Son Dakika
26.01.2018 - 03:36 | Güncelleme:

Son telefonun perde arkası

 

BAŞKAN Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aramadan önce Washington’da herkeste bölgeyle ilgili bir heyecan ve farklı bekleyiş vardı. Askerlere yakın kaynaklar, Trump’ın sert konuşacağı beklentisindeydi. Son günlerde General Votel’in yanında bölgede bulunan Washington Post’un tecrübeli ulusal güvenlik yazarı David Ignatius’un önceki günkü yazısı, bu grubun nasıl düşündüğünün tipik örneğini oluşturuyor.

Ignatius o yazısında, Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkinin kopma noktasına geldiğini yazıyordu. Bu çevrede beklenti, çarşamba günkü telefonda bu kopmanın netleşeceğiydi.

Buna karşın bölgesel sorunlara sadece askeri gözle değil, tüm birimlerin değerlendirmelerini de alarak yaklaşmaya çalışanlar, (hakkını yemeyelim, Ignatius da bunu genelde yapar) iki ülke arasındaki ilişkinin bitmeyeceği gibi iki ülkenin de ilişkiyi ileride nasıl daha sağlam kurabileceklerini düşüneceğini söylüyordu.

Bunu açıkça söylemem gerekmese de ben ikinci tarafın görüşündeyim. İlişkiyi tamamen koparmaya yönelik birçok gücün Washington’da çalıştığını bilsem de bunun hem Türkiye’nin hem de ABD’nin yararına olmayacağını düşünüyorum.

Bu ikinci grubun görüşünü yansıtan, yine aynı gün yayınlanmış bir başka yazı da New York Times’taydı. “Amerika’nın Türkiye ile arasını düzeltmeye çalıştığı” başlığının atıldığı bu yazıda çok ilginç bir istihbarat da vardı.

SINIR GÜCÜ KONUSU

Gazetenin tecrübeli ulusal güvenlik yazarları, Türkiye’nin çok da haklı biçimde tepkisini çeken 30 bin kişilik sınır gücü meselesinin, sadece sahadaki orta düzeydeki komutanların hayal gücünden kaynaklanan bir şey olduğunu, bunun Beyaz Saray’da Ulusal Güvenlik Konseyi’nde bile tartışılmamış olduğunu öğrenmişler. Yani anlayacağınız, bu “sınır gücü” diye bilinen şey, sadece bazı orta rütbeli askerin kafasında olan bir şeymiş, hiçbir zaman resmi politika olmamış.

Bu yüzden ben telefon görüşmesinin yaklaştığı dakikalarda Beyaz Saray’ın gündelik basın brifingini izledim. Görüşme sonrası Beyaz Saray’dan yapılan içerik açıklamasını da son derece dikkatli okudum.

Açıklamada kaygı oluşturabilecek cümle, sadece Trump’ın “Türk ve Amerikan askerini karşı karşıya getirebilecek eylemlerden kaçınmak için dikkatli olmamızı” istemesiydi. Bunun dışındaki hiçbir şey yeni değildi. İki ülkenin bütüncül bir Suriye için birlikte çalışması gerektiği belirtilmiş, stratejik ortak olarak da Türkiye’nin bölgedeki önemi vurgulanmıştı.

Trump ayrıca Türkiye’nin meşru güvenlik kuşkularının olduğunu ifade etti, sadece bölgede sivil halkın zarar görmemesine dikkat edilmesini istedi. Ki bunu Türkiye zaten son derece dikkatli yapmakta.

STRATEJİ VE KOORDİNASYON YOK

Beyaz Saray’dan yapılan resmi açıklama üzerine çıkan tartışmanın temelinde neler olabilir? Burada ABD’nin gücüne ve büyüklüğüne uygun iyi çalışan bir devlet mekanizmasının ve devlet stratejisinin bulunduğunu düşünmek hata olur.

Bir konu gündeme geldiğinde her birim kendine uyan biçimde ele alabiliyor meseleyi ve sonuçta toparlayıcı bir strateji de olmadığından yaklaşımlar dağılabiliyor. Bu da ciddi bir kafa karışıklığı yaratabiliyor.

Örneğin Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la konuşacaksa, Türkiye üzerine çalışan her birim kendisi için önemli olan konuları başlıklar halinde sıraladığı “talking points” hazırlıyor ve bunlar Beyaz Saray’da Ulusal Güvenlik Danışmanlığı’nda birleştirilip özet halinde Başkan’a sunuluyor. Başkan da bu metin üzerinden telefon konuşmasını yapıyor.

Trump’ın başkanlığı döneminde yapılacak konuşmanın bu metne uygun olacağı teminatı da verilemiyor. Çünkü o kafasına göre konuşabiliyor, bu da birimler arası daha fazla karışıklığa yol açabiliyor. Metin üzerine çıkan son anlaşmazlığın temelinde ben bunun da olabileceğini düşünüyorum.

Bu durum Amerika ve dünya için ciddi bir problem haline geldi. Bu nedenle konuyu yarın daha da açmaya çalışacağım.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 26 Ocak 2018 Cuma 15:11
    Serdar bey sorum size Büyük Amerika'nın dış politikasını orta düzeydeki orta düzeydeki komutanlar mı yürütüyor?4-5 bin tır silah ve uçak kargoları vs.
  • Misafir 26 Ocak 2018 Cuma 12:47
    Tam ABD stiline uymuyor mu bu 'sınır gücü' ; başarılı olurlarsa resmiyet kazanır - Türk ordusu karşısında tutunamazlarsa orta kademeli genarellerin hayali !! O kadar da basit olmasa gerek.
  • Misafir 26 Ocak 2018 Cuma 08:05
    Serdar bey yazılarınız da kullandığınız dil ve uslubdan amerikanın baskın güç olduğunu düşündüğünüzü görüyorum ama emin olun bu ilişkide baskın güç Türkiye...
  • Misafir 26 Ocak 2018 Cuma 07:38
    Pearl Harbor a ilk hucumada Japonyanin o zamanki yapisinda kendi kendine karar vermis bir general veya bir gurubun oldugunu soylerler. Cok merkezli yapi iyi bir sey degildir.
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Cumartesi 18 MPH 10°
Sağanak Yağışlı