SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Uçan tekme

23 Eylül 2016 Cuma, 01:14:15 Güncelleme:08:49:10
Sirel Ekşi

Sirel Ekşi

[javascript protected email address]

 

Sıkı bir dövüş filmleri hayranı olarak uçan tekmeyi havada zarafetle dönerek yani bir anlamda uçarak rakibin göğsüne ya da başına incelikli bir bilek hareketiyle tekme savurmak olarak açıklayabilirim. Bruce Lee, Chuck Norris ve Jet Li’nin uçan tekmelerine hayran olduğumu söylemeliyim. Geçenlerde anneme Ejderin Öpücüğü filmini izlerken Jet Li’nin, kirli polis Tcheky Karyo’nun suratında patlayan son derece estetik uçan tekmesinin ardından, “şöyle bir uçan tekme atamadan ölüp gideceğim” demiş annemi hayli güldürmüştüm. Ardından annem, “bir dahaki sefere tekmeyi atana değil de yiyene bak, o acıyı gördükten sonra sen kimseye tekme mekme atamazsın” demişti. Bu basit cümle, filmlerde estetiğine odaklandığım dövüşün gerçek hayatta pek de insani bir durum olmadığını hatırlattı. İnsan altmış yaşına da gelse annesinden öğreneceği şeyler oluyor tabii.

BÜYÜK ŞOK YAŞADIM

Geçenlerde uçan tekme son derece üzücü bir olayla gündeme geldi. Bu hiç de estetik olmayan tekmeyi, tamamen ilkel duygularla hareket eden bir yaratık (üzgünüm insan diyemeyeceğim), yaşamın hiçbir alanında asla başa çıkamayacağını bildiği ve bu nedenle korktuğu rakibine savurdu. Olayın yaşandığı otobüste bu insanlık dışı harekete sessiz kalanlar aslında o tekmenin giyimi beğenilmeyen hanımefendiye değil bütün kadınlara, analarına, karılarına, kızlarına, kız kardeşlerine de savrulduğunun farkına varamadılar. Hala da varabildiklerinden emin değilim. Haberi okuyup, görüntüleri izledikten sonra olayın şokundan çıkamadım. Hiç kuşkusuz tekmeye maruz kalan hanımefendi, fiziksel acıları geçse bile o anı hiç unutmayacak.

Üzücü olayın yargıyla ilgili yönü pek de iç acıcı başlamadı. Bu nedenle kendisi gibi düşünüp yaşamayanı sindirip yok etmeye yönelik bu cani hareket nasıl cezalandırılacak merak içindeyim. Olayın olumsuz yansımaları da hemen kendisini gösterdi.

Saldırganla benzer akılda bazı yaratıklar, ‘şortlu kadının başına geleni biliyorsunuz haa’ diyerek sağı solu tehdit etmeye başladı. Bu tehdit de nedense çevredekilerden tepki görmedi. Oysa bilinçli insanların kadın ya da erkek böyle bir söylemi cümle tamamlanmadan susturmaları ve ağzının payını vermesi gerekirdi.

GÖRGÜ VE HOŞGÖRÜ

Geçenlerde Soner Yalçın toplum olarak görgüyü kaybettiğimizi yazmış. Bu sözlerine katılıyorum. İzmir Özel Türk Koleji’nde erkek arkadaşlarımız bizimle konuşurken ceketlerinin düğmelerini iliklerdi.

Aksi durumda cezalandırılırlardı. Bizler ceketlerimizi çıkarmak için öğretmenlerimizden izin alırdık. En büyük şoklarımdan birini henüz okulun ilk günlerinde fakülte kantininde o dönem zor bulunan taburelerden birine tam oturacakken erkek öğrencilerden birinin gelip zorla elimden almasıyla yaşamıştım. Ancak anında tepki görmüş taburem bana dönmüştü.

Fakat uzun süre bir erkeğin kadının elinden oturacağı tabureyi nasıl alabildiğini anlamaya çalıştığımı hatırlıyorum. Ve bizler yetişirken çevremizde olan onca nazik, görgülü, bilgili, hoşgörülü insanın nereye kaybolduklarını merak ediyorum.

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN