1 Mayıs
Belki de işçi kökenli bir ailede büyümediğim için 1 Mayıs'ın anlamını geç öğrendiğimi söylemeliyim. Çocukluğumuzda tatil olan o günde pikniğe gidilirdi ve bizim için 1 Mayıs bahar bayramıydı. 1976 yılında Taksim'de Türkiye'nin ilk geniş katılımlı 1 Mayıs kutlaması DİSK'in organizasyonuyla yapıldığında üniversite çağındaydım ve günün anlamını çoktan öğrenmiştim. Ertesi yıl aynı yerdeki kutlama, tarihe "Kanlı 1 Mayıs" olarak geçti. 30'un üzerinde can, yaşamını Taksim Meydanı nda kaybetti.
Emeğin kutsandığı bir gün olan 1 Mayıs'ın tarihi dünya emekçilerinin kanlarıyla yazılmış denebilir. Hemen her ülkede insanca çalışma şartlarını kabul ettirebilmek için işçiler canlarını vermişler. Günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma saatlerini günde 8 saate indirmek pek de kolay olmamış. 156 yıl önce Melbourne da taş işçilerinin 8 saatlik iş günü için başlattıkları yürüyüş kısa sürede dünyaya yayılmış, ırkçılığın tüm şiddetiyle hüküm sürdüğü dönemde ABD'nin pek çok eyaletinde siyah beyaz ayrımı olmaksızın tüm işçiler haklarını ortak eylemlerle aramışlar, bu uğurda birlikte can vermişler. Kaynaklara göre; 1889 da toplanan İkinci Enternasyonal de 1 Mayıs ın tüm dünyada "Birlik, mücadele ve dayanışma günü " olarak kutlanmasına karar verilmiş.
Türkiye cephesinde de 1 Mayıs'ın oldukça karışık bir geçmişi var. Türkiye'de ilk kez 1912'de kutlanan 1 Mayıs ancak 1923'te yasal olarak bayram ilan edilmiş. 1925'te Takrir-i Sükûn yasası gereği yasaklanmış ve bu yasak uzun yıllar sürmüş. 1935'te 'Bahar ve Çiçek Bayramı' adı altında bir günlük ücretsiz izin günü olmuş.
Ülkemizde 20. Yüzyıl'ın ikinci yarısında ivme kazanan işçi hareketleri sonucu olarak 1976 da en geniş katılımlı kutlama ardından 1977 Kanlı 1 Mayıs olayı gerçekleşti. 1 Mayıs, 1981 de resmi tatil günü olmaktan çıkarıldı. 2008 de Emek ve Dayanışma Günü olarak kutlanması kabul edilen 1 Mayıs, 2009 da yeniden resmi bayram oldu.
DAYANIŞMA GÜNÜ
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ama gelen haberlere bakılırsa bu yılki kutlamalar farklı kentlerde, farklı meydanlarda yapılacak. Yani pek dayanışmayı vurgulayacak bir durum yok gibi görünüyor. Oysa emeğin gücü ve emekçinin dayanışmasının tarih içinde pek çok müşkülü aştığı da bir gerçek. Tek kalp, tek yumruk olunan coşkulu bir kutlama herkes için güzel günlerin müjdecisi olmaz mı? Umarım bu ütopik bir dilek olarak kalmaz. Korkusuzca birlik ve dayanışma içinde coşkulu kutlamalar yapabileceğimiz günler yakındır.