Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Tüm zamanların en kışkırtıcı, vahşi ve marjinal müziklerinden biri olarak tarihe geçen İgor Stravinski’nin ‘Bahar Ayini’ aslında bir bale müziği.

        Hıristiyanlıktan önceki Rusya’nın bir bahar töreninin canlandırıldığı eser “Yeni Yetmelerin Dansı”, “Yaşlılar Geçidi”, “Toprağın Kutsanması”, “Bahar Tanrısına Kurban Edilen Kızın Dansı” gibi dansları içeriyor.

        Günümüzde çok sevilen ve bazı bölümlerine pek çok kulağın aşina olduğu bu eser 1913’de Paris’te ilk sahnelenişinde kıyametler koparmıştı.

        İnternette ulaştığım bir kaynakta sözü edilen “Savaştan Sonra Müzik” adlı kitabın yazarı Carl Von Vehchten’in anlattıklarını özetlersek: “Bahar Ayini’nin gösterisi başladıktan biraz sonra ıslıklar, yuhalamalar, ayakları yere vurmalar da başlamıştı. Gürültü öyle artmıştı ki müzik ancak arada duyuluyordu. Dansçılar bile müziği zor duyabiliyorlardı. Camille Saint Saens gösteri başladıktan biraz sonra yerinden kalkmış, müzik hakkında acı sözler söyleyerek büyük bir öfkeyle çıkıp gitmişti. Eleştirmen Andre Capu avazı çıktığı kadar bağırarak bu müziğin büyük bir sahtekârlık olduğunu açıklıyordu. Avusturya elçisi yüksek sesle gülüp alay ediyor, Prenses De Pourtales locasından çıkarken, “Altmış yaşındayım, ama ilk defa bir aptal yerine konuyorum” diye dertleniyordu.

        Bir kadın yandaki locada müziği ıslıklayan bir adamı tokatlıyor, bu yüzden erkekler birbirlerine kartlarını verip düelloya davet ediyorlardı. Bu arada Maurice Ravel “deha” diye bağırıyor, başka bir Fransız müzikçisi Roland-Manuel müziği savunurken itişip kalkıştığı için fırlayan yakasıyla müziği alkışlıyor, solgun, heyecanlı Claude Debussy yanındakilerden susup müziği dinlemelerini rica ediyordu. Sahne gerisinde Stravinsky, ıslıklayanlarla dövüşmek için salona atlamaya çalışan Nijinski’yi zor tutuyordu.

        Bahar Ayini, 11 Temmuz 1913’te Londra da oynandığında izleyicilerin davranışı bu kadar aşırı olmadı. Ama eleştirmenler gene mangalda kül bırakmıyorlardı: “Çoğumuzun anladığı anlamda müzikle hiçbir ilişkisi yok bunun.” “Bir grup vahşi... Ancak böyle sesler çıkarabilir.” 1924 te Pierre Montreux, Boston Senfoni Orkestrasıyla Boston’da orkestra süitini çaldırdığında da hala bu anlayışsızlık sürüyordu. 1913’te hala romantik müziğin kalıntılarına alışkın kulaklar için “Bahar Ayini” inanılmaz ölçüde yeni bir müzikti. Durmadan değişen vuruşları, çeşitli ritimlerin üst üste gelişi, alışmamış kulaklar için yırtıcı gelen uyumsuzlukları, çok tonlu oluşu gibi özellikleriyle zamanın müzik dünyasını altüst etti. Özellikle genç müzikçiler üstünde büyük etkisi oldu.”

        İşte bu Bahar Ayini, 26. Uluslararası İzmir Festivali’nde 5-24 Haziran tarihleri arasında İzmirliler’i fethetmeye hazırlanıyor. Tarihi Sigara Fabrikası’nda, orkestraya dahil olabilir, bu inanılmaz müziği yönetebilirsiniz bile.

        Diğer Yazılar