Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        VENEDİK

        Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis, Aspen Enstitüsü’nün İtalya şubesi tarafından düzenlenen “Riski Ölçmek: Küresel Düzensizlikte İş Dünyası” başlıklı konferansta da Yunanistan’ın durumunu anlattı.

        Haftanın başında gittiğim Atina’da ortalık yatışmış gibiydi. Şehir normal hayatına devam ediyor, alışveriş yapılan yerlerde bir nebze de olsa hareketlilik gözleniyordu. Ne var ki, tüm konuşmalardan ve tartışmalardan çıkan sonuç Yunanistan’ın işinin bir hayli zor olduğu. Yunanistan’ın “Bizim çıkmamız bir Euro krizi yaratır” tezi belli ki inandırıcı bulunmuyor.

        Hükümetin, Yunanistan’ın derdini çözebilecek bir formüle sahip olduğundan piyasalar ve Avrupalı yöneticiler emin olamıyor. Öte yandan piyasalar ve AB Yunanistan hükümetine güvenmediklerinden de içeride reformcu politikaları uygulayabilmeleri zorlaşıyor.

        Avrupa krizden nasıl çıkacağı konusunda ciddi şekilde düşünüyor. İş dünyası kendi rotasında ilerlemeye çalışıyor. Zor durumdaki ülkelerin hepsi daha federal ve günahların ortak paylaşılacağı bir AB düzeni istiyor. Yani borçların ortak hale gelmesinden, bankalar birliğinin kurulmasından yanalar. Bunun yakın vadede gerçekleşebileceğine ya da o yönde kayda değer bir hareket olacağına dair işaret yok.

        Almanya krizin başından beri savunduğu ekonomi politikaları anlayışından uzaklaşmış değil. O nedenle de bir hayli eleştiri alıyor. Buna karşılık Angela Merkel’in Ukrayna krizini yönetişi ve gösterdiği liderlik hayranlık uyandırmış. Uzun vadede Avrupalılar Rusya’yı büyük bir güvenlik tehdidi olarak görmedikleri gibi 20 yıl içinde bu ülkeye enerji konusundaki bağımlılıklarının da azalacağını öngörüyor.

        Avrupa’nın ekonomik geleceği açısından asıl büyük sorun şirketlerin var olan koşullarda giderek sermayelerini başka ülkelere götürüp orada yatırım yapmaya başlamaları. Başka ülkeler dendiğinde aklınıza “yükselen piyasalar”dan biri gelmesin. Sermaye, giderek artan oranda imalat sanayiinin ciddi şekilde canlandığı, enerji fiyatlarının hızla düştüğü ABD’ye yöneliyor. İtalya gibi ülkeler en iyi yetişmiş insanlarını da Avrupa içine yönelik göçle kaybediyor. Tabii bu gidiş Avrupa’nın toplumsal ve siyasal sorunlarını pekiştiriyor. Sanayisi zayıflayan Avrupa’da istihdam sorunu derinleşiyor ve ona bağlı olarak aşırı uçların güçlenmesi sürüyor.

        Sonuçta Avrupa bir yandan Almanya’ya, diğer yandan ABD’ye bakıyor. Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması bu nedenle sermaye çevrelerinde önemseniyor. ABD’de ise Transatlantik ilişkileri NATO ve AB’yi daha yakın çalışır hale getirerek canlandırma arzusu var.

        Bu bağlamda “Peki Türkiye bu yeni yönelimlerde Avrupa’nın parçası mı?” diye sorduğumda, Amerikalı bir uzman, “Öyle olmasını arzu ederiz” demekle yetindi.

        Kadınlara yönelik zıvanadan çıkmış şiddete son, faillere de en ağır cezaların verilmesi dileğiyle, Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarım.

        Diğer Yazılar