Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Dün sabah güne dünyanın en uç noktalarından biri olan Yeni Zelenda’daki katliamla uyandık…Gerçekten korkunç bir katliam ve üzerine de bir şeyler yazmak çok zor.Saldırılarda hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.

        Hiç arzu etmediğim bir şeydir terörü ve terörizmi bir dine iliştirmek ama sonuçta 49 kişinin ölümüne, 50'den fazla insanın yaralanmasına sebep olan terör saldırısının “İslamofobi-İslam Düşmanlığı-Nefreti” olduğunu söylemek zorundayım.Maalesef bu korkunç katliam da, dini kaynaklı bir katliam.

        Birçok yönden irdelenecek, üzerinde çok konuşulacak bir vahşet... O kesin ama ben özellikle bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.O da o canilerin, katillerin yaptıkları katliamı anbean videoya kaydetmeleri hususu...

        Bilmiyorum tamamını izleyebildiniz mi o videonun ama ben izlediğimde gerçekten dehşete kapıldım.

        Ve o canilerin aralarında bir lokma çocukların da olduğu masum Müslümanları, üstelik de ibadet ederken gözünü kırpmadan katlederken bunu bir bilgisayar oyunu formatındaymış gibi yapmış olmalarına inanamadım.

        O kadar serin kanlı ve o kadar rahat ki katliam anında katil… Gerçekten de sanki camiye girip insanları taramıyor silahıyla, beyaz bir camın arkasında oyun oynuyor gibi…

        Bence herkesin, bilhassa bu tür oyunlara meraklı gençlerin ebeveynlerinin üzerinde önemle durması gereken bir nokta bu husus.

        Açıkçası ben bu ayrıntıdan dolayı çok korktum. Ve bu katliamı işleyen o insanları bu kadar gözü dönmüş, robot misali ruh haline çeviren play station ve bilgisayardaki oyunlarla ilgili tüm dünya devletlerinin derhal radikal önlemler alması gerektiğine kanaat getirdim.

        Bu arada bir noktaya daha dikkat çekeceğim…

        Nereden, kimden gelirse gelsin… Terör bir vahşettir ve insanlık suçudur.

        Ve sebepleri, bahaneleri öyle bile olsa teröre zemin yaratanın, teröristlere katliam yaptıran şeyin inandıkları dinler olmadığının bunun sebebinin kişilik bozukluklarının olduğunun bilincinde olmalıyız.

        Ben hiçbir inançta, hiçbir dinde başka dine mensup ya da dinsiz diye insanların hunharca katlinin vacip olduğu düşüncesinin olduğuna inanmıyorum.

        Başka bir dini kendi inancı için tehlike saçan bir inanç görüp o dinden ve o dine inananlardan nefret edenlerin gerçek inanan, iman edenler değil, patolojik olarak fazlasıyla hastalıklı olduklarına inanıyorum.

        O nedenle, nasıl ki daha önceleri işledikleri katliamları İslamiyet adına işlediklerini söyleyenler için Müslüman terörist denilmesine karşı çıktığım gibi, Yeni Zelanda katliamını işleyenlerden de bahsederken “Hristiyan Terörü” ya da “Hristiyan Terörist” denilmesini doğru bulmuyorum.

        REKLAM

        ***

        Türkiye’ye enerji veren kadınlar

        Önceki gece, bu yıl 2. düzenlenen "Türkiye’ye Enerji Veren Kadınlar Ödül Töreni"ndeydim.

        Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un katılımlarıyla Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda düzenlenen törenle ödüller sahiplerini buldu.

        Organizasyonun ilkini de geçen yıl izlemiş ve o zaman da izlenimlerimi sizlerle paylaşmıştım.Bir kere şunu baştan söyleyeyim; fikir babası Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın olduğu bu proje harikulade bir proje…

        Neden?

        Çünkü enerji sektörü denilince akla erkek egemenliği geliyor.

        Maalesef ülkemizde sadece erkeklerin varlık gösterebildiği, onların söz sahibi olduğu bir sektör algısı hakim.

        Oysa öyle değil.

        Evet. Tamam erkekler daha çok söz sahibi ama kadın da yok değil.

        O yüzden, “Türkiye’ye enerji veren kadınlar” fikri şahane bir iş diyorum işte…

        Enerji sektöründe kadınların da neler yapabildiğini ve yapabileceklerini topluma gösteren, anlatan müthiş bir proje.

        Bu arada yüzlerce kadının aday olup yarıştığı ve Akademi, Profesyonel, İş Dünyası, Girişimcilik, İlham Veren Kadın ve Jüri Özel olmak üzere 6 kategoride dağıtılan ödüller birbirinden güzel, enerji veren kadınlara verildi.

        Hepsi birbirinden kıymetliydi hiç kuşkusuz o ödül alan kadınların... Ama beni en çok etkileyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Strateji Geliştirme'deki önemli ismi Gülefşan Demirbaş oldu.

        Demirbaş, erkeklerin egemen olduğu, söz sahibi olduğu Türkiye enerji sektörü gibi bir sektörün içinden çıkıp, Uluslararası Enerji Düzenleyicileri Konfederasyonu ve Akdeniz Enerji Düzenleyicileri Birliği gibi çok saygın kuruluşlarda görev yapmış bir kadın.

        Bilmesini isterim; çok gurur duydum kendisiyle…

        Hele hele ödülünü almak üzere sahneye çıktığında kendisine destek için gelen EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz dahil, diğer üyelerinin de orada olması ve Demirbaş’ın konuşması sırasında verdikleri destekten dolayı onlara dönüp teşekkürlerini sunması ve onların da deliler gibi alkışlaması çok hoş bir sahneydi…

        Mutlu oldum bir kadın olarak… Musmutlu…

        Diğer Yazılar