Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Boğaz'da rakı-balık keyfi deyince akla gelen başlıca mekânlardan olan Çengelköy İskele Restaurant'ın zor beğenenlerin tercihi olmasının pek çok sebebi var. Her zaman çok taze ve çok kıvamında pişmiş deniz mahsullerinin adresi olan mekânda en hoşuma giden şeylerden biri gereksiz süslerden uzak sunumları. En pahalı balığı bile isteseniz, tabağınızda sizi meşgul edecek, tabiri caizse gereksiz yiyecek aksesuvarlarına rastlamazsınız. Suyu seli yerinde balığınızın yanında, roka, patates ve bazen de soğandan başka bir şey olmaz. Direkt balığa endekslenmenin en net yolu...

        Mezelerin ve salataların sunumunda da aynı durum hâkim. Özellikle patlıcan salatasını, söğüş karidesini ve mevsimindeki balıkların en taze ve en pişmiş halini yemek için Çengelköy İskele Res-taurant'a gitmenizi tavsiye ederim. Ben tercihimi barbunya balığından yana yaptım. Çok da memnun kaldım.

        KARGAŞADAN UZAKTA...

        İster kaldırımdaki masalarında semt sakinleriyle iç içe, ister iç mekânda, ister terasta deniz mahsullerini mideye indirebilirsiniz.

        Yıllardır değişmeyen dekorasyonu ve personeliyle, müdavimlerinin yanı sıra Çengelköy vapur iskelesinin hemen yanındaki konumunun sağladığı kolay ulaşım avantajı sayesinde, şehrin kargaşasından uzaklaşmak isteyenlerin de tercihleri arasında.

        Dev market zincirlerinin bulunmadığı, ekmeğin fırından, meyvenin manavdan, peynirin peynirciden satın alındığı; eskiden nasılsa halen öyle olan Çengelköy çarşısının keyfini çıkarmak için de ideal bir alternatif klasik.

        Gün batımının da ayrı bir keyifli olduğunu belirtmeden edemeyeceğim.

        İş çıkışı hem biraz rakı, hem de biraz balık yemek üzere erken gittiğimiz Çengelköy İskele Restaurant'a girdiğimizde, bir masada oturan turist grubundan başka kimseler yoktu.

        İyi yemeğin ve tabii ki rakının kapsama alanına öyle bir kapılıp, öyle bir uzatmışız ki; biz mekândan ayrılırken, yine kimse yoktu.

        Ünlü ünsüz, ecnebi Türk müşteriler arasında o gece Çengelköy İskele Restaurant'ı tercih edenler arasında Nilgün Dereli ve Nihal Cansun da vardı.

        ***

        MUMLA, TÜTSÜYLE OLMUYOR

        Ben oldum olası, bu SPA işinin nasıl bu kadar kolayca yayıldığını ve büyük küçük her otelin bir SPA'ya sahip olmasını anlayamadım.

        SPA elediğin şeyin; iki mum, üç tütsü yakıp, tuhaf müzikler çalınıp, garip içeceklerin içildiği, rulo yapılmış havluların bacağına dolandığı, Uzakdoğu çiçeklerinin küçük vazocuklara tıkıldığı, hatta otellerin havalandırmasından havaya muhtaç, yeraltı dehlizlerinden ibaret olmaması gerektiğini düşünüyorum.

        SPA BANA İLAÇ GİBİ GELDİ

        O kadar dehşet örnekleri var ki; nerdeyse küvet olan her mekâna rahatlıkla "SPA" sıfatı verilecek.

        Millet olarak trendlerin nasıl gözünü çıkarttığımıza dair en iyi örneklerden biri de bu SPA'larımız.

        Lafı daha fazla uzatmayayım, zira bu konuya bu kadar takmışken, Four Season Hotel Beşiktaş'ın SPA'sı ilaç gibi geldi hakikaten.

        Ben "Traditional Ultra Luxury Ham-mam" paketinden yararlandım. Tam kırk beş dakika sürüyor. Ayrıca, seçtiğiniz pakette olmasa bile diğer ortak hizmetlerden istediğiniz kadar faydalanma imkânı da var.

        Çok temiz. Çok lüks. Çok net. Parasının karşılığını almak isteyen "Su dan Gelen Sağlık" düşkünlerine şiddetle öneririm.

        ***

        YANLIŞ LAF AVCISI

        Avcı Tolga'nın avı: "Kül tabağı" Doğrusu: "Kül tablası"

        Diğer Yazılar