HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Sirel Ekşi

Sirel Ekşi

[javascript protected email address]

Sokak Kedisi Bob

16 Mart 2013 Cumartesi, 12:12:50Güncelleme: 14:09:19

Bilgisayarımın masaüstü arka planını süsleyen, başını patilerine dayamış, yeşil gözleriyle uzaklara bakan sarman, dünyanın en ünlü kedilerinden biri. Londralı Sokak Kedisi Bob. 2012 yılı başlarında küçük bir gazete haberi dikkatimi çekmişti. Haber, Londralı bir sokak müzisyeninin kedisiyle ilgiliydi. Hem sokak müzisyenleri hem de kediler ilgi alanıma girdiği için haberi okumuş, sahibinin omuzlarında seyahat eden Bob'a hayran olmuştum.
İkiliyle ilgili ikinci haber müzisyen James Bowen'ın yazdığı kitabın "best seller" olmasıyla ilgiliydi. O gün, bir gün bu kitabı okuyabilmeyi dilediğimi hatırlıyorum. Bu dileğim 20. İzmir Avrupa Caz Festivali'nin çalışmalarının en yoğun olduğu dönemde gerçekleşti. Sevgili patronum Filiz Sarper bir cumartesi günü elinde kitapla geldi. Doğrusu bu ya kitabın Türkçe'ye çevrildiğini bile bilmiyordum. Nasıl sevindim anlatamam. Ancak okumaya bir hafta sonra başlayabildim. Otobüste önüme bakarak yolculuk yapamadığım için kitabı gece uykumdan çalarak kısa zamanda bitirdim.
Kapakta Bob'un gözlerinin rengindeki yeşil atkısıyla çekilmiş harikulade bir fotoğrafı var. Başlık üzerinde şu satırlar yer alıyor: " Tam 22 dile çevrilen gerçek bir öykü. Bu kitapta okuyacaklarınız hayal ürünü değil." Ve kitap "Sıradışı bir dostluk öyküsü" olarak tanıtılıyor. Yabancı yayınlarından çıkan kitabı Türkçe'ye Işıl Karahanoğlu Zaimoğlu çevirmiş. Bu işi o kadar mükemmel yapmış ki kitap Türkçe yazılsa ancak bu kadar olur.

Arka kapaktaki tanıtım yazısında "Sokaklarda yaşayan James Bowen yaralı bir sarman bulduğunda hayatının ne denli değişeceğini bilmiyordu. Kıt kanaat geçiniyordu ve son ihtiyacı olan şey bir kediydi. Oysa tanıştıktan sonra ayrılmaz bir ikili oldular ve birbirlerinin yaralarını sardılar. Sokak Kedisi Bob, herkesin yüreğine işleyecek, umut dolu ve sıcacık, gerçek bir hikâye..." diyor.
Eroin bağımlılığından kurtulabilmek için çok büyük bir mücadele veren James Bowen bu mücadeleyi Bob olmasa kazanamayabileceğini söylüyor. Anlatılan her şeyin gerçek olduğunu bildiğiniz için bambaşka bir şekilde etkileniyorsunuz. Sokaklardaki yaşamın acımasızlığı, yaralı iki canın birbirlerine daha sıkı sarılmasını sağlıyor. Ve yemyeşil gözlü güzeller güzeli akıllı bir sarman, ömrünün yarısından çoğunu sokaklarda geçirmiş bir bağımlıdan çok okunan bir yazar yaratıyor.
Her zaman kedilerin sadece kedi olmadığına, gizemli güçlere sahip yaratıklar olduğuna inandım. Yaratık diyorum çünkü Bob da dâhil tanıdığım hiçbir kediyi "hayvan" olarak tanımlamak içimden gelmiyor. Eğer kitabı okursanız ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.




Diğer Yazıları

Kutsal’ın bisiklet maceraları

  • Yayın Tarihi: 28/11/14 01:49
  • [javascript protected email address]
Eski dostum Kutsal Lenger, nevi şahsına münhasır (kendine özgü davranış ve karakteri olan) bir adamdır. Aslında bir araya gelmesi pek de mümkün olmayan pek çok özelliğe sahiptir. Tanıdığım en iyi grafikerlerden ve fotoğrafçılardandır. Belirgin özelliği,...
Devamını Oku

St. Maria’da org dinlemek

  • Yayın Tarihi: 25/11/14 00:28
  • [javascript protected email address]
İzmir'in kültür ve sanat yaşamında Arkas Holding'in ayrıcalıklı bir yeri var. Klasik Batı Müziğine uzun soluklu ve evrensel düzeyde katkı sağlamak amacıyla kurduğu Arkas Trio, hayallerimizi süsleyen sanatçıların eserlerini yakından görme fırsatı...
Devamını Oku

Kanına yaşam karışsın

  • Yayın Tarihi: 21/11/14 01:03
  • [javascript protected email address]
İşe gelip giderken kentin çeşitli noktalarına yerleştirilmiş "Büyük Liseli Şöleni" duyurularını görmüştüm. İlk tepkim, "Ne kadar güzel, gençler bir araya gelip şölen düzenlemiş" diyerek sevinmek oldu. Panolar biraz uzak kaldığından ve ben de artık şahin...
Devamını Oku

‘Boş Şehir’i izleyin

  • Yayın Tarihi: 18/11/14 00:36
  • [javascript protected email address]
Savaş karşıtı, oldukça sert iki kişilik bir oyunu, bitmesini hiç istemeden seyrediyorsanız, o tiyatronun sahnesinde olağanüstü bir şeyler oluyordur. 'Boş Şehir', uzun bir aradan sonra severek izlediğim ve bitmesini hiç istemediğim bir oyun...
Devamını Oku

Kaygısız

  • Yayın Tarihi: 14/11/14 01:19
  • [javascript protected email address]
İş dönüşü, akşamın bir saati. Konak Meydanı'nda yaklaşık 20 dakikadır otobüs bekliyoruz. Günün yorgunluğu bir yandan omzumun ağrısı öte yandan sabrımın sonuna gelmiş durumdayım. Sırada yaşlı, bastonlu, çocuklu insanlar var. Duraktaki bankta oturuyorlar....
Devamını Oku
Tüm Yazıları