Ahmet Çalık da S&P'ye fırça atmış
Kredi derecelendirme kuruluşlarına yönelik Amerika ve Avrupa üzerinden gelen sert rüzgâr, Türkiye'de fırtınaya yol açtı...
Standard and Poor's'un (S&P), mayıs raporunda Türkiye nin kredi görünümünü poziften durağana çevirmesini "Yemezler" ifadesiyle eleştiren Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bu tavrı, Türkiye nin bir ulusal kredi derecelendirme kuruluşu kurması gerektiği yönündeki iradeyi güçlendirdi.
BDDK'nın yürüttüğü, "Türkiye Ulusal Derecelendirme Kuruluşu" oluşumunun paydaşlarının; Türkiye Bankalar Birliği ve KOSGEB gibi kurumlar olabileceği düşünülüyor.
BDDK Risk Yönetimi Daire Başkanı Dr. Ozan Cangürel ve BDDK Bankalar Yeminli Murakıbı Serkan Güngör'ün Dünya Gazetesi'nde yayımlanan 17 Mayıs tarihli yazısı, bu konunun ayrıntılarına dikkat çekiyor. 16 Mayıs'ta, S&P'nin üst yönetiminin, artan tepkiler karşısında "görüş açıklama" yapmak üzere bir basın toplantısı düzenlediğini okuduk. Bu toplantıda S&P'nin, "İstemiyorlarsa kontratımızı iptal ederler, özür dilemeyiz" çıkışı, "Kuru gürültüye pabuç bırakmıyoruz" olarak tercüme edilebileceği gibi, sözünü ettiğim gelişmeler ışığında bir ön alma olarak yorumlanabilir.
ULUSAL DERECELENDİRME ŞİRKETİ KURULUYOR
S&P, 2008'den beri itibarı aşınan "sıfırcı hocaların" kurduğu oligopolistikyapının kırılması için; gerek ABD de, gerekse de AB ülkelerinde alınan kararların yetersiz bulunduğunun farkında olduğu izlenimini veriyor.
Kritik mesele; hem tokmak, hem de davulun kredi derecelendirme kuruluşlarının elinde olması. Örnek: Küresel yatırımcı Warren Buffet'ın aynı zamanda Moody's'in hissedarı olması... (İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Birdal)
Fransa, Japonya, Çin, Hindistan, Malezya, Endonezya, Tayvan, Bahreyn, Filipinler, Tayland, Karayipler ve Bahreyn de kurulan "ulusal" kredi derecelendirme kuruluşları halkasına, yeni ülkelerin de ekleneceği gün gibi ortada.
Türkiye ye verilen notun hakkaniyeti konusunda şüphe oluşması, S&P nin işaret ettiği cari açığın, GSMH'nin yüzde 10'una tırmandığı gerçeğini değiştirmiyor.
İnönü Üniversitesi nin babası Mahmut Çalık'a "Fahri Doktora Diploması" vermesi nedeniyle düzenlenen tören nedeniyle gittiğimiz Malatya da Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık ile tam da bu çerçevede konuşmaya çalıştım.
Çalık'ın, Türkiye'nin 1980'de dünya ekonomileri liginde 30'uncu sıralarda yer alırken, bugün yabancı sermaye çekmekte başarılı, büyüyen bir ekonomi olduğu yönündeki vurgusu kuvvetli geldi...
Ne var ki Çalık'ın bu sözleri IMF'nin şu son 30 yıllık verilerini aktarmama engel değil:
GSYH'ye dayalı verilere göre; 1980 ile 1993 yıllları arasında 17 ile 25'inci sıra arasında gidip gelen Türkiye, 2004'e gelindiğinde 17'nci sıraya demir atıyor.
IMF'ye göre Türkiye 2016'ya kadar bu seviyede kalabilir.
SABAH VE ATV SATIŞ SÜRECİ DEVAM EDİYOR
Çalık, Sabah ve atv'nin satış sürecini sorduğumda "Ben işadamıyım, tüm şirketlerim için görüşebilirim. Türkiye'ye yabancı yatırımcıların ilgisi artıyor. Sadece bu yılın başında TAV, Acıbadem Sağlık, Mustafa Nevzat İlaç hisseleri gibi üç-beş şirketin satışından 2 milyar dolar geldi" diyor ve asıl konuya giriyor:
"S&P'den Paul A. Coughlin (16 Mayıs'ta Türkiye'ye gelen Global Operasyonlar ve Analizlerden Sorumlu Başkan) ile bir toplantıda görüştüm. Kendisine 'Arnavutluk'ta en büyük yatırımcı benim, orayı çok iyi biliyorum. Arnavutluk ve Ermenistan ile Türkiye'ye aynı notu veriyorsunuz, bu mümkün değil. Türkiye'de kaç tane 5 yıldızlı otel var, günde kaç uçak geliyor, Türkiye'nin kapasitesi ile bu ülkeleri karşılaştıramazsınız dedim."
Belli ki Çalık da, S&P'ye "Özür dile" diye seslenenler kampına dahil olmuş...
"Ya özür dile ya da kontratımı iptal ederim" dedi mi bilmiyorum.
Zira kendisine yönelttiğim, "Türkiye'ye çifte standart uyguladığını söylediğiniz S&P, Çalık Holding'in 350 milyon dolarlık teminatsız tahvil ihracı için geçer not verdi. Bu durumda ne yapacaksınız?" sorusuna yanıt alamadım.
Merak ediyorum; S&P' nin Türkiye'deki 30 banka ve şirket müşterisinden sözleşmesini iptal eden çıkacak mı?
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın, "IMF Başkanı Christine Lagarde açık seçik 'S&P özür dilemeli' dedi" açıklamasından, kontratların geleceği açısından uluslararası desteğin önemli olduğunu anlıyoruz.
Elbette S&P'nin verdiği "görüş" gibi, IMF ' nin 30 yıllık verilerine de "Yemezler" diye karşılık verilebilir; ancak o günün bugün olmadığı ortada.
Duygusal olmamak lazım.