06 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
28 Eylül 2016 Çarşamba, 09:38:25 Güncelleme:09:41:52

Zürih’te 1900’lü yıllara yolculuk

 

1900’LÜ yılların ilk çeyreğinde yaşayan bir aristokrat olduğunuzu düşünün. En pahalı kumaştan özel dikim takım elbiseleriniz sırtınızda, el yapımı ayakkabılarınız ayağınızda ve fötr şapkanız başınızda... Eşiniz de şık mı şık! Boynunda metreden kısa olmayan inciler, kulağındaysa nohuttan küçük olmayan elmaslar var.
Ve havacılık açısından bir çağı kapatıp yenisini başlatan Junkers F 13 uçağıyla seyahat etmek üzere havalimanına doğru yola çıkıyorsunuz. Elbette şoförünüzün kullandığı Chevrolet ya da Cadillac limuzin otomobilinizle...
2016’nın sonbaharına girdiğimiz bu günlerde tam da böyle bir geçmişe yolculuk yaşadık 2 hafta evvel Zürih’te. Özel dikim takım elbisem yerine jean pantolonum, pahalı mücevherler taşıyan eşim yerine Hürriyet Gazetesi’nden Saffet Emre Tonguç ve Kokpit programından Tolga Özbek’le.
Avustralya’dan Finlandiya’ya, Güney Afrika’dan Rusya’ya kadar dünyanın dört bir yanından Zürih’e gelen gazeteciler arasında bulunmamızın sebebiyse havacılık tarihinin ilk metal gövdeli uçağının 100 yıl sonra tekrar havalanacak olmasıydı.

KABA SABA AMA MODA!
Ben valizleri hep otomobillerle kıyaslarım. Aynı benim gibi düşünen arkadaşlarımdan biri Instagram’da paylaştıklarımı gördükten sonra beni aradı ve “Ne bu Rimowa yahu, yoksa valizlerin Rolls Royce’u mu?” diye sordu.
“Kesinlikle hayır. Belki bir Hermes ya da bir Louis Vuitton valiz için arabaların Rolls Royce’u hatta Bentley’i denebilir. Bir TUMİ valiz için de Volvo! Ancak Rimowa için denecek tek şey onun G serisi bir Mercedes cip olduğudur” dedim.
Gösterişsiz ve kaba-saba ama hep moda!
Neyse. Ben ve benim gibi düşünenlerin aksine Rimowa’nın otomobillerle hiçbir ilgisi yok, onların gözü göklerde. 1898’de Almanya’da kurulan markayla 100 yıl sonra tekrar İsviçre’de havalanan Junkers F 13 uçağı arasında sıkı bağlar var. Buyurun şimdi kusursuz bir şekilde gerçekleşen organizasyona ve uçuşa dair anlatacaklarıma.
1920’li yıllarda havalanan dünyanın ilk metal gövdeli uçağı Junkers F 13’ten önce uçaklar genelde el emeğiyle ahşap ve bezden imal edilirmiş. Seri üretime de müsaade etmeyen bu malzemeler terk edilip sektör metale geçince havacılık adına pek çok değişmeye başlamış. Hem uzun hem de hızlı uçuşlar sayesinde yolcu ve posta taşımacılığı yepyeni bir boyut kazanmış.
Rimowa ise Junkers F 13’ün oluklu ve metal gövdesinden ilham alarak aynı malzemeden bir bavul serisi tasarlamış. Bavullar kısa sürede Junkers F 13 konforuyla seyahat eden kalburüstü kesim tarafından olmazsa olmaz bir aksesuvar halini almış.

PATRONUN HAYALİ
O gün Zürih’te tıpkı o yıllardaki gibi bir gün ve uçuş deneyimi yaşamamızın sebebi tam da bu uçak ve bavul ilişkisinde gizli. Meğerse patron Dieter Morszeck’in çocukluk hayaliymiş Junkers F 13 uçağını tekrar havada görmek. Zira uçağın bu oluklu metal malzemesinden esinlenmeselerdi belki de hiçbir zaman böylesine ikonik bir marka halini almayacaklardı.
Morszeck en sonunda hayalini gerçekleştirdi. 1920’lerin efsane uçağını 2016 yılının teknolojileriyle imal ederek tekrar havalandırdı. Hem de kokpitine bilfiil kendisi geçerek. Onu uçurmakla kalmadı, insanoğlunu Mont-Blanc Dağı’nın zirvesine ya da Afrika kıtasının kuzeyine uçmak gibi ilklerle tanıştıran bu uçağı onu hiç bilmeyen nesillerle buluşturdu.

 

İşyerinde verimliliğin sırrı dershane düzeninde

KISA adı M.I.C.E. olan (Meeting, Incentive, Congress, Events) sektörünün ülkemizdeki önemli isimlerinden biri olan İsmail Sezen’le sohbet ediyorduk geçenlerde. Bu M.I.C.E denen şey toplantıları, teşvik edici organizasyonları, kongreleri ve etkinlikleri ilgilendiren sektörün ortak başlığı.
İş hayatında odaların yerini açık ofisler çoktan almışken, verimliliği yüzde 20 artıran acayip ilginç bir uygulama dinledim kendisinden.
Sezen’in şirketinin Almanya ve Hollanda ofislerinde artık açık ofislerde bile kimsenin kendine ait bir masası yokmuş. Ama kendine ait bir dolabı varmış. İşe gelindiğinde herkes dolabından bilgisayarını çıkarıp boş bulduğu bir masaya oturuyormuş. Akşamda tekrar eşyalarını dolabına kilitleyip evine gidiyormuş.
Burada maksat çalışanların hiç tanımadığı kişilerden ve neler yaptıklarından haberdar olmalarını sağlamakmış.
Açık ofise bile hâlâ alışamayanlara duyurulur. Beterin beteri var. Bir sabah patronunuz tarafından dersliğe dönüştürülmüş bir ofisle karşılaşabilirsiniz.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Salı 17 MPH
Güneşli