SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Neden HDP’ye oy verdim?

29 Ağustos 2016 Pazartesi, 04:10:40 Güncelleme:08:45:42
Sevilay Yazıyor

Sevilay Yazıyor

[javascript protected email address]

 

ASLINDA ilk yazıda bu konuyu ilerleyen günlerde zaten sizlerle paylaşacağımı belirtmiştim ama düşündüm de çok fazla da uzatmaya gerek yok. Çünkü bu mevzunun bundan sonra yazacaklarıma, kalemimi rahat ve özgürce hareket ettirmeme baskı oluşturmasını, blokaj koymasını istemiyorum.

Bu yükten bir an evvel kurtulmam lazım...

Evet... 7 Haziran seçimlerinde tamamen halis niyetlerle, duygusal bakış açısıyla oyumu HDP’ye verdim ve bunu da iktidara yakın gazete olarak bilinen Sabah Gazetesi’nin köşesinden kamuoyuna deklare ettim. Seçimin ertesi günü HDP barajı geçti, ama ben 7 yıl boyunca köşe yazarlığını yaptığım SABAH’tan kovuldum...

O günden sonra hayatım bambaşka bir tarafa evrildi. Gerek dış basın tarafından, gerekse iç basında büyük bir malzeme olarak kabul gördüm ve onlarca gazete, TV’den söyleşi teklifi aldım. Öyle ya! Hazır HDP barajı geçmiş, AK Parti iktidardan düşmüş, büyük bir sarsıntı geçiriyor ve onca zaman iktidara yandaş bir kalem olup da seçimin ertesi kovulan bendenizin kimbilir anlatacak neleri vardı değil mi? Sandılar ki herhalde ben de bir kısım gibi Erdoğan’a, AK Parti iktidarına nefretimden böyle bir duruş sergiledim ve bu duruşumu da kovulmayla birlikte tavana vurdurup ekran ekran gezip, sayfa sayfa konuşup devam ettireceğim.

Ama yanılmışlardı. Çünkü kariyerimi yakmak adına olsa da HDP’ye oyumu emanet etmemin tek bir nedeni vardı... O da; BARIŞ!

Dedim ki; Kürt siyasal hareketinin temsilcisi olan HDP Meclis dışında kalırsa PKK’nın kucağına oturmak zorunda kalır ve o kahrolası kardeşi kardeşe öldürten savaş yeniden başlar bu topraklarda ve anaların yürekleri yeniden dağlanmaya, ocaklara ateşler yeniden düşmeye başlar! Dedim ki; Kürtleri PKK’nın hegemonyasından kurtarmak lazım artık! Bunun da en iyi yolu HDP’yi parti olarak Meclis’e sokmaktır. Eğer HDP barajı aşıp Meclis’e girerse, dantel gibi, ilmek ilmek işleyerek belli bir noktaya getirdiğimiz çözüm süreci de PKK kendini paralasa da devam eder ve çok daha hızlı bir şekilde sonuca vardırılır. Ayrıca dedim ki; düne kadar sadece Kürtlerin legal platformda temsilcisi olarak kabul gören HDP artık Türkiye’nin partisi olma konusunda samimi adımlar atıyor, lider Selahattin Demirtaş çok içten demeçler veriyor, adamlar bölücülükten değil, kardeşlikten ve birlikten dem vuruyor ve “İlla da barış” diyor. Ve hatta bizlerden gelecek emanet oyları gözü gibi koruyacağına ant içiyor, yeminler ediyor... Eee ben bunlara bir kredi açmaz isem kendimi affetmem ki hiçbir zaman!

Özetle niyetim buydu değerli okurlarım. Bunun böyle olduğunu Allah da biliyor, 7 yıl birlikte, kol kola omuz omuza çalıştığım Sabah’ın en üst düzey yöneticileri de!

Peki sonuç?

Bütün o halis ve samimi niyetlerim maalesef elimde patladı! Meğer Demirtaş ve ekibinin söylemleri sadece benim gibi iyi niyetli insanların oyunu çalmak içinmiş. Maalesef Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gördüğünü bizler göremedik. Biz onları Meclis’e “PKK’nın boyunduruğu bitsin o coğrafyada” diye soktuk; onlar kendileriyle birlikte PKK’yı da Meclis’e soktular. Barajı geçtiler ama çukurlar, hendekler kazıp özyönetim gibi abuk subuk ilanlarda bulundular. Şimdi sorsan diyecekleri şey şudur eminim: “Biz söylediklerimizde samimiydik ama derin devlet oyun oynadı, PKK’yı zorla savaşa çekti ve bizi de PKK’nın mecburen kuyruğuna taktı!”

Ben de derim ki o zaman; geçiniz kardeşim! Gelmeseydiniz derinlerin oyununa! Madem derin devlet size tuzak kurdu, düşmeseydiniz o tuzağa! Eğer mesele derinlikse kusura bakmayın PKK’nız da o derinlerin içine gömülmüş eli kanlı maşa bir örgüt! Sizi samimi bulmuyorum artık çünkü samimi olsa idiniz, 7 Haziran öncesi meydanlarda, TV’lerde barış adına söyledikleriniz için gereğini yapardınız! Derin devlet oyun oynadı ise PKK’nın bu oyuna düşmemesi için gidip Kandil’e o silahların önüne siz yatardınız! “Eğer savaşı başlatacaksanız önce bizleri öldürün” deyip rest çekerdiniz! Bunu yapsaydınız eğer o zaman kimsenin size söyleyecek sözü olmaz, bizim gibilere de bu açıklamaları yaptırmak zorunda bırakmazdınız. Yazık ettiniz! Ben hayatımda bir kere oy verdim size, beni pişman ettiniz! Benim gibi milyonlarca insanı da! Bilmelisiniz ki, artık sizin bu topraklarda siyasal olarak bir meşruiyetiniz kalmadı. Kürt halkı da bundan sonra sizin peşinizden gelir mi emin değilim. O nedenle size naçizane tavsiyem, son yılların en içten, samimi, uzlaşmacı siyasi ismi olan Başbakan Yıldırım’ın sözlerine kulak vermenizdir!

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN