Siyah İnci
Başlıkta sözünü ettiğim Siyah İnci, Anna Swell’in sevilen çocuk romanının kahramanı soylu tay değil.
Bu Siyah İnci, bir kemençe. Çok sevilen bir kadın için yapılmış, sonsuz bir sabrın, ustalığın, bilginin ve emeğin aşkla buluşmasının ürünü. Bakmaya kıyamayacağınız güzellikte, o kadar narin, zarif ve güzel.
Lutiye ve sedefkâr Veyis Yeğin’in eşi değerli kemençevi Gülten Yeğin için yaptığı Siyah İnci, 28 Mayıs’a kadar MÜZİKSEV’de sergilenecek. Bu özel serginin tek süsü kuşkusuz bu kemençe değil, ikiz kanunlar başka bir yazının konusu olacak. Ama bugün görür görmez vurulduğum Siyah İnci’yi anlatmak istiyorum.
Ege Üniversitesi Klasik Türk Müziği Konservatuvarı Çalgı Yapım Bölümü öğretim elemanı, lutiye ve sedefkâr Veyis Yeğin, MÜZİKSEV’in birinci yaş gününde “Sedefkârlık üzerine” bir konuşma yaptı.
Salonu tamamen dolduran konuklar, akıcı, sıkmayan, uzun bir tecrübenin ve bilgi birikiminin ürünü bu konuşmayı ilgiyle dinledi.
Sedefkârlık, günümüzde neredeyse kaybolmuş geleneksel sanatlarımızdan biri. Bu konuşma sayesinde sedef işlemenin ne demek olduğunu, hayranlıkla izlediğimiz eserlerin nasıl bir sabır ve bilgi gerektirdiğini öğrendik. Böylece Siyan İnci’nin değeri gözümde bir kat daha arttı.
Zaman zaman karıştırılsa da klasik kemençe ile Karadeniz kemençesi birbirinden tamamen farklı iki çalgıdır. Yayla çalınmaları dışında ne şekilleri, ne sesleri ne de çalma teknikleri benzer. Klasik Kemençe dediğimiz yani Siyah İnci’nin ait olduğu aile; boyu 50 santimetreyi bulmayan, yarım armut ya da su damlası şeklinde üç telli, tırnak ve yay yardımıyla çalınan bir çalgıdır. Eğer üstadının elindeyse olağanüstü sesi dinleyenleri büyüler. Türk müziğinin çalınması en zor sazlarından biridir. Kökeni Bizans İstanbul’una dayanan bu saz özellikle Yunanistan’da İstanbul Kemençesi olarak da bilinir. Göz kamaştırıcı süslemeleriyle Osmanlı Saray müziği geleneğinin nadide çalgılarından biridir.
İşte Siyah İnci böylesine soylu bir saz. Abanoz sapı marküteri tarzında Rumi sedef motiflerle işli. Burada kullanılan, Veyis Hoca’nın ‘inci köpüğü’ dediği özel sedef üzerine ışık düştüğünde büyülü bir şekilde parlıyor. Ses kutusunu süsleyen sedef kakma çiçekler o kadar zarif yerleştirilmiş ki.
Kemençeyi çepeçevre dolaşan mozaik tarzı işlenmiş bordür sonsuz sabrın adeta sembolü gibi.
Bu bordür milimetrik süslemelerin yine milimetrik bir kanal içine hepsi aynı boyda olmak üzere yerleştirilmesiyle yapılmış. Mini minnacık baklava dilimleri ve noktalar, Siyah İnci’ye daha büyük değer katmış. Veyis Hoca konuşmasında sedef süslemelerin çalgının sesini etkilemediğini söyledi. Ben Siyah İnci gibi enstrümanların ruhu olduğuna inanıyorum. Onlar güzel olduklarını biliyor ve hele sevilenin elindeyse bambaşka tınlıyor.