Medyada yakında neler olur?
BİLGİSAYARIMI yeniledim ve son teknolojiyi bir entelektüel silah olarak kullanmaya başladım.
Şansım ve bilgiye dayalı karar keskinliğimin toplamı sayesinde 21 'inci yüzyılın en önemli, en hayati, en derin sosyal tartışmasına dahil olma şansını yakaladım.
İddia ediyorum, çağımızın en önemli, en derinlikli, en yoğun teorik tartışması
"medyanın geleceği" konusudur.
Şanslıyım; çünkü medya sektörünün içindeyim, pratiğini az çok biliyorum. Üstüne üstlük bir de üniversitede medyanın geleceği konulu ders vermeye girişmiş bulunmaktayım. Konuyu ve öğrencileri zorlamak için, farklı yaklaşmak, enteresan olmak iddiam da bulunduğundan konu hakkında teorik okumalarım hayli yoğun şu aralar.
Bilgilerimden oluşan içgüdülerim, konu hakkında global düzeyde düşünmekte olan bizlerin son yılların en önemli değişimine şahit olup, bunu anlayıp anlamlandırmaya uğraşmakta olduğumuzu söylüyor.
Bilimsel çabam, gündelik yazıların konusuyla da çakıştığından şanslı görüyorum kendimi.
Entelektüel silah haline getirmeye çalıştığım bilgisayarımdan her gün Gawker, Huffington Post, Blogcritics, Metafilter, I Want Media, Poynter, Nytimes, Nymag, Global Voices, Buzzfeed,
Venturebeat sitelerini baştan sona gazetelere bile bakmadan önce okuyorum. Ayrıca Flickr, Groupon, Foursquare ve Facebook'ta da neler oluyor, her gün bakıyorum.
Sabahın çok erken saatlerinde, yazdığım sırayla yapılan bu çalışmanın nedenlerini biraz sonra açıklayacağım. Medyadaki değişim ve nelerin sonunun geldiğinin belli olmasına rağmen, bunların yerini neyin alacağının hâlâ belli olmaması nedeniyle belki de 19'uncu yüzyıl büyük değişimlerine benzeyen bir ucu açık, yani sonucu tam belli olmayan bir sosyal devrim de yaşıyoruz.
Ben Türkiye'nin gündelik manasız tartışmalarının mümkün olduğunca dışına çıkıp gelmekte olan muazzam dönüşüme entelektüel açıdan hazır olayım diye uğraşıyorum ve hazırlanırken de öğrendiklerimi, beni dinlemek isteyenlere en iyi şekilde aktarayım diye çalışıyorum.
Yukarıda saymış olduğum okuma listemde yer alan www.iwantmedia sitesi, 5 yıldır medyanın geleceği adında bir paneli her yılın 23 Mayıs'ında düzenliyor. Sonuncusu da dün yapıldı. Ben New York Üniversitesi'nde düzenlenen paneli internet üzerinden izledim. Panelde Huffington Post'tan, Buzzfeed'den, New York Times'tan konuşmacılar vardı. Canlı yayından sonra bir de geçen yılki paneli arşivden izledim.
Konuşmacıların medyanın geleceği hakkında söyledikleri bazı ilginç tahminleri, ileride tartışıp konuşalım diye burada özetliyorum:
1- Sosyal oyun sitelerinin önemi önümüzdeki günlerde çok artacak.
2- Instagram'ın önemi ve sosyal ağ olarak gücü yükselişe geçecek. Bu, gençlerin en fazla vakit geçirdiği ağ olacak.
3- Tabletler gazete okumanın en etkin, en fazla yapıldığı medya olacak.
4- Facebook'un gücü daha da artacak. Facebook'un çeşitli içeriklere link verme gücü bakımından Google'ı bile aşması ihtimali var. Facebook en güçlü "content sharing" (içerik paylaşım) medyası olacak.
5- Buzzfeed'in sosyal ağlardaki etkisini görüp anlamak için içeriğinin dikkatle takip edilmesi gerekecek.
6- New York Times'ın internet sitesinde ve tabletinde neler yaptığını çok yakından bilmek gerekiyor.
7- Büyük teknolojik yeniliklerin mobil cihazlara yönelik yapılması ihtimali yüksek.
8- Reklamların sanki özgün içeriklermiş gibi yazılması dönemi başlamış olabilir. Yani reklam-içerik ayrımının ortadan kalkması söz konusu olabilir.
Kitap da oluşuyor
BUGÜN çok fazla "BEN" dediğimin farkındayım, ama yeni medyaların içeriğinin "SEN" demek üzere oluştuğu bugünlerde bunun fazla bir sakıncası olabilmesi de mümkün değil. Bu yazı aslında bir süre önce bu sayfada çıkan harika karikatürün haklı olduğunu yine gösterdi. Onu çizen Can arkadaştan orijinalini odama asmak için aldığım o nefis karikatürde ben, kendi heykelini yapan bir heykeltıraş olarak görülüyordum. Bugünkü yazı bu karikatürün tekrar basılmasını hak ediyor aslında. Sonuç olarak evet, çalışmakta olduğum konuların kitabını da yazıyorum ve o da iyi gidiyor.
Her konu kişiselleşmeli
BAHSETTİĞİM panele katılan konuşmacılardan biri, içeriğin bireyin nasıl ilgisini çekeceği konusunu şu basit örneği vererek anlattı: Eğer petrol fiyatlarında bir artış varsa bunu ya "Petrol fiyatları arttı" ya da "Benzin fiyatları arttı" diye verirsiniz. "Benzin" derseniz sizi herkes okur; mesele aslında bu kadarda basit...
Şu da var...
PANELDE şunu da duydum. Farz edelim ki Paris'te bir kafeye oturmaya gittiniz. Elinizde Le Monde Gazetesi var, ayrıca Sartre'ın da kitabını okumak amacındasınız. Yani siz ciddi ve dünyayı takip eden bir entelektüelsiniz.
Yan masaya yanında sevimli köpeğiyle birisi oturduğunda siz o köpeği okşayıp seversiniz. Yani içeriğiniz ne olursa olsun sevimli kedi-köpek resimleri herkesin dikkatini çeker.
Dediğim gibi mesele aslında oldukça basit.