SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Bamya ve lahana savaşı

14 Eylül 2016 Çarşamba, 00:10:45 Güncelleme:08:39:45
Seyhan Livaneli

Seyhan Livaneli

 

Değerli okurlarım, yazıma başlarken, bayramınızı en içten dileklerimle kutlamak isterim.

Bu bayramın, ülkemize ve İslam âlemine barış ve huzur getirmesi dileklerimle sizlere Osmanlı mutfağındaki esprili yemeklerden söz etmek istiyorum.

Saraya aşçı alımında iki önemli kıstas, soğanlı yumurta ve bamya pişirmekti.

Bamya sadece saray mutfağının değil sarayın çeşitli alanlarında da etki idi. Murat zamanın da kurulan ve Osmanlı tarihindeki ilk spor takımları olan Bamyacılar ve Lahanacılar, devrin popüler sporu olan iki cirit takımının ismiydi.

Sultan birinci Mehmet biniciliği (cündilik) geliştirmek için daha önce valilik yaptığı Amasya ve Merzifon’dan topladığı usta binicilerle iki bölük kurdurmuştur.

Bu iki bölükten de iki spor takımı oluşturmuştur.

 

ÜNLÜ ÜRÜNLER

 

Merzifon’un büyük lahanaları ünlü olduğu için oradan gelenlere Lahanacılar, Amasya’nın da bamyası ünlü olduğu için sporcularına Bamyacılar denmiştir.

Lahanacılar ve Bamyacılar Sultanın önünde, at ile çeşitli gösteriler ve cirit karşılaşması yaparlardı.

Yarışmalarda Sultan Mehmet’in süvarileri, yani Merzifon kuvvetleri (Lahanacılar) daime üstün başarı gösterir ve Amasyalılar’a karşı galip gelirlerdi.

Zaman içerisinde bu süvari birliklerine verilen isimler unutuldu.

Ancak Fatih Sultan Mehmet zamanında saraya ait askeri birliklerde Lahanacılar ve Bamyacılar’ın adı yaşatılmıştır.

Merasim günlerinde bir onur payı olarak saray kapılarında saray kapılarında Bamyacılar ve Lahanacılar nöbet tutarlardı.

Eski Gülhane Bahçesi’nde yer alan, iki adet nişantaşında Üçüncü Selim’e ait olanının üzerinde Lahana, İkinci Mahmut’a ait olanının üzerinde ise Bamya motifleri bulunur.

Gülhane Bahçesindeki lahana bezemeli Nişantaşı, 1790 tarihinde Sultan Üçüncü Selim’in, 400 adımdan bir yumurtayı vurması anısına dikilmiştir.

Üçüncü Selim, Lahanacılar takımına duyduğu sevgiyi, İlhami mahlası ile yazdığı şiirde şöyle dile getirmiştir.

Kış mevsiminde çıkar ortaya lahana

Gerçi biçince Keykavus’un topuzuna benzer

Can verir insana, çünkü taze gül yaprağı gibidir lahana

Dizilmez yüz bin bir ipliğe bamya gibi

Aslandır o, arabayla gezer sanki lahana

Hiçbir zevk ve mutluluk olmazmış onsuz

Olur mu? Helva söyleşileri olmazsa eğer lahana,

Layıktır, İlhami ne türlü övgüler yazsa

Lahanacığım, lahanacığım, lahanacığım, lahana.

 

TAKIM BİLİNCİ

 

Lahana ve bamya ile simgeleşen takım bilinci, Topkapı Sarayı’ndaki haremde bulunan Şeyh zadegân Dairesindeki ocağın içinde, (18. yüzyılın sonu 19. yüzyılın başı) kalemişi tekniğinde lahana ve bamya motifleri olarak duvar resimlerinde kendini gösterir.

Sonuç olarak tarihimizde de yer aldığı gibi çok önemli sebzeler.

Ancak pek çoğumuz bu sebzeleri çok sevmeyiz.

Bu yazı belki, özellikle üzerine şiirler yazılmış, spor takımlarına simge olmuş bu besinlere biraz alışmamızı sağlar.

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN