'Talepler hükümette karşılığını bulduktan sonra orada olmazdım!'
Gezi’de çadır kuran TEMA’nın kurucusu Gökyiğit:
Henüz 15 yaşındayken, tek başına memleketi Artvin'den yola çıkıp; Robet Kolej ve ardından da ABD'de inşaat mühendisliği alanında yüksek lisans eğitimi yapan; bugün ise yıllık cirosu 4 milyar lirayı aşan Tekfen Holding'in kurucusu üç ortaktan biri olan Nihat Gökyiğit ile eski nesil işadamlarının bugüne kurdukları köprüleri konuşuyorum.
Gökyiğit kurucusu olduğu TEMA Vakfı'nın ilkelerini anlatmakla söze başlıyor:
"1940'larda inşaat işleri yapmaya başladığımda, doğanın nasıl tahrip edildiğini gördüm. Aynı binada oturduğum Hayrettin Karaca ile 1992 yılında TEMA Vakfı'nı kurmaya karar verdik. İki önemli ilkem vardı: Birincisi çok büyük bir işe kalkışıyorduk, böyle bir amaç için yapılan çalışmalar kamu ile yürütülmeliydi; ikincisi de en geniş kesimleri kaplamalıydı."
Siyasete girmemeye çalışsa da şu saptamayı da yapmadan geçmiyor: "Atatürk, dönemindeki siyasetçiler gibi (Hitler örneğini veriyor) arkasında bir ideoloji bırakmadı. Kalkınmanın yoksullukla mücadele ve eğitimle sağlanacağını biliyordu. O nedenle Cumhuriyeti kurmadan önce 1. İktisat Kongresi'ni ve 1. Maarif Kurultayı'nı topladı."
Gezi Parkı direnişi ve ardından gelişen olayları konuştuğumuzda, iş dünyasının tedirginliğini "Türkiye bunları hak etmedi" cümlesi ile özetlemek mümkün.
Onursal başkanlığını sürdürdüğü TEMA Vakfı'nın, Gezi Parkı'nda çadırı olduğunu hatırlattığımda, "Demokratik hak arayışında orada olmayı kabul ediyorum, ancak talepler hükümette karşılığını bulduktan sonra orada olmazdım" diyor.
Gezi Parkı'na "Topçu Kışlası" yapılmasına gönlünün razı gelmediğini, ancak Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) yıkılması gerektiğini de sözlerine ekleyen Gökyiğit "ucube" sözcüğünü kullandığı bina için, "Eski teknoloji ile yapılmış bir bina. Hem depreme dayanıklı değil, hem de konser salonu yeterli değil" görüşünü ifade ediyor.
17 Haziran'ın "Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü" olduğunun altını çizen Gökyiğit, TEMA'nın açık adının (Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma) altını çiziyor. Türkiye'nin yeşillendirilmesi konusunda yürütülen tartışmaya da, 2008-2012 yılları "ağaçlandırma" istatistiği ile yanıt veriyor.
Anılan dönemde "ağaçlandırma ve fidan çalışmaları" yürüten Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın 1.819.109.395; diğer kamu kurumlarının 58.719.875, özel ve tüzel kişiliklerin 7.716.900, sivil toplum kuruluşlarının 5.188.109 ve kampanya ile dağıtılan fidanların 109.265.721 adet olduğunu söylüyor. Son 5 yılda toplam 2 milyar adet ağaçlandırma yapılmış. 2008 yılından önce ise ne kadar fidan dikildiğine dair bir verinin ellerinde olmadığını söylüyor.
Gökyiğit'in "İstanbul düne göre daha yeşil" sözleri ise; İstanbul'da 6.5 metrekare olan kişi başına yeşil alan ortalamasının, olması gereken oranın (14 metrekare) altında olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Gökyiğit bir başka çarpıcı veriyi daha paylaşıyor: Bitki türü İstanbul'da yaklaşık 2 bin olurken, bu sayı İngiltere'de 1850, Hollanda'da ise 1600'de kalıyor.
AĞAÇ TARIMI YAPIYORLAR
Kentleşmenin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Gökyiğit, TEMA ile 3. Boğaz Köprüsü konusunda da ayrı düşünüyor. Zira TEMA, 3. köprü ile 5 bin hektar orman alanının yok olacağını iddia ederken Gökyiğit, "Ulaşım sorununun geldiği noktada, bu köprünün yapılması gerekiyor. Etrafında yoğunlaşmayı destekleyecek yapılaşma olmamalı" uyarısını yapmakla yetiniyor.
Gökyiğit, bir hafta önce baskıdan aldığı "Türkiye'nin Biyolojik Zenginliği ve Korunması" kitabının sayfalarını çevirirken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün himayesinde Türkiye'nin bitki envanterini ortaya çıkaracak 28 ciltlik bir kitap çalışması başlattıklarını da vurguluyor.
Ali Nihat Gökyiğit Vakfı ile bitki türlerini artırmaktan, kırsal kalkınmaya kadar birçok çevreci proje yürüten işadamı; 2005 yılında Ali Koç'un da aralarında olduğu 20'nin üzerinde ortakla kurdukları "Endüsriyel Ağaç Tarımı" (ENAT) şirketinin, 1.7 milyon fidan varlığına eriştiğini ekliyor.