Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BUDİSTLERDEN öğreneceğimiz meditasyon yöntemini yemek yerken rutin olarak uygularsak hem çok daha sıhhatli olabiliyoruz hem de sıkı diyetlere girmeden zayıflayabiliyoruz. Bu konu bir süre önce New York Times’- ın yiyecek-içecek ekinde uzun bir yazıda ele alındı. Haberciliğiyle ünlü olan New York Times aslında style, sanat ve yiyecekiçecek eklerinde yayınladığı yazılarla modern yaşamımızın trendlerini tespit eder, hayatın sosyolojisini yapar. Ben yıllardır ana gazeteden ziyade bu ekleri çok dikkatli okurum, onlar bana düşünmem için gereken tüyoları verir. Yemek yemeye oturduğumuzda yediğimize konsantre olur, yediklerimizi düşünür ve yavaş çiğnersek hem çok sıhhatli vücutlara sahip olacağımızı hem de sıkı bir diyete girmeden zayıflayacağımızı anlatan makale de çok dikkatimi çekti.

        BUDİSTLERDEN ÖĞRENDİLER

        Konsantre olarak yemek tekniği, Budistlerin meditasyon tekniklerinden alınmış bir yöntem. Hızlı hayatımız içinde, fast-food kültürünün hâkim olduğu toplumlarda çoğumuz yemeğimizi, ne yediğimize fazla konsantre olmadan aceleyle yiyoruz. Bu acele içinde doyduğumuzun da farkına varamayabiliyoruz ve aslında doymuş olduğumuz halde bile yemeğe devamedebiliyoruz. Bu birtakımsağlık sorunlarına neden oluyor. Bu modern çağın hastalığı, takıntısı, BrianWansink tarafından “Mindless Eating; WhyWe Eat More ThanWe Think” (Düşünmeden, dikkat etmeden yemek; neden düşündüğümüzden çok daha fazla yeriz) adlı kitabında ele alınmış. Bu kötüye gidişi durdurmak ve yeni bir hayat tarzı oluşturmak gerektiğine karar Yemek meditasyonu verenler, Budistlerin meditasyon tekniklerini kendilerine kılavuz olarak belirlediler. Budistler meditasyon yaptıklarında bir konuya yoğunlaşırlar, onu derin bir yoğunlukta düşünerek meditasyonu sürdürürler.

        AĞIZDAKİ LOKMAYI DÜŞÜNMEK

        “Dikkatli yemek” hareketi ise ağzınıza attığınız her lokmaya konsantre olmanızı ve onun hakkında düşünerek yavaş çiğnemenizi tavsiye ediyor. Yani ağzınızdaki lokmaya konsantre olarak yapılan bir meditasyon bu. Alışkanlıklarımızı hemen değiştiremeyeceğimize göre bunu da kendimizi bilinçli şekilde eğiterek yapabileceğiz. Örneğin, çiğneme ve yemek alışkanlıklarımızı değiştirmeye başlamamız için ABD’de meditasyon kursları veriliyor. Bunların bazıları da Budist manastırlarında düzenleniyor.

        BİR ADET ÇİKOLATA KAPLI BADEM

        Örneğin, tipik bir kursta ilk önce kursiyerlerin her birine sadece bir adet çikolata kaplı badem veriliyor. Ve bunu uzun bir sürede, üzerinde sessizce düşünerek yemeleri söyleniyor. Her çiğnediğinizde ağzınıza yayılan çeşitli tatları ayırmaya, her birine ayrı konsantre olma yoluna gidebilirsiniz. Ama bazıları meditasyonu, bademin ve çikolatanın üretim süreçlerinden başlatıyor. Çoğumuzun alışkanlığı, tek bir bademi neredeyse hiç düşünmeden, hatta tadını da fazla almadan ağzımıza atıp yutmak olduğundan tek bir badem üzerine saatlerce konsantre olmak hakikaten kolay değil. Ama bir defa alıştığınızda eski alışkanlıklarınıza dönüşün olmayacağı ve bu yeni hayat tarzını bırakamayacağınız söyleniyor. (Bkz. Thich Nhat Hanh; Savor, Mindful Eating, Mindful Life (Lezzetini çıkarın; üzerinde düşünerek yemek, üzerinde düşünülmüş bir yaşam) ve Dr. Jan Chozen Bays; Mindful Eating; A Guide to Rediscovering a Healthy and Joyful Relationship with Food (Üzerinde düşünerek dikkatli yemek; yemekle aranızda sağlıklı ve neşe dolu bir ilişki kurabilmenin rehberi).

        YEMEK İLE MUTLU İLİŞKİ

        Son kitabın başlığının söylediği gibi yemek ile aramızda sağlıklı ve neşe dolu bir ilişki oluşturabilmemiz lazım, bunun da yolu yemek meditasyonundan geçiyor. İlk kitabın yazarı Thich Nhat Hanh, Budist bilgeliğinin de verdiği avantajı kullanarak ABD’de bu yeni meditasyon hareketinin öncülerinden, gurularından biri olmuş durumda.

        GLOBAL ŞİRKET MERKEZLERİNDE

        Büyük şirketlerin merkezlerine giderek orada çalışanlara yemek meditasyonunu ve getireceği yararları anlatıyor. Örneğin, Google’ın merkezinde düzenlenen “Üzerinde Düşünme Günü”ne şirketin yüzlerce çalışanı katılmış ve hep birlikte üzerinde düşünerek yavaş yemek yemişler. Şimdi deniyor ki, şirket çalışanları yeni hayat tarzlarından çok memnunlarmış ve bunun çalışma hayatlarında da verimi artırdığını düşünüyorlarmış.

        Cemil İpekçi’nin tavsiyesi

        BEN üzerinde düşünerek ve yavaş çiğneyerek yemek meditasyonuna alışmaya çalışıyorum. Konuk olarak katıldığı Alt Üst Muhabbetler programından sonra sohbet ederken Cemil İpekçi bana bir tavsiyede bulundu. Yeni meditasyonumla birlikte bunu da uygularsam sonuç iyi olacak. İpekçi, metabolizmamı hızlandırmamı, bunun için her saat başı ağzıma muhakkak bir şey atıp yememi söyledi. Kendisi bunu yapıyormuş, baktım gayet formda gözüküyor. Şimdi ben saat başında bu tavsiyeyi tutuyorum; ayrıca her lokmayı da yavaş ve çok çiğnemeyi deniyorum, her lezzetiyle birlikte düşünüyorum. Bu şekilde zayıflamayı başaracağıma da eminim.

        Slow-food hareketi

        ASLINDA bu yazıda anlattığım yeni meditasyon hareketimin kökenleri, bir ölçüde çok daha önce ortaya çıkan slow-food hareketine dayanır. Türkiye’de de taraftarı çok olan slow-food hareketinde adından anlaşıldığı gibi fast-food kültürüne karşı tavır alınıyor ve felsefesi yemeklerin yavaş servis yapılıp yenilmesine dayanıyor. Normalde yarım saatte bitebilecek bir yemeğin beş-altı saatte tamamlanmasını içeren bir yaklaşım bu. Ve ayrıca masaya gelen her yemeğin kokusu ve tabaktaki renk uyumu üzerine de düşünülmesini gerektiriyor. Bu yanıyla da yeni meditasyon ile arasında bir bağlantı var. Bazı lüks restoranlarda var olan on veya on iki ayrı yemekten oluşan “şefin mönüleri” ancak slow-food ideolojisine inananlar tarafından denenebilir.

        Diğer Yazılar