Son Dakika
28.05.2018 - 03:04 | Güncelleme:

27 Mayıs’ın Eylül’ü

 

HEMEN her dönemde Türkiye’nin ortak sorunu hep adalet, daha doğrusu adalet eksikliği oluyor. Ne var ki toplumun farklı kesimlerinin adalet ya da adaletsizlikten anladıkları da anlaşılan çok farklı. Burada adaletin gücünden ya da yargının gücünden çok belli ki gücün adaleti veya gücün yargısı ön plana çıkıyor. Böylesi bir zihinsel ortamda, hesap sormadan çok devran değiştikçe intikam almanın ve hukuken değil siyaseten cezalandırmanın tercih edilmesi de siyasi ortamın Aydın Menderes’in dediği gibi “hiçbir uzlaşma modeli” üretememesine yol açmıştır.

Altan Öymen’in anı/tarih yazımı kitaplarının şimdilik sonuncusu olan “Umutlar ve İdamlar” 27 Mayıs darbesine giden yolda neler yaşandığını anlatırken, bir yandan aslında kaçırılan fırsatların da bir muhasebesini yapıyor sayılabilir. 27 Mayıs darbesine giden günlerde bir yandan İsmet İnönü’nün, diğer yandan Demokrat Parti Meclis Grubu’nun aklı başında ileri gelenlerinin uyarıları dikkate alınsaydı işlerin pekâlâ farklı bir mecrada gelişebileceğini düşünmemek zor. Eğer bu gerçekleşseydi Türkiye’deki sivil yönetim anlayışıyla demokratik rejimin belki de daha sağlıklı, darbesiz bir istikbali olabileceğini de tasavvur edebiliriz.

27 Mayıs darbesine giden günlerdeki pek çok önemli ve olumsuz gelişmenin belki de en başta geleni, DP’nin Meclis’te bir tahkikat komisyonu kurma kararıdır. İnönü o günlerde yaptığı konuşmalardan daha sonraya kalan önemli sözlerinden birini, bu teklif geldiğinde, 1956’da hâkim ve savcıları emekliye ayırma yetkisinin Adalet Bakanı’na verilmesine yol açan kanuna atıfta bulunarak söylemiştir: “Ne yaparsanız yapın... Hâkime budur budur diyorsunuz. Nihayet adam, 1 saat sonra emekliye ayrılacağını bildiği halde, nihayet bir gün geliyor ‘Yapamam’ diyor.” Ne hazindir ki darbe, özel hayatında son derece yumuşak ve uzlaşmacı olan ama siyasette öfkesine pek çok kez yenilen Başbakan Menderes’in nihayet bu konuda DP grubunun önde gelen akil üyelerinin uyarılarını benimseyerek 26 Mayıs’ta tahkikat komisyonunun görevinin bittiğini söylemesine rağmen gerçekleşmiştir.

Demokrat Parti yönetiminin son dönemlerinde vicdanları rahatsız eden adaletsizlik, darbe yönetiminin tutuklanan DP milletvekilleri ve iktidara yakın şahsiyetlere reva gördüğü muamele ve özellikle de Yassıada mahkemelerinin sergilediği hukuksuzluk nedeniyle, darbe rejiminin de meşruiyetine gölge düşürür. Açıklanan idam kararlarının infaz edilmesi ülke siyasetinde ve toplumsal bilinçte belki de hâlâ kapanmayan bir yarılmaya sebep olur. Kurucu Meclis’ten çıkan Anayasa metninin “Hayır” propagandası yasaklanmadan gerçekleşen referandum oylamasındaki sonuçları da (yüzde 61.7 “Evet”, yüzde 38.3 “Hayır”) aslında bu yarılmanın bir göstergesidir.

Öymen’in naklettiği “Hayır” yanlısı söylemlerden birisi çok hoş: “Referandum sözüne karşı ‘Hayır’ oyu istenmesi daha kolaydı. O kelimeyi birçok kimse ilk defa işitiyordu... Telaffuz edilmesi bile kolay değildi. Hatta o kelimeye dayanarak ‘O iş gâvur işidir. Referandum diye bir papaz varmış. ‘Evet’ çıkarsa buralara gelecekmiş. Memleketi o idare edecekmiş’ diyenler vardı.”

27 Mayıs’ın ektiği en zararlı tohum, 1961 Eylül’ünde alınan idam kararlarının infazıdır. Aydın Menderes, annesi Berin Hanım’la birlikte ziyaretine gittikleri İsmet İnönü hakkında “Yüzünde derin bir teessür gördüm. Göz pınarları doluydu diyebilirim” tanıklığında bulunmuştur. Acı içindeki anne ve oğluna “Çıldırmış vaziyetteler. Söz dinlemiyorlar. Her şeyi yapmaya çalıştım” der.

İnönü, Milli Birlik Komitesi Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel’e karar verilmeden okunması ricasıyla gönderdiği ve okunmayan mektubunda şöyle yazmıştır: “...ordu adına Milli Birlik Komitesi’nin idam kararının tasdikine icbar edilmesi haksız ve kanunsuzdur... Ordu tesiriyle bir infaz muamelesi millette orduya karşı deva bulmaz bir kırgınlık yaratacaktır. Siyasi suçlardan dolayı ölüm cezası, bugün yeryüzünde hemen hiçbir medeni ülkede kalmamış gibidir.”

Gürsel’in dahi karşı çıkmasına rağmen MBK, ordu içindeki, daha sonra başka darbe teşebbüslerinde de bulunacak Silahlı Kuvvetler Birliği adlı bir cuntanın baskısıyla idamları onayladı.

O günkü hoyratlıkla idamları infaz edilen ve siyaset ya da demokrasi şehidi olan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan sonunda devlet töreniyle kendileri için yapılan Anıt Mezar’a defnedildi.

O infazlarla ilgili Öymen’in sorusuyla bitireyim: “Niçin öyle oldu? Hangi akla hizmet edildi de öyle oldu?”

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 28 Mayıs 2018 Pazartesi 14:19
    Sayin Oymen, sorusunun cevabi icin 3 subat 1958 tarihli TIME dergisinin kapagina baksin, anayasayi ihlal diye suclayanlar, anayasayi kaldirip 61 anayasasini yaptilar ve koklu statuko temellerini dahada saglamlastidi, 27 mayis ihtilali bizim cocuklara yaptirilmis ( icerideki siyasi ve sivil destegi ile ) HARAKIRI'dir, komaya girdik ve biraz ayilmaya baslayinca diger muhtira ve darbelerle tahakkumlerini devam ettirdiler. Menderes'in SON veda mektubunda ipuclari gorulebilir, hikaye uzun ve 1938 ingiliz ticaret antlasmasiyla baslayan surec 1947'de oltaya takilmamizla devam etti gitti ve bugunlere geldik..Adnan Menderes ve arkadaslari Demokrasi kahramanidir ve ruhlari sad olsun..
  • Misafir 28 Mayıs 2018 Pazartesi 17:31
    hic katılmıyorum misafirin yorumuna.Gücü eline geçirip yoldan çıkanlara , hic kimseye kıymet vermez hale gelenlere ibret olmalı.
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Pazar 32 MPH 25°
Kısmen Güneşli ve Sağanak Yağışlı