• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Serdar Turgut

Serdar Turgut

Babam yakında tutuklanır

16 Şubat 2012 Perşembe, 09:54:06

OLACAĞI ameliyatta babamın yanında bulunmak için Ankara'ya varmamın üzerinden 15 dakika bile geçmeden bu kararımın çok yanlış olduğunu dehşet içinde fark ettim.
Çünkü otobüsten indikten 10 dakika sonra, babamın her gün aynı saatlerde oturduğu Big Chefs bistrosunda sadece ona ayrılmış bulunan masadaydım. O her gün aynı saatte, aynı masaya gelip aynı sandalyeye oturuyor, aynı zamanlamayla aynı içkilerini içiyor ve aynı zamanda ayrılıp evine gidiyor. Ve gördüğüm kadarıyla hep aynı kadınları, aynı zamanlarda taciz ediyor.
Bu rutin her gün aynen hiç aksamadan yaşanıyor.
Bana kadınların anlattığı olayları burada size tekrarlayamam; çünkü hepsi de çok ayıp ve utanç verici. Şöyle düşünün, eğer ben bile bir hareketten utanç duyabiliyorsam, o hareket gerçekten utanç vericidir ve halkın gazetede okuması için uygun değildir.


ONLARI DİNLERKEN TAHRİK OLDUM
Kadınlar olan bitenleri hiç sansüre uğratmadan net biçimde anlatıyorlardı. Her şey o kadar canlıydı ki bir tanesine artık dayanamadım ve "Ben de yaşlı görünebilirim ama henüz 56 yaşındayım ve eğer çok konsantre olursam, hele de bir hap alırsam, harekete geçtiğim zaman beni babam gibi yarıda durduramazsın. Hem ben de en az babam kadar sapık ruhluyumdur, hikâyeyi anlatmayı kessen iyi olacak" dedim.
Uyarımı anladı ama son olarak bana, "Ne ben ne de diğer kadınlar babanı durdurmadık. Biz söylemedik, kendisi aniden yarıda kesti, hatta durmamasını bile söyledik ona" dedi. Babama, "Neden böyle yaptın, bu davranış sana hiç yakışmamış" dedim. Kendisinin kadınları bir prensip gereği ellediğini, aslında hepsinden de sıkıldığını anlattı.
Ben 85 yaşındaki bir adamın bu kadar aktif bir biçimde tacizci olabilmesini anlayamayacağımı düşünürken, babam kendisini biraz anlayabilmem için bana maalesef gençliğini anlattı. Anlatırken de masaya gelen kadınlarla öpüşmesini sürdürüyordu. Babam orada konsomasyona çıkmış bir adam gibiydi, sadece içkileri o ısmarlıyordu.
Babam eskiden Ankara'da Samanpazarı ile Kale arasında oturuyormuş.
Ben bir ara, "Acaba genelevde mi doğdu" diye panikledim ama değilmiş, oraya yakınmışlar. Orada doğmamasını bu yazı açısından bir şanssızlık olarak görüyorum.
Gençliğinin önemli bölümünü Niğde Şarabevi'nde geçirdiğini söyledi.
"O yer neredeydi?" diye sordum. "Bunu bilmeyecek ne var canım; gayet tabii ki Acem'in meyhanesinin 100 metre ilerisinde soldaydı" diye cevap verdi.
Ben, "Peki Acem'in meyhanesi nerede?" diye tam soracaktım ki bundan son anda vazgeçtim. Çünkü birden anladım ki babam için bütün adresler meyhane ve barlara göre ayarlanmıştı. Ameliyatına giderken bile yolu şoföre, "Şu meyhaneden sola dön, şu barın yan sokağına gir" diye tarif etti. Babam için Ankara'da başka bir şey yoktu.
Niğde Şarabevi'ni neden tercih ettiğine gelince; bu yerde eskiden şarapların içine sigara külü koyarlarmış ve bu da iyi kafa yaparmış. O yerin babam dışındaki müdavimleri hamallar, esrarkeşler ve katillermiş.
Babam o yıllarda içkilerin yanı sıra günde 10 adet de Mogadon içtiğini söyledi. Bu Mogadon, daha sonra yasaklanan bir uyuşturucudur. Bir tanesi bile iri ve güçlü bir mandayı uyuşturacak kadar güçlüydü.
Babam o şarabevinde, serseriler arasında her gün 16 kadeh şarap içerek felsefe kitapları okuyormuş.
O yerin sahibi çok da sosyal sorumluluk sahibi bir insanmış; çünkü babam 17'nci kadehi istediğinde katiyen vermiyormuş. Bu da adamın sosyal sorumluluğunun bir kanıtıymış. Babamın sosyal sorumluluk nosyonu bundan ibaret.
Bir gün babamın sessizce kitap okuyarak şarap içmesine sinirlenen bir adam, kalkmış yanı başına gelmiş ve cebinden çıkardığı tabancayı babamın kafasına dayamış. Emniyeti de açmış, "Neden durmadan okuyup duruyorsun, o okuduğun kitapta ne anlatılıyor" diye sormuş.
Babam okuduğu felsefe kitabını adama anlatmış ve o arada şarabını da yudumlamayı sürdürüyormuş. Onu dikkatle dinleyen adam silahı indirmeden öyle duruyormuş, ama bir süre sonra silahını cebine sokup babamın karşısına oturmuş ve yüksek sesle ağlamaya başlamış.
Hayatın ne kadar da anlamsız olduğunu söylüyormuş durmadan, sonra babamla birlikte içmelerini sürdürmüşler. O günden sonra orada hiç kimse babama bulaşmamış, herkes uzak durmuş ondan.


GÖRGÜ KURALLARI
Sonra babam, ailesinin kendisini çok iyi yetiştirdiğini ve bütün görgü kurallarını onlardan öğrendiğini anlattı.
Bir gün dedem, babamın içmekte olduğu meyhaneye gelmiş ve ona "Rakı mı içiyorsun?" diye sormuş. "Evet" cevabını alınca "Aferin çocuğum" dedikten sonra devam etmiş: "Bir daha rakını susuz içtiğini görürsem seni öldürünceye kadar pataklarım." Ayrıca "Bir daha benim içtiğim meyhanede seni görmek istemiyorum, anlaşıldı mı? Haydi şimdi s....r git başka meyhaneye" diyerek sözünü bitirmiş.
Babam benzer görgü dersini bir de İstanbul'da amcasından almış. O günlerde amcam her akşamüstü boğaz vapuruna biner ve her durulan iskelede bir tek ata ata Çengelköy'e gelip orada iskele meyhanesinde içmesini sürdürürmüş.
Bir gün babam da o meyhaneye gitmiş ve içeriye girer girmez amcam, "Benim içtiğim yerde sen içemezsin" diyerek babamı kovmuş. Babam da karşıdaki meyhaneye gitmiş. Babam iskele meyhanesine korkudan bir daha gidemedi, 60 yıl sonra ancak benimle gidebildi oraya.
Babamın ailesinden aldığı tek görgü dersi bundan ibaret. Bu onun düzgün yaşaması için yeterli olabiliyor.
Bu nedenle birkaç yıl sonra 90 yaşına girecek olmasına rağmen kendisi hâlâ çok tehlikeli ve bence yakında tutuklanması gerekecek.
Otoriteler, kadınlardan bir şikâyet gelmesini hiç boşuna beklemesinler; gördüğüm kadarıyla bu şikâyet hiç gelmeyecek.
Tutuklanmasında bir kamu yararı varsa bence şikâyet beklenmeden hemen tutuklanması gerekiyor.


Dün yolda dönerken
OTOBÜSTE babamı aradım "Nasılsın" diye sormak için, o da "Masamdayım ve viski içiyorum" dedi. Saat sabah 11.20 idi, bilmem anlatabiliyor muyum?
Günün geri kalan bölümünü, Ankara polisinden gelecek telefonu bekleyerek geçirdim.


İnce planlar
RANA'nın yaptığı ince planlar ve müthiş zamanlama nedeniyle biz aile olarak havada felaket yaşandığı her zaman seyahate çıkmak zorundayız.
Bizim aileyi 10 santim kar kesmez, "İlla en az iki metre kar olmalı" der gibi yaşıyoruz son zamanlarda.
Benim gibi kardan hoşlanmayan, kara karşı romantik tek duygu beslemeyen bir
adam için hayli acıklı bir durum bu; hayatımın diğer acılarının yanına bunu da
yazdım.
Bu arada "Acılarım" başlıklı liste de hayli uzadı; bir gün "Acılarım Top 10"
listesini yayınlamayı da düşünüyorum.

Diğer Yazıları

İdris Naim Şahin

  • Yayın Tarihi: 26/05/12 10:54
  • [javascript protected email address]
İÇİŞLERİ Bakanı'mız bugün değil de 19'uncu yüzyılın Viyana'sında yaşasaydı ve o şehirde de tanınmış bir fenomen olsaydı, bugün biz ne Freud ne de Jung gibi isimlerden haberdar olacaktık. Çünkü Freud ile Jung'un, teorilerini İdris Naim Şahin'in var...
Devamını Oku

Başkan Erdoğan fikrine herkes alışmalı

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 09:27
  • [javascript protected email address]
BU, Ankara'nın perde arkasını, AKP yönetiminin derinliklerini ve kararların nasıl alınıp yürürlüğe konulduğunu çok iyi bilen insanların, çoktan farkına vardığı aslında açık olan bir istihbarat. Ancak Türkiye, bu bilgi ortada hiç yokmuş gibi...
Devamını Oku

Fenerbahçe tartışmalarını düşünmek için notlar

  • Yayın Tarihi: 24/05/12 09:17
  • [javascript protected email address]
1- Tanıdığım kadarıyla Gülen Cemaati'nin Türkiye'de hiçbir kuruluşu, kurumu ele geçirmek gibi bir hedefi olduğunu düşünmüyorum.2- Düşmanlarının yaydığı gibi cemaatin gizli bir amacı olmadığına inanmış durumdayım.3- Bu yüzden Fenerbahçe'yi de ele geçirmek...
Devamını Oku

Uludere'de Kürtlerin hiç mi sorumluluğu yok?

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 09:23
  • [javascript protected email address]
ULUDERE olayından sonra yaşananlar, Kürtlerin olaylara yaklaşımlarındaki, Türk-Kürt ilişkilerindeki ve genelde siyasi yaşamımızdaki çarpıklıkları ortaya çıkardı. Liberaller ve sola yakın duranlar kendilerinden beklenileni yaptılar, faturayı iktidara...
Devamını Oku

Fethullah Gülen ve cemaati

  • Yayın Tarihi: 21/05/12 09:26
  • [javascript protected email address]
"HİZMET hareketini tanımayanlar Fenerbahçe üzerine bazı oyunların döndürüldüğü yolunda yanlış fikirler öne sürüyorlar" diye özetlenebilecek bir açıklama yaptı Fethullah Gülen Pennsylvania'dan.Hem bu konuda son zamanlarda yazılar yazmış hem de uzun...
Devamını Oku
Tüm Yazıları