ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
21 Ocak 2017 Cumartesi, 00:32:31 Güncelleme:08:49:03

Alkışlar Aylin Nazlıaka’ya!

 

Bir milletvekilinin eylemiyle, tavrıyla ve yaptığı açıklamalarla adından söz ettirmesi, konuşulur olması, gündem yaratması kadar doğal bir durum yok. Siyasetin raconu zaten budur! Racona ters olan ise bir vekilin halkından aldığı temsil yeteneğini hakkıyla vermemesidir.

Açmam gerekirse şöyle: Milletvekili mazbatasını aldıktan sonra etliye sütlüye karışmayıp sadece Meclis yoklamalarına riayet eden, oylamalarda partisinin talimatı doğrultusunda el kaldırıp el indiren ve mümkün olduğunca düşük profilli olmaya özen gösteren tipler, bana göre siyasetçi filan değil, seçilmiş memurdur.

Tamamını kastetmiyorum ama siz de biliyorsunuz ki Meclis’te bu memur tiplerden çok fazla var. Bazılarının adını dahi bilmiyoruz. Çünkü o kadar soyutluyorlar ki kendilerini sosyal mecradan, onları bilmemiz, tanımamız mümkün değil. Meclis’te faal değiller. Bırakın medyada yer alma çabalarını falan sosyal medyada bile var olma gayretleri olmayan bu seçilmiş memurlardan hemen hemen her partide vardır.

Bir de bunların tam zıddı olan tipler var. “Seçilmiş protestocu” diyorum ben bunlara. Adından söz ettirmek için gerekirse düz duvara bile tırmanmaktan imtina etmeyen tipler. Aylin Nazlıaka bu tiplere güzel bir örnektir. CHP’den ihraç edildikten sonra bağımsız kalmayı yeğledi.

İhraç edilmesine neden olan mevzuyu hatırlarsınız herhalde. Bir CHP milletvekilinin, “Artık yeni şeyler söylemek lazım’’ diyerek Atatürk portresini odasındaki duvardan indirdiğini ve buna şahit olduğunu söylemişti. Portreyi indiren kişinin önce Zeynep Altıok, sonra da Necati Yılmaz olduğunu öne sürmüştü. İki isim de iddiaları reddedince ve iddiasını ispatlayamayınca disiplin süreci başladı, Nazlıaka iftiradan gümledi.

Bardağı taşıran son damlaydı Atatürk portresi işi ama ondan önce de garip protesto yöntemleri nedeniyle partinin genelinde yüz buruşturulan bir isimdi Aylin Hanım. Mesela korkunç bir şekilde öldürülen Özgecan kızımızın katlinin ardından kadına şiddete dikkat çekmek için sokaklarda dans etmesi falan epeyce rahatsızlık yaratmıştı. Gün yüzüne çıkmadı o dönem ama Nazlıaka’ya partililer tarafından çok sert tepkiler gösterildiğini, “Eylemleriniz bizi kamuoyunda komik duruma düşürüyor” şeklinde eleştiriler yöneltildiğini biliyorum.

Gelelim asıl mevzuya... Değerli okurlarım, protesto bir haktır eyvallah da bir protestonun hem mantığı hem de kuralı vardır! Kendisini Meclis kürsüsüne kelepçeleyen Nazlıaka dedi ki: “Eylemimle amacım MHP’li vekillere mesaj vermekti!” İyi de bunu yaparken TBMM kurallarına aykırı davranıp hem kürsüyü işgal ettiğinizin hem de Meclis’i saatlerce çalışamaz hale getirdiğinizin farkında değil misiniz sayın vekil?

Kaldı ki ne siz konuşma özürlüsünüz, ne de MHP’li vekiller anlama özürlü! Yani bu kadar insan konuştu MHP’liler mesaj almadı da siz kendinizi o kürsüye zincirleyince mi alacaklardı mesajı? Ayrıca izledik ki insanlar eyleminizi bitirmeniz için saatlerce uğraştılar. Meramınız mesaj vermek ise eğer verdiniz de... Eeee? Kaç saat daha kalmayı düşünüyordunuz kelepçenizle o kürsüde? Bütün bir gün mü? Ay mı? Ne kadar?

Öyle ya, bir protestonun amacı varsa süresi de vardır. Önceden planlanır bu. Siz bir süre belirlemiş miydiniz? Ben vereyim cevabı. Tabii ki belirlememiştiniz. Amacınız eylem sonunda Meclis’i birbirine katmak ve mümkünse saç baş yoldurtmaktı ve sonunda da kendinizi konuşturmaktı.

Pekii... Hepsi oldu. Oldu da merak ediyoruz, vermek istediğiniz mesaj karşılık buldu mu? MHP’li vekiller kelepçeli protestonuz sayesinde bu Anayasa değişikliğine “HAYIR” mı diyecekler? Nasıl yani son durum?

HAVA DURUMU
Cuma15 MPH30°
Az Bulutlu