Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KISTAS olarak istediğiniz çalkantılı veya devrimci dönemi alabilirsiniz. Son olarak Brezilya'da patlayan olaylarla da ortaya çıktı ki bugün dünyada büyük bir toplumsal dalgalanma var. Bu dalgalanmanın tek bir nedene indirgenmesi mümkün değil ama Bangladeş'ten Brezilya'ya, İspanya'dan İran'a, Hindistan'dan Rusya'ya ya da ABD'ye, Arap dünyasından Latin Amerika'ya kadar her yer derece derece kaynıyor. Üstelik bu yeni bir olgu değil. Farklı yerlerde farklı zamanlarda kendini ufaktan göstermiş, son beş yılda ise yoğunlaşmış olarak önümüze çıkıyor.

        Gezi olayları ve bunun etrafındaki gelişmelerde bu küresel dalgaya ait aslında. Tabii ki yerel unsurlar içeriyor. Her ülkede tepkiyi tetikleyen olay farklı. Ama eylemler ruh olarak, karşılaştırmalı baktığınızda aynı türden. Bu toplumsal hareketlilikle rejimler kolay başa çıkamıyorlar. Zira önlerine gelen taleplerin tümünü karşılayabilmeleri mümkün değil. Giderek kentlileşmiş toplumları, dünyayla her an irtibatta olan bireyleri eski tarz vaatler veya politikalarla yatıştırmak mümkün olamıyor.

        Dünkü New York Times Gazetesi'nin haberine göre "Gösteriler pek çok vatandaşı şaşırtan, polisin geçen haftaki sert müdahalesinden sonra yoğunlaştı. Sosyal medyada geniş şekilde paylaşılan görüntülerde polisin silahsız göstericileri copladığı, kitleyi dağıtmak için plastik kurşun kullandığı ve üzerlerine gaz bombası attığı görülüyordu... Göstericilerin çoğu üniversite öğrencisi olmakla birlikte, orta yaşlı profesyoneller ve çocuklarını pusetle getiren anne-babalar da eylem yerindeydi".

        Bu paragrafta anlatılanlar Türkiye'de değil Brezilya'nın büyük şehirlerinde yaşanıyordu. Gösterileri patlatan otobüs biletlerine yapılan 17 kuruşluk bir zamdı. Daha doğrusu tetikleyici buydu. Sao Paulo'daki göstericiler "Biz Facebook'tan geliyoruz" diye pankart açmışlardı. Guardian Gazetesi'ne göre gösterilere katılan bir öğrenci, "Benim neslim hiç böyle bir deneyim yaşamadı. Diktatörlük döneminden beri Brezilyalılar sokağa çıkmayı gerekli görmediler" diyordu. Brezilyalılar yaşananlara, gazdan korunmak için sirke taşıdıklarından dolayı "sirke devrimi" diyorlarmış.

        Tabii göstericilerin niteliği ve polisin kullandığı şiddetteki benzerlikler siyasi tepkide pek görülmüyor. Devlet Başkanı, sıkı işkence görmüş eski solcu Dilma Russef "Barışçı gösteriler bir demokrasi açısından meşru ve uygundur, gençlerin gösteri yapması da doğaldır" demiş.

        Dünyanın çeşitli ülkelerinde son yedi-sekiz yılda gerçekleşen toplumsal dalgalanmaları, başkaldırıları inceleyen Paul Mason "Why it's kicking off everywhere: The new Gobal revolutions" başlıklı kitabında şu tespiti yapıyor: "Gençlik açısından bilgi istendiği zaman ve bedava olarak internetteki makalelerden, yorumlardan ve tabii nefes kesen twit'lerden ediniliyor. Birçokları için siyaset tavırdan ibaret: Siyaset iktidarla iktidarın kurallarına uymadan hesaplaşmak demek... "

        Bir ülkenin rejiminin açık, özgür ve demokratik olması ya da yarı özgür olması toplumdan kaynaklanan başkaldırının sesini bir şekilde duyurma şansını etkilemiyor. Bunun en güzel örneğini de İran toplumu son seçimlerde verdi. İran'daki 2009 seçimleri kentli kitlenin üzerine çöken popülizm ve ülkeyi dünyadan koparan siyasete karşı tepkisini sandığa taşımıştı. Bu anlamda sandık yoluyla daha fazla özgürlük talep ediyordu. Baskı, işkence ve zulümle bastırıldı.

        Ne var ki bu türden toplumsal dalgalanmalar ve onları açığa çıkaran ruh, insanlara hapishanelerde tecavüz etmekle, asmakla, baskı altında tutmakla yok edilemiyor. İran'da dört yıllık karabasandan sonra, Rehber Ali Hameney'i dize getirerek dünya ile daha barışık bir İran vaat eden Hasan Ruhani'yi seçtiren de bu ruh oldu.

        Hayli zorlu bir döneme giren Türkiye'nin İran'ı pek çok açıdan yakından izlemesi gerekecek.

        Diğer Yazılar