Gül: Haberin çıkacağını biliyordum
NATO’nun olağan zirvesi bu yıl Chicago’da yapılıyor. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başkanlığında, büyük bir kafile ile cuma günü ABD’nin bu çok önemli kentine hareket ettik.
Bu yılki NATO zirvesinin öncelikli konuları Afganistan ve Avrupalı üyelerin savunma harcamalarını kısmaları nedeniyle ortaya çıkan sorunlar. Afganistan’da görev yapan ISAF bünyesinde görev alan ülkeler de zirveye katılacağından yalnız 28 üye ülke değil 60 ülke temsilcisi bekleniyor.
Cumhurbaşkanı Gül, Chicago’daki zirveden sonra San Francisco kentine de geçecek. California Eyaleti’ndeki bu kent de dünyanın teknoloji merkezi Silikon Vadisi’ne çok yakın. Gül uçakta sorulara cevap verirken bu iki kentin öneminin altını çizme gereği hissetti: “Türkiye’de ABD denince daha çok New York ve Washington akla geliyor. Halbuki burası ve California ekonomi, teknoloji açısından çok önemlidir. Bugün hayatımızı değiştiren bilgi teknolojileri firmaları Facebook, Twitter, iPhone gibi atılımlar buralarda oldu. Bunların merkezlerini de ziyaret edeceğiz.
Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice’ın da hoca olduğu Stanford Üniversitesi’nde konuşma yapacağım. İşadamlarına Türkiye’yi anlatacağız. Kişi başına 10 bin, ülke olarak 1 trilyon dolarlık ekonomi haline gelen Türkiye’nin gelirini daha yükseltmesi için bu alanlara yönelmesi gerekir. Binanın ana omurgasını yaptıktan sonra daha önemli ve ustalık gerektiren ince ayarlar gerekiyor. Türkiye bu aşamada. Bunun yolu ileri teknoloji, Ar-Ge, bunu hedefleyen bir eğitimden geçiyor.”
Gül, NATO zirvesinin Türkiye’nin üyeliğinin 60. yıldönümünde gerçekleşiyor olmasının altını çizerken, “Birçok toplantıda, ekonomik gelişmemizden fedakârlık yaparak hür dünyanın güvenliğine katkıda bulunduğumuzu hatırlatıyorum” dedi.
Malatya’daki radar sistemiyle ilgili olarak da şunları söyledi: “Bu tür konular önceleri empoze edilir ve tamam denirdi. Şimdi her seviyede uzun zaman görüşmelerden sonra yapıldı. Sistem bir ülkeyi değil füzeleri hedef alıyor ve Türkiye’nin tüm nüfusunu, toprağını koruyacak. Türkiye için kaygı duyulacak bir durum yok. Bu sadece ilk uyarı istemi, Romanya ve Bulgaristan’da da benzer yapılar var. Denizden devreye girecek kısmı var. Coğrafi olarak en uygun ve en az kör noktanın kaldığı yer olduğu için Malatya seçildi. Açıkta kalan bazı küçük bölgelerin ilave tedbirlerle korunması konusunda NATO’nun taahhüdü var.
NATO’nun Balkanlar’a ve Doğu’ya doğru genişlemesini destekliyoruz. Örgüt içinde Türkiye’nin etkinliği de eskiye göre çok arttı. Rasmussen’in Genel Sekreter seçildiği zirvede istediğimiz şartlar yerine geldi. Genel Sekreter’in Savunma Planlama Yardımcısı bir Türk. Standardizasyon konusu Türkiye’de. Almanya’daki füze savunma merkezinde bir Türk general var.”
Türkiye’nin Afganistan ile ilişkilerinin hep çok yakın olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu: “2014’te güvenliğin Afganlara devredilmesiyle ilgili kritik süreç konuşulacak. Türkiye’nin Afganistan’a ilgisi 2001’de değil, 1. Dünya Savaşı’ndan beri var. Dünya oradan çekilse de siyasi, ekonomik, sosyal ve askeri açıdan Türkiye katkı vermeye devam edecek.
Biz her fırsatta sorunun sadece askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini söylüyoruz. Pakistan’sız bir Afganistan siyaseti olamaz. Hayaldir. Pakistan’ı suçlamak, cezalandırmaya kalkmak, dışlamak da yanlıştır. Bunu ABD’liler dahil herkese söylüyoruz. Chicago’daki Afganistan toplantısına Pakistan’ı çağırmamışlardı. Pakistan Cumhurbaşkanı ile bu davet konusunu konuştum. ABD’ye ‘Çok vahim. Böyle bir şey olur mu?’ diye ilettik. 2 gün önce davet edildiğini öğrendim.”
Cumhurbaşkanı Gül Chicago zirvesi sırasında Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı Hollande ile de görüşecek. O bağlamda AB ile yeni başlamakta olan “Pozitif Gündem” süreci sorulduğunda şu yanıtı verdi: “Fransa lideri ile ilk görüşme olacak. Önceki başkanın yanlışlarını gördü. Onun gibi oportünist değil rasyonel ve realist politikalar izlemesini bekliyoruz. Bu hem ikili ilişkiler hem AB için olumlu olur. Önemli olan kazankazan mantığıyla olaya bakılması ve ortaya çıkacak iklim. Bu olursa, 5 müzakere başlığının bu ülke tarafından engellenmesi gibi durumlar aşılır. Bunu gündeme getirecek değilim.”
Avrupa’daki krizlere üzülüyoruz. Bir an önce istikrarlı ve 2002’de bizim yaptığımız gibi ciddi kararları alacak hükümetlerin ortaya çıkması lazım. Üyelik sürecinde ben hep kendi işimize bakalım görüşündeyim. Taramayı yapmışız ve eksiklerimizi biliyoruz. Sarkozy gibi liderler gelip gidiyor, işimize odaklanırsak güçlenir ve Avrupa için cazip hale geliriz. Şimdi onlar Türkiye gibi etrafında parlayan bir ülkeyi niye kaybediyoruz diye soruyor. Pozitif ajandaya biraz onların face saving’i (yüz kurtarma çabası) olarak bakıyorum. Düne göre bugün Türkiye’yi yönetenlerin en önemli özelliği, her alanda noksanlarımızı kabul ediyor olmaları.”
Wall Street Journal’ın Uludere faciası ile ilgili haberi konusunda ise Cumhurbaşkanı Gül, haberin çıkacağını bildiklerini söyledikten sonra şunları ekledi: “Afganistan veya Pakistan’daki kullanımından doğan yanlışlar da işlenir diye düşünüyorduk. Kaç kez o bölgede yanlış yaptıklarını, sivilleri hedef aldıklarını biliyoruz. ABD’den silahlı Predator talebimiz çok sıcak. Kongre’de tartışılıyor. WSJ de zaten yazıda sonunda konuyu bu noktaya getiriyor.”
Gül, Uludere konusunda verdiği mesajı tekrarladı ve “Bir ülkenin hükümeti, Genelkurmay’ı yazılı bir açıklama yaptıysa ona inanmak gerekir” dedi. Ve ekledi: “Uludere konusunda maalesef büyük bir değerlendirme hatası var. Üzüntümüz büyük. Ancak, karartma yok, Uludere aydınlanacak.” Chicago