Öyle bir festival ki..
26. Uluslararası İzmir Festivali’nin programı açıklandı. İnsanı soluksuz bırakacak cinsten bir program. Bu sayede İzmir Festivali neredeyse bütün hayallerimi gerçekleştirmiş oluyor. Barışnikov’u, Tokyo Baleyi, Concertgebouw Orkestrasını, Sting ve Joan Baez’i, çocukluk aşkım Tom Jones’u, La Scala Filarmoni’yi, James Brown’ı Blues Brothers’ı ve tabii Zubin Mehta’yı, Flander Balesi’ni izleme ve dinleme hayallerim İzmir Festivali sayesinde gerçekleşti.
Bu yıl programda biri dijital ortamda üç büyük orkestra birden var. Geçen yıl dinlemeye doyamadığımız Philharmonia Orkestrası dijital ortamda 20 gün İzmir’de. Yanı sıra Berlin Filarmoni ve yeni yıl konserlerini iple çektiğim Viyana Filarmoni. Ve dahası her izleyişimde gözyaşlarımı tutamadığım, bale tarihinin en acıklı aşk hikayesi “Giselle” de festivalde. Üstelik klasik balenin en önemli topluluklarından biri geliyor. Türkiye’ye ilk gelişleri. Hollanda Ulusal Balesi 50. yılını İzmir Festivali’nde kutluyor. İnsan daha ne ister.
26. Uluslararası İzmir Festivali, EXPO 2020 adaylık sürecindeki İzmir’in bence en büyük şansı. Düşünün, biri dijital ortamda dünyanın en büyük üç orkestrasını, sayılı bale topluluklarından birini, oda müziğinin iki büyük ismi Camerata Salzburg ve Alman Faure Quartet’i, çağımızın en büyük keman virtüözlerinden, Paganini’nin kemanıyla çalma onuruna ulaşmış nadir kemancılardan biri olan Alexander Markov’u ve onun efsane haline gelen Rock Konçertosu’nu, Türkiye sevgilerini albüm kapaklarına taşıyan, Türkiye’de de çok sevilen Pink Martini’yi, çok genç bir trio olmalarına rağmen bir anda ülkemizde ve Avrupa’da festivallerin, konser sahnelerinin aranan ismi olan Arkas Trio’yu, İtalyan operasının genç isimlerinden mezzosoprano Francesca Franci’yi, Yahudi ve Balkan müziğinin tartışmasız en iyi temsilcilerinden Polonyalı kroke üçlüsünü ve tabii tanımlamak için hiçbir sıfata gerek olmayan Erkan Oğur, Derya Türkan ve Vincent Segal’i aynı festivalde izleme şansınız var. Birkaç gün önce sözünü ettiğimiz festivalin açılış etkinliği “Re-Rite Ses ve Video Yerleştirmesi”ni de unutmamak gerek. Bence okulların yapacağı ilk şey öğrencilerini topluca İzmir Sigara Fabrikası’na getirmek olmalı. Gençlerin kendilerini müziğin içinde büyük bir orkestranın elemanıymış gibi hissetmeleri, üstelik perküsyon odasında eserin çalınışına katılabilmeleri her zaman elde edebilecekleri bir şans olmasa gerek. Az daha unutuyordum. 26. Uluslararası İzmir Festivali, aslında 28-29 Mayıs’ta Gündoğdu Meydanı’nda kolay kolay unutulmayacak bir sokak gösterisi ile başlayacak. Çin Kültür Yılı şerefine, Ejderha Belirecek, festival başlayacak. Detayları başka bir yazıya bırakalım.