (daha sonra Türkiye’de “Avare” olarak da uyarlandı, Sadri Alışık oynamıştı o filmde) filmini seyrederken salonun ne kadar kalabalık, seyircinin ne kadar da heyecanlı olduğunu unutamam.

Bence Türkiye’de arabeskin çok tutacağı, halkın o filme verdiği tepkiden belliydi.

Son zamanlarda siyasi tartışmalara baktığımda sıkça o filmi hatırlar oldum, özellikle filmdeki bir şarkıyı sıkça mırıldanıyorum. Şarkının tek bir cümlesi kalmış aklımda, adını da hatırlamıyorum. İki sevgilisini kastederek, “İki ateş arasında kalmışam ben” diyordu söyleyen.

Son Anayasa tartışmalarında ben de iki ateş arasında kalmışım gibi hissetmeye başladım.

Bir taraf, “Eğer Anayasa’ya ‘Evet’ çıkmazsa sonumuz felaket olur, mahvoluruz” diyor, diğer tarafsa “Eğer ‘Hayır’ oyu çıkmazsa mahvoluruz, sonumuz felaket olur” diye konuşuyor.

Anlayacağınız iki “Felaket olur” haberi arasında kalmak hiç hoş değil. İki ateş arasında kalmışam ben. (İsteyen yazının bu aşamasında Bollywood’dan bir müzik çalıp dans da edebilir. Zaten çoğumuz delirmek üzereyiz, dans ederseniz sizi kimse yadırgamaz.)

Acaba iki taraf da kendi felaket tahmininde ısrar etmese, herkes kendinden biraz taviz verse, ortada hiç kimse için felaket filan olmayacağı bir orta yolda bulunsa ve makul olan aransa daha iyi değil mi?

Piyasa analistleri her gün yorumlar yapıyor, “Dolar kuru bugün Fitch notunu fiyatladı”, veya “Suriye’de yaşananlar fiyatlanıyor” diye. Be kardeşim, “İki alternatifte de felaket olur” tahmininin insanın hayat tercihi olduğu bir ülkede dolar kurunun düşmesi mümkün mü? Bu hangi kitapta yazıyor, nerede öğretildi?

Bu nedenle bizi düşünmüyorlarsa bile kurun dengeye girmesi için herkesten rica ediyorum, “Bu olmazsa felaket olur” türü söylemlerden vazgeçsinler.

BENİM MAYDANOZUM

Türkiye’de gündelik lisanda büyük bir kriz yaşanıyor.

Ortalama Türk insanını tanımak açısından profesör bile denilmesi gereken Recep İvedik’in dediği gibi, genç insanlar konuştuklarında özellikle kızlar, fok balığının çıkardığı sese benzer sesler çıkarıyorlar.

Bunlardan biri bana telefon açtığında dediği tek bir kelimeyi bile anlamıyorum.

Karşıma ne çıkacağını bilemediğimden telefondan kaçınmam ne yazık ki mümkün değil, ama bunlarla yüz yüze konuşma girişiminde artık hiç bulunmuyorum.

Kaçınılmaz bir şekilde konuştuğum zaman aklıma bir zamanlar meşhur “Barnum Bailey” sirkinde gördüğüm fok şovu geliyor. Konuşan kızlara bir top atıp bana geri atmalarını isteme arzusu doluyor içime.

Gündelik konuşma dilinde büyük kriz yaşanırken bir de televizyonda yemek şeflerinin konuşma bozuklukları çıktı başımıza.

Sanki hayatta yeterince sorun yokmuş, bir de bunlar eksikmiş gibi hepsi bastırmaya başladı.

Onlar arasında “Gelecem, güdecem, askım, nöödeen” diye vıkvıklayanlar fazla değil ama onlar da yemek pişirmekte kullandıkları malzemeyle pek bir yakın, sağlıksız bir ilişki kurmuşlar.

Örneğin, şef “Şimdi mantarımı aldım, zeytinyağımı tencereme koydum, domatesimi de doğrayacağım, hıyarımı da soydum, tuzumu ve biberimi de koyuyorum, yemeğimi ocağımda pişmeye bıraktım” diyor.

Malzemeleri neden böyle sahiplenmek zorundalar, acaba Freudyen bir güvensizlik mi söz konusu yoksa her an birilerinin çıkıp gelip malzemeleri onlardan zorla alacağından mı korkuyorlar?

Çok rahatsız olmaya başladım ben bu “Elmam, yumurtam, mantarım”lı konuşmalardan; yemek programlarını artık sessiz seyrediyorum.

Çünkü kabağı tanımam için birisinin bana onun kendi kabağı olduğunu söylemesine ihtiyacım yok.

Ben gece happy hour’umda votka martinimi içerken televizyonu açarım, kazayla bir haber programına denk gelmemek için direkt yemek programlarına geçerim.

Sessiz ortam daha iyi oluyor. Işıkları da loş yapıyorum. Japonlar sakinlik olması için loş ışığı severler. Martiniyi içtikten sonra sakinlik doğal olarak geliyor, loş ışık yardımcı oluyor, şeflerin konuşmalarını duymamak da güzel geliyor.

DUVAR ÇEKİLDİKTEN SONRA

Donald Trump kararlı bir başkan olacağını göstermek için absürt şeyler yapmayı sürdürüyor. Meksika sınırına duvar çekecek, bu belli. Ama sonrasında ne olacağını hiç düşünmüyor, bu da belli.

Duvar çekildikten sonra Amerika’yı büyük bir kriz bekliyor.

Çünkü ortalama Amerikalıyı öldürsen tuvalet temizleyicisi, mutfakta bulaşık yıkayıcısı veya çöpçü yapmanız mümkün değil.

İster açlıktan nefesi koksun, isterse evsiz bir alkolik olsun, böylesine avam işleri Amerikalıların yapması nedense imkânsız. Ama bu işler yapılmazsa toplum da fonksiyon gösteremez.

Düşünsenize, 5 yıldızlı bir lokantaya gittiniz diyelim, Meksikalı kaçak işçiler olmadığından tuvaleti pis, tabaklar yıkanamıyor ve lokantanın önü toplanmamış çöp dolu. Bu olabilir mi?

5 yıldızlı yemeklerin rahat yenilmediği bir Amerikan medeniyeti düşünülemez bile.

Ben size daha önce dedim, bu Trump bildiğimiz anlamda Amerikan medeniyetinin sonunu getirecek


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Pazartesi 13 MPH 26°
Kısmen Güneşli