29 MART 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
21 Aralık 2016 Çarşamba, 09:30:47 Güncelleme:09:31:08

Şahsına münhasır mahalle Yeşilköy

 

İSTANBUL’UN yeme-içme dünyasının yıldız semtleri arasındaydı bir zamanlar Yeşilköy. Son yıllarda nedense çaptan düştü semt. Artık ya mahallelilerin ya da Halkalı, Bahçeşehir gibi sonradan oluşan yerleşim merkezlerinin sayfiye yeri halini aldı.
Oysaki ne kadar müstesna, huzurlu ve sevimli bir semttir.
Eskiden Balıkçı Hasan’a ya da Yüksel Balık’a sık giden biri olmama rağmen artık Yeşilköy’e pek uğramadığımı geçenlerde Renaissance Polat İstanbul’un restoranına gittiğimde fark ettim.
Bir hesap yaptım, en az 20 yıl olmuş otelin kapısından girmeyeli. Bir zamanlar yalnızca haftanın belli günlerinde ve günde bir kere yapılan İstanbul-New York seferleri öncesinde ne olur ne olmaz deyip uçağı kaçırmamak için kalmıştım otelde.
Akşamında da o yıllarda şehrin çekim merkezi bistrolarından biri olan Champions Sport Bar’da yemek yemiştik.

BALIKLARI ÖPEN ŞEF
Onca yıldan sonra ikinci gidişim de yine bir uçak seyahati sonrası oldu. Bu kez de iş çıkışı trafiğini atlatmak için gittim otelin Marmara Balık adlı restoranına.
Burası deniz mahsulleri ağırlıklı bir restoran… Masamı paylaştığım otelin executive şefi Yücel Dereyayla “Tedarik konusunda çok hassastır. İyi bir balığı gördüğündeki halini görmenizi çok isterim. Resmen heyecanlanır, sonra da onu öper” diyor restoranın şefi Çetin Usta için.
Yemeğini yedikten sonra bunu sırf denizden çıkanlara yapmadığını da anladım Çetin Usta’nın.
Gelelim ortama.
Tam başta dediğim gibi. Mahalleliden ve yakın çevreden oluşan bir müdavim kitlesi var restoranın. Çoğu birbirini, personel de onları tanıyor.
Yeşilköy taraflarında ya da yakınlarındaysanız veyahut benim gibi bir uçuş sonrası trafiği lezzetli bir şekilde atlatmak isterseniz, rotanızı Marmara Balık’a çevirin ve özellikle ızgaralarını deneyin derim.

 

Türk mutfağına övgü

TÜRKİYE Sinema ve Audiovisual Kültür Vakfı (TÜRSAK) ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı işbirliği ile gerçekleştirilen 19. Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali her zamanki kapsamına iki yeni bölüm ekledi bu sene.
Bunlardan biri Gastronomi Randevusu.
Amaç sinema ile mutfağı birleştirmek.
Bu kapsamda dünyadaki açlık sorunundan şeflerin yükseliş hikâyelerine, sokak lezzetlerinden literatüre geçmiş mutfaklara kadar pek çok konuya dikkat çekiliyor.
Geçtiğimiz pazartesi akşamı bizleri epeyce gururlandıran ‘Türk Mutfağına Övgü’ (The Turkish Way) adlı filmin galasına ev sahipliği yaptı Beyoğlu Atlas Sineması.
Geleneksel, bir o kadar da yenilikçi şeflerimize yer veren filmin sunumunda Şef Mehmet Gürs, dünyanın en iyi restoranlarından biri olan El Celler de Can Roca’nın kurucusu Roca kardeşlerin Türk mutfağını nasıl keşfettiklerinin hikâyesini anlattı.
Gösterimin ardından Gürs’ün hazırladığı ve ülkenin en değerli lezzetlerine yer veren özel bir mönü ise Mikla Restaurant’da davetlilere tattırıldı.
Bu aralar hepimize her zamankinden çok daha iyi geliyor ve morallerimizi yükseltiyor bu tip başarılı işler.

 

Akılda kalanlar

- Hilton İstanbul Boaphorus’un en efsane terasındaki Dubb Indian’ın şefi Vinod Kumar Chouhan’ın mutfağı tatmaya değer. Özellikle de hindistancevizi sütü, baharatları, nohut unu ve nane sosu ağırlıklı vejetaryen mönüsü…
- Yeni yılda farklı ve ekonomik hediye arayanlar için Kanyon’un hediye pazarındaki eskiler görülmeye değer. Özellikle de plaklar ve oyuncaklar…
- Arnavutköy’deki Hudson’da BuBiProje tarafından düzenlenen ressam Yahya Bağcı’nın sergisi görülmeye değer. Özellikle de bardak ve kadeh serisi…


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Salı 13 MPH 15°
Güneşli