Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TÜRKİYE'nin liderleri ne zaman ABD Başkanı ile görüşmek için Washington'a gitse, biz gazeteciler arasında sembollere verilen önemin işaretlerini bulup çıkarma ve bunları yorumlama yarışı başlar.

        Turgut Özal, Tansu Çiller ve Erdoğan'ı izledim Beyaz Saray'da, bu her defasında böyle olmuştur. Ve her defasında ben de katkı yaptım bu sembol yorumlama yarışına.

        Galiba bir süper gücün karşısında duyulmakta olan ezilmişlik duygusundan çıkma arayışları da var bu yaklaşımın temelinde. Orada verilen bazı işaretlerle bize ne kadar da önem verildiğini ortaya çıkarırsak içimiz bir o kadar rahatlayacak gibi.

        Son defa da böyle oldu; uçak askeri törenle karşılandı. Blair House'ta kalındı ve Beyaz Saray'ın bahçesinde askeri tören düzenlendi. Herkes bu sembollerin bir ucundan tuttu ve çeşitli yorumlar yapıldı.

        Seyirci de böyle şeylerden, gizemlerden, sembollerden, işaretlerden zaten hoşlanıyor. Biz de onların istediğini onlara veriyoruz, yani anlayacağınız alan memnun, veren de olabilir. Olur da, sonunda olan biten bir şey de yok.

        Washington'daki bazı gelişmelerden, aslında olmayan sembolik sonuçlar çıkarıyor olabiliriz.

        Ben bu sonuca, iki liderin Rose Garden'da (burası da başka bir semboldü bazılarına göre) yaptıkları ortak basın toplantısının arka planında görülen iki ülke bayrağının konumlandırılış ve duruş biçimine taktığımdan dolayı vardım.

        Açıkça söylemek gerekirse, arka plandaki bayraklar çok şık görünüyorlardı. Dikkatli bir biçimde konumlandırıldıkları belliydi. Kıvrımlarına, nasıl dalgalanabileceklerine dikkat edilmiş gibi duruyorlardı. Birkaç telefon, bir internet araştırması sonucunda daha önce hiç duymadığım, hiç bilmediğim bir dünyanın içine daldım.

        Veksiloloji (vexillology) denilen bir bayrak bilimi varmış. Bayrak yapılmasını, tarihini doğru bilmeyi, temsil ettiği ülkenin kültürünü, bayrağa yaklaşımını anlamayı, o bayrağın ölçülerinde olan son gelişmeleri takip etmeyi ve o bayrağın kamusal alanda sergileniş biçimine kültürlerin verdiği tepkileri anlamayı içeren, bütün bunların tümünü kapsayan bir bilim dalıymış veksiloloji.

        Amerika gibi hayatın her alanında gerçekçi, rasyonel kararlar almaya çalışan, hayat felsefesi böyle olan toplumlar hemen her alan için geliştirilen bilimsel metodolojiyle çalışırlar. Yani hiçbir şey şansa bırakılmaz. Bayrak konusunda olduğu gibi başka konularda da sembollerle oynayarak manipülatif mesajlar verilebilir.

        Bizler de buralarda görüşme öncesinde ve sonrasında verilen sembolik işaretleri eksik bilgilerle yorumlamaya çalışınca bazı manipülasyonlara düşebiliriz.

        Bazen de görüşmeden fazla somut sonuç çıkmayacağı önceden bilindiğinde süreçte sembollerle oynanıp sanki ortada çok önemli bir şey varmış izlenimi de yaratılabiliyor. Veksiloloji bilimi de bu amaca hizmet edebiliyor.

        Dolayısıyla Washington gezilerinde sembollerle verilen işaretlerle uğraşmak yerine görüşmelerin içeriğine konsantre olmak galiba en doğru yol olacak.

        Evet, son gezide Blair House'ta kalındı, askeri törenler düzenlendi ve Rose Garden'da basın toplantısı düzenlendi, ama Amerikan basını görüşmelerden çarpıcı somut bir sonuç çıkmadığını da yazıp duruyor. Sembollerin öneminin yanı sıra bu da ayrı bir gerçek.

        Mr. Gurme'yi kaçırdıysanız

        DÜN Karadeniz kültürünü ele aldığımız Mr. Gurme'yi kaçırdıysanız unutmayın, aynı programın bugün saat 16.15'te tekrarı da var Habertürk TV'de.

        Nöromarketing

        MÜŞTERİNİN beynindeki satın alma düğmesine basmanın bilimi olan "nöromarketing"de geliştirilen teknikleri, medya sitelerinde de kullanabilmemiz gerekiyor. Şu anda bunun teorisi üzerinde çalışıyorum. Gelecek hafta öğrenciler hayli yandılar, çünkü bunu onlara anlatmayı planlıyorum.

        Balık-ekmek

        DÜN Mr. Gurme'nin deniz ürünleri üzerine bölümü için senaryo yazarken, "Acaba 'ekmek arası balık' kültürümüzü biraz rafine edip biraz incelterek bir fast-food global gücü haline getirebilir miyiz?" diye düşündüm. Hamburger gibi basit bir yiyecek üzerine dünya imparatorluğu kuranlar lezzet açısından "balık-ekmek"in rekabetine hayatta dayanamazlar.

        Diğer Yazılar