Son Dakika
04.02.2018 - 04:20 | Güncelleme:

Kedisiz Paris’in kavalcıları

 - PARİS - 

 

Parisli kadın, evdeki “fare kolonisi”ne savaş açtığında, kaçışan farelerden biri bir restorana sığınır.

(Buraya kadarını bugün de nice Parisli günlük hayat ve medyadan size aynen böyle anlatabilir.)

Öyküdeki fare, Remy, restoranda hayran olduğu şefi izler, yemek yapmayı öğrenir ve...

“Ratatouille” ABD yapımı nefis bir çizgi filmdi; 650 milyon dolar hasılat, biri Oscar, çok sayıda ödülle. Aşçılığa, yemeğe, Paris’e övgüyle.

Yönetmen Brad Bird, Paris’i mekân seçmiş, ekibiyle restoranlarda inceleme yapmıştı; başka çok şey yanında “mutfak ve şef başkenti” idi. “Ratatouille” patlıcan ve başka sebzelerle Fransız yemeği değil miydi? Tam değil. Çünkü filmde aynı zamanda “Confit byaldi” vardı, gerçek bir şef tarifinden, “İmam Bayıldı.”

“Rat”atouille’ın ilk 3 harfi “Fare” manasına da geliyordu. Başroldeki farenin en iyi dostu ise “Çöpçü” Linguini’ydi ki...

Fotoğraf: Umur Talu

 

KİŞİ BAŞINA 2 FARE

Yıl sonunda Parisliler “Çöpçü David”in internete düşen videosuyla irkildi. Dışişleri Bakanlığı ile ünlü d’Orsay Müzesi’nin orada, “Milyonlarcalar” diye bağıran dış sesiyle, konteyneri kaplamış fareleri çekip yayınlamıştı.

Kedi Tom’a karşı fare Jerry’yi tutan, Ratatouille’da farenin nefis yemeklerinden zevk alan insanoğlu, hakikatle karşılaşınca, her zamanki gibi tiksinmiş, “musofobi” tutmuştu haliyle.

Videonun üstüne hemen aşağıdan yükselen Seine Nehri de gelmez mi? Paris dışında köyleri, tarlaları basan ama ancak Paris’te büyük haber olan nehir.

“Çok ılıman ve çok yağışlı kış” ya da “Küresel ısınma”, nehri 6 metreye yükseltip kıyılardaki gezinti yerlerini, otomobil yollarını, parkları, hızlı metro RER istasyonlarını, bu arada farelerin yaşam alanı mahzen ve dehlizleri su altında bıraktı.

72 saat yüzüp 2 metre zıplayabilen fareler yeryüzüne çıkıyordu.

İnsanoğlu metrolar, tüneller, alışveriş merkezleri, otoparklar ile yeraltına indikçe; yeraltı sakinleri de insan arasına daha çok karışma kararı almıştı belki!

Bir sayıma göre, sur içi nüfusu 2.5 milyon altında olan kentte kişi başına 2 fare (tam olarak 1.7) düşüyordu.

Fare patlamasının tek nedeni küresel ısınma ve sular değildi. Bir yığın “paradoks” devredeydi.

Çevre duyarlılığı açığa zehir konmasını yasaklatmış, özel kutular yapılmış, ancak çizgi filmlerdeki gibi zeki “lağım fareleri” hem tuzağı kavramış, hem de kent hayatında karınlarını iyice doyurdukları için tenezzül etmemişti.

Fotoğraf: Umur Talu

 

Küresel ısınma ılımanlığı, kışın sinmelerini önlemekle kalmamış, kesintisiz çoğalmaları için sımsıcak bir aşk ortamı sağlamıştı.

Bir hesaplamaya göre, çocuksuz bir fare çifti 6 ay sonra torun torba sahibi, 50 kişilik bir ailenin büyüğü oluyorlar; onlar ölmeye yüz tutarken aile fertleri 12 ayda 936, iki yılda 46 bin 410’u buluyordu. Tabii “iyi beslenmek, hasta olmamak gibi şartlar” vardı. Bir de mutlu, huzurlu evlilik şarttı!

Nehir ve yerin dibine batan her inşaat gırgır ve dırdırı da onları ürkütüyor, taşınmaya, yukarı çıkmaya itiyordu.

Bir “paradoks” da “terör tedbirleri”yle, çöp kutularının şeffaf naylon torbalardan oluşmasıydı, ki fareler bunu fark etmiş, kendilerini kente davet eden torbaları ve etrafa yayılmış çöpleri paramparça edebiliyordu.

Park ve bahçelerde yemeklerin, pikniklerin ve yoğun turizmin artıkları... 2016’da “yeşil sahalarda görmek istemediğimiz hareketler”e yol açmış, Eiffel’in dibi de dahil çok sayıda park “istila” yüzünden halka kapatılmıştı.

Bir sebep de, “Her Parisli gibi, onlar da özel bir türdür” denen farelerin korkuyu yenip “sosyalleşebilmeleri”, “kent hayatı nimetlerini, bol yeme içmeyi, refah, zevk, sefa âlemini keşfetmeleri”, tüm Fransa’da 1200’den fazla şirket, 5 bin 500 eleman, 650 milyon Euro ciroyla fare ve böcek kovalayan “hayalet avcıları”na rağmen zehirlere bağışıklık kazanmalarıydı.

Buna en çok sevinenler, “Fare soykırımı”na karşı 25 bin imza toplayanlar, “Fare kuyruğu ince uzun değil, kürklü olsa, sevimli bulunan sincaptan farkı nedir” diye soranlardı herhalde!

Kimi uzman da, her fare ömrünün 9-10 kilo çöpün yok olması anlamına geldiğini, insanlara bir nevi hizmet ettiğini söylüyor. Onlara göre, suyun yükselmesi, esas farelerin yaşam alanını öldürüyor, kaçamayan, göç edemeyen yaşlılarını yok ediyor, bir yıllık ömründe 4-8 bebek doğuran annelerin doğurganlığını düşürüyor...

Farelerin, çok sayıda “evsiz insan”ın da evi olan sokağa çıkması, “evsiz ve aç” kalmaları yüzünden!

TIBBİ BİR TESELLİ: RİSK VAR AMA ÇOK BÜYÜK DEĞİL!
“Musofobi”, yani fare korkusuna karşı, tiksintiye çare bulunmasa da, tıbbi bir teselli geliyordu hemen: Risk var ama çok büyük değil! Tabii cümlede vurguyu değiştirmek de mümkündü: Risk çok büyük değil ama var!

Çünkü yüzyıllar geçse de, insan geni ve hafızasında, “Veba korkusu” vardı. Lağım faresinden ziyade kara sıçandan, sinek ve bit benzeri “iğneciler” kanalıyla, hayvandan hayvana, insandan insana, ülkeden ülkeye, kıtadan kıtaya salgın.

Fotoğraf: Umur Talu

 

En meşhuru 1347-48’di. Tarihin yalancısıyım; Moğollar kuşattıkları Kırım’a taşımış, ölülerini kale içine atıp düşmana veba saldırısı da yapmış, salgın oradan İstanbul’a, derken kara ve deniz yoluyla Ortadoğu ve Avrupa’yı sarmış, yıkmış, katletmiş, daha uzaklara da ulaşmıştı.

Bugün “savaş salgını”na binlerce ölü veren Suriye’de 400 bin kişi; 5 yılda Avrupa’da nüfusun yüzde 30-50 kadarı. On milyonlarca ölü. Paris’te 80 bin kişi.

Bir de, artık bitti denen bu hastalığa, yakınlarda Madagaskar’da ve California’da rastlanması tabii!

‘BÜYÜK KEDİ KATLİAMI’
50’nci yıldönümü gelen “Mayıs 1968”in barikatlarından hemen önce, “kentin karnı” sayılan Paris Hali’nin yıkılışı yüzünden “200 bin aç fare kenti istila edecek” manşeti atmıştı gazeteler. Ne bilsinler bir süre patlayacak, öğrenci, genç ve işçi patlamasını.

Bir başka meşhur “Paris ayaklanması”, dünyadaki ilk (ve belki tek) fiili “devletsiz komünist devlet” olan 1871 Paris Komünü ilan edilip ezilmeden hemen önce, 1870 Prusya (Alman) kuşatmasında Paris aç kalmış, zenginler hayvanat bahçesindeki filler gibi “lüks” hayvanları yutarken, halka sırasıyla atlar, eşekler, köpekler, kediler, derken fareler kalmıştı. 10 franklık kediler ve 3 franklık fareler, canları pahasına, Paris halkının bir kısmını kurtarmıştı.

Komüncülerin toplandığı yerlerden biri de “Ölü Fare Kahvehanesi”ydi zaten.

Fotoğraf: Umur Talu

 

Denir ki, “20 bin Parisli kedi” öylece katledildi.

Daha önce, Engisizyon’un “Şeytani” demesi yüzünden de kediler yakılmış, katledilmiş; kimi tarihçiye göre, kara vebanın sıçanları o yüzden markajsız oynamıştı!

Paris’in efsanevi hikâyelerinden birinin “Büyük Kedi Katliamı” olması boşuna değildi. Böylece geldik başlığa:

Sokak kedisi bol kadim Galata’dan Paris’e gelen biri için, şehrin sokak kedisizliği (ve köpeksizliği) zaten ayrı hikâye! Paris’te sokakta gördüğüm tek “Kedi”, Ceyda Torun’un bizim Galata kedileriyle çektiği harika belgeselin afişleriydi!

Evlere hapsedilen kediler, sokakları farelere bırakmıştı. Belki o video yüzünden, Dışişleri Bakanlığı da iki kediyi kadroya aldı!

GÜLMEKTEN BAYILIYORLAR
Yazıya “sevimli bir oyuncu” olarak insanı güldüren farelerle girmiştik ya...

Muhtemelen fareler de insana gülüyor.

Berlin Humboldt Üniversitesi’nde araştırmacıların, insanın beyin yapısına benzer özellikleri olan ve karın ya da sırttan gıdıklanınca, kaşınınca farelerin “resmen sevinç ve keyiften zıplayıp güldüklerini, hatta gülmekten bayıldıklarını” kanıtlamalarına bakılırsa...

Fareli sinema:
Ratatouille, Brad Bird
Ben, Phil Karlson
The Rats, Frank Deasy
Flushed Away, David Bowers
The Night Watchman, Chuck Jones 
Rat, Steve Barron 
Rats: Notte di Terrore, B. Mattei-C. Fragusso 
The Rats Are Coming, Andy Milligan 
Fareli Köyün Kavalcısı, Jacques Demy 
Willard 1, Daniel Mann 
Willard 2, Glen Morgan 
Alerte a Paris (Farelerin İşgali), Charlotte Brandstrom 
Mickey Mouse ve Tom and Jerry serileri


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Cumartesi 22 MPH 10°
Bulutlu