Son Dakika
02.04.2018 - 03:39 | Güncelleme:

Babamın zehirleri

 

RANA’ya “Yaşasın, bak galiba cehennem yokmuş. Bundan da yırtma ihtimalim doğdu demektir bu” dedim.

Bana acıyan bir ifadeyle tebessüm etti ve “Sen bakma onu diyenlere, o papazlar hayatta hiç evlenmediklerinden cehennem hakkında laf söyleme yetkisine sahip değiller. Bu konuda otorite ben sayılabilirim. Bana sorarsan cehennem vardır ve her evli insan, özellikle evli kadınlar bunu içgüdüsel olarak bilir” dedi.

Az daha “Ben de evli bir insanım ama bunu bilmiyorum” diyecektim ki sonra nadiren olan bir şey oldu ve makul davrandım; bu cevabımın beni hiç arzu etmediğim büyük bir belanın içine çekeceğine karar vererek ağzımı bu kez tuttum.

CEHENNEMİN BAŞKA VERSİYONU

Ve cehennemin bir başka versiyonunu yaşamak için babamı ziyarete gittim.

Bu defa ziyaretimin fazla hoş geçmeyeceğine dair bir his vardı içimde. Gerçi daha önce hoş geçeceğine dair bir beklentim olsa dahi de hoş geçmiyordu. Bu defa işlerin farklı olması için makul bir neden hiç yoktu ortada.

Oturduğu dairenin kapısını açtığımda içeriden yoğun kokulu bir duman çıktı. Bu deneyimi daha önce, 1940’larda Auschwitz Kampı’nda gaz odalarında işlem sürerken kapıyı yanlışlıkla erkenden açan bir Alman askeri de aynen yaşamış olmalı.

Washington’da notlar aldığım deftere, içeriye girmeden önce “Bir daha babaya giderken gaz maskesi de alınacak” yazdım.

50 yıl kadar önce tabiat koşullarıyla alakasını kestiğinden ve insanların genelinden tiksindiğinden, var olan hiçbir moda ekolüyle açıklanması mümkün olmayan bir şekilde giyinmişti. O kıyafetiyle Picasso tarafından çizilmiş bir eskize benziyordu.

1 yıl 20 gündür görüşmediğimiz halde konsantre olduğu kitaptan başını bile kaldırmadan “Merhaba” dedi.

Bazen ruh hastalıklarında görülebilen şekilde manik biçimde notlar aldığını ve yüzlerce sayfaya birtakım matematik formülleri yazmış olduğunu gördüm.

Babamın matematik bilgisi benim gibi çarpım cetvelinin bir bölümünü ezberleme düzeyindeydi; bunu ne zaman ve neden Einstein düzeyine çıkardı diye merak ettim ama buna mantıki bir cevap alırım diye korkarak sormadım.

Okuduğu kitabın adına baktım, babamın arkadaşı ve çocuk yaşımda aile dostu büyüğüm olarak sevdiğim Dr. Fikret Pamir’in “Klinik Toksikoloji ve Zehirlenmeler” adlı kitabını her sayfaya notlar alarak, cümlelerin altını çizerek okuduğunu gördüm.

PARMAĞIYLA PİPOSUNU YAKTI

Bu arada ağzında sürekli duran piposunu eline almadan viski de içiyordu. Çocukken viski ile ateş bu şekilde bir araya geldiğinde babamın gözümün önünde birden alev alacağından ve küllerinden şeytanın çıkacağından korkardım. Bu maalesef hiç olmadı ama ben bir defa bu şekilde puro ile birlikte viski içmeyi denediğimde kendimi yaktım.

Tabiat koşullarıyla ilişkisini çoktan kestiğinden babam acı da hissetmiyor olabilir. Bir keresinde çakmağına gaz doldururken gaz bulaşan parmağı ateş alınca parmağıyla piposunu gayet sakin yaktıktan sonra parmağını üfleyerek söndürdüğünü de gördüm. Bu hayatta bu deneyi de yaşamak zorunda kaldım maalesef.

“Baba neden bu kadar fazla zehirlerle ilgilisin?” diye sorduğumda, piposunu tekrar doldurduktan sonra kısık gözle bana bakarak “Yapılacak çok iş var daha” demekle yetindi.

Galiba olması mümkün olmayan şey olmuş ve babam daha da fazla delirmişti.

Zaten 1 yıl 20 gün önce bıraktığımda zırdeliydi, ben bu durum nasıl olsa daha kötü olamaz diye düşündüğümden rahattım Washington’da ama baktım imkânsız olacağı düşünülen şey olmuş, kendini aşmış ve dünyada var olan hiçbir tımarhane tarafından kabul edilemeyecek düzeye taşımıştı deliliğini.

Misafir odasından onun odasına geçtim. Dolabı açtığımda İstanbul artı Washington’un fare nüfusunun tümünü ortadan kaldırmaya yetecek kadar fare zehiri stokladığını gördüm.

Yanına döndüğümde kendisine yeni bir viski hazırlıyordu. “Sen de ister misin?” diye sordu. Ve benim hayatımda hiç olmayacağını sandığım bir şey oldu; daha önce daima “Evet” diye cevapladığım bu soruya bu defa “Hayır” diye cevap verdim.

Genetik nedenlerle deli olabilirim ama babam gibi zehirlerle bu kadar ilgili olan, evinde bu kadar zehir stoku olan bir adamın hazırladığı içkiyi kabul edecek kadar da deli değilim.

“Neler oluyor baba, yine intihara mı hazırlanıyorsun?” diye sordum.

“Gördüğün stok beni götürmeye yetmez, bir de bu var” dedi ve bir kaktüsü gösterdi. “Bunu Meksika’dan getirttim, kaktüs çiçeğinin içi esrar dolu” diye açıkladı.

Babam sık sık kalabalıkların anlamsızlığından, insan sayısının fazlalığından şikâyet ederdi; bu kez sorunun çözümünü bizzat üstlenmeye karar vermiş olmalı diye düşündüm ve karımı aradım, “Haklısın cehennem varmış ama bu senin düşündüğün gibi evlilikle ilgili bir şey değil. Cehennem babalar ve çocuklarıyla ilgili bir şey olmalı” dedim.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 17:34
    bu milletin büyük bir kısmı kara mizah ı anlamıyor yazar neden ısrarcı asıl konuyu bırakmış baba ile ilgileniyorlar yok uçakta görmüş yok babasını kötülemiş konu ile ne alakası var zaten bu kara mizah yüzünden kaç defa başı ağrıyan yazar ısrarı yüzünden gene duvara çatacak arkadaşlar konu nüfus artısı hava çevre kirliliği ve her isteyenin imha silahlarına kolayca ulaşabilmesi
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 16:52
    GERÇEK Mİ HAYAL Mİ AYIRT EDEMEDİM AMA GERÇEK İSE ALLAH KOLAYLIK VERSİN ALLAH ŞİFA VERSİN
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 16:29
    mizah kitabı yaz lütfen ????????
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 16:14
    son 2 yazınız süper , polisiye bir roman yazmayı deneyin , rekor kırarsınız , mekan tasvirleriniz süper , başarılar
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 15:41
    Çok eğlenceli bir yazı, bunu basit bir baba oğul yazışması gibi okuyup üzülenlere üzüldüm.
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 14:38
    özlemişiz bu tür yazılarınızı. Bir ara yıllar önce yazdığınız Cüneyt Arkının oynadığı ve yazınızın adı Kanca olan makalenizi tekrar yazarsanız seviniriz
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 14:15
    İnsanların acılarını paylaşabilecekleri insanı bulması hiç te kolay değil anlaşılan
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 14:12
    süper :-)
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 12:39
    Babası ile alakalı düşünceleri böylesine çirkince olan bu şeyin yazı yazması ve yazmasına izin veirlmesi çok düşündürücü...
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 11:59
    O babayla bodrum a ucak yolculugu yaptik torununu gormeyr gelouordi cok seviyordu torununu sizden de gururla bahsetti Bizde onu cok sevdik cok guzel sohbet ettik hic unutmuyoruz sohbeti oni sevgiyle selamliyoruz sagliklar diliyoruz
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 10:50
    Serdar bey lütfen mizah kitabı da yazın okuyalım ve eğlenelim anlatım tarzınız çok güzel
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 12:04
    O babayla biz bodrum a ucak yolculugu yaptik harika bi insandi sizinle gurur duyuyorfu hissettik torununu cok seviyorfu.cok guzel sohnet ettik saygiyla selamliyotuz sevgilerimizi yolluyoruz
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 10:21
    Gülümseyerek okuduğum zekice yazılmış bir yazı...Mizah öyküsü tadında... Keyifle başlattığınız gün adına teşekkürler...:grinning:
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 08:05
    Nazi askeri benzetmesi korkunç! Bu kadar deneyimli bir gazetecinin böyle bir hata yapması... Komik zannetmiş ama değil.Batıda olsa sayfalarca özür yazması gerekirdi.
  • Misafir 02 Nisan 2018 Pazartesi 15:43
    batı değil burası, anlayın artık... kabul etmeyebilirsiniz ama anlayın... iyiki de değil zaten.............
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Çarşamba 10 MPH 26°
Kısmen Güneşli