Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TÜRKİYE ve AB, Bulgaristan’da bir şatoda dün masaya oturmuşken...

        “Avrupa’nın bir yüzü”nde de şunlar olmuştu.

        Olayları sıralıyorum; yorumları size bırakarak.

        9 KATALAN HAPİSTE

        Katalan ayrılıkçı lidere gözaltı: İspanya’nın Katalonya bölgesinin bağımsızlığını savunan ve tutuklanmamak için kaçan “seçilmiş” lider Carles Puigdemont, Danimarka’dan Almanya’ya geçtiğinde hafta sonu gözaltına alınmıştı.

        Merkel’e “Nazi” benzetmesi: Bu gözaltını protesto için Barcelona’da “Katalan milliyetçiler” büyük bir gösteri düzenledi. AB ve Almanya temsilcilikleri önünde protestolar yoğunlaştı. Yer yer polisle çatışmalar oldu. Protestolarda, Almanya Başbakanı Merkel’e (bir de Barcelona’dan) “Nazi” benzetmesi yapıldı. “Bu Avrupa utançtır” pankartları açıldı. 9 Katalan siyasetçi halen hapiste; 5’i ise yurtdışına kaçmıştı.

        “Gestapo gibi” diyenler: Fransa’nın “ayrılıkçı adası” Korsika’nın “seçilmiş milliyetçi liderleri” de Puigdemont’un gözaltına alınmasını, yine Katalonya bölgesinin lideri olan llus Companys’in 1940’ta, diktatör Franco’nun isteğiyle Almanya’da Gestapo tarafından tutuklanmasına benzettiler.

        ‘GÖZALTINA ALINSIN’

        “Terörü mazur gösterme” gözaltısı: Fransa’da, Carcassonne ve Trebes’de 4 kişinin öldürüldüğü saldırılardan sonra attığı tweetler yüzünden, son seçimlerde milletvekili adayı olmuş bir kişi gözaltına alındı.

        Calvados bölgesinde, Fransa’nın yeni sol muhalefeti “Insoumise” (“Boyun eğmeyenler”) hareketinden eski milletvekili adayı Stephane Poussier, kendini rehineyle takas eden ve “Fransa’nın kahramanı” olan Yarbay Arnaud Beltrame’ın ölümünün ardından, “Her jandarmanın başına bir şey geldiğinde, aklıma jandarmanın (2014’de) öldürdüğü (ekelojist militan) arkadaşım Remi Fraisse geliyor. Macron’un bir seçmeni daha eksildi” ve kamuoyundaki “Hepimiz jandarmayız” kampanyasına karşı “Ben jandarma değilim” şeklinde tweetler atmış, daha sonra Twitter hesabı askıya alınmıştı.

        Bu tweetler, başta aday olduğu “parti”nin lideri Melenchon olmak üzere, büyük tepki çekti ve kınandı.

        “Hepsini toplayalım” baskısı: Cuma günkü saldırıları düzenleyen, DEAŞ’lı olduğunu söyleyen ve öldürülen Fas kökenli Fransız Lakdim’in uzun bir süre “S fişi” ile izlendikten sonra “Faaliyete geçecek gibi görünmüyor” gerekçesiyle takip dışı bırakılması büyük tartışma yarattı. Özellikle sağ partilerden bazı isimler, hatta şu ara başı “Kaddafi parası” ile dertte olan ve iki gün gözaltında ifade veren eski cumhurbaşkanı Sarkozy de çağrıda bulundu: “S fişli (yani devlet güvenliğine tehdit) olan herkes gözaltına alınmalı!”

        ÜNİVERSİTEDE OLAYLAR

        Üniversitede maskeli, “silahlı” müdahale: Geçen perşembe gece yarısı, Fransa’da Montpellier Üniversitesi Hukuk Fakültesi “pek rastlanmayan” bir olaya sahne oldu. Bir amfiyi işgal eden öğrencilere, siyah giyimli, kar maskeli, sopalı ve bir iddiaya göre kimi silahlı “birileri” saldırdı. 3’ü ciddi, 17 öğrenci yaralandı. İfadelere göre, yere düşenlere de defalarca vurulmuştu ve okulun güvenlik görevlileri de seyirci, hatta “taraftar” kalmıştı. Bir iddiaya göre, saldırganlar arasında bir öğretim görevlisi de vardı. Olayın ardından “saldırıya uğrayan öğrenciler”i suçlayan, hatta neredeyse saldırganları mazur gösteren dekan Philippe Petel istifa etmek zorunda kaldı. Genellikle sol kanattan olan öğrenciler, bu olayın ertesinde “faşist milisler”e karşı “antifa” eylemde, “milliyetçi” bir grupla karşı karşıya geldi. Polis çatışmayı önledi. Fakülte dün de kapalıydı.

        Eğitim Bakanı’nın adıyla anılan “Vidal yasası”, polisin üniversitelere müdahale edebilmesine kapı açtığı için bir kısım öğrenci tarafından protesto ediliyordu.

        FRANSA KABUL ETTİ

        Bir cinayet, bir tarih: Paris’te 85 yaşında bir kadın yakılan dairesinde ölü bulundu. Bıçak yaraları da vardı. Bir kişi gözaltına alındı. Yaşlı kadın Yahudi’ydi ve akla hemen bir yıl önce komşusunca öldürülen 65 yaşındaki Sarah Halimi vakası geldi.

        85 yaşındaki Mireille K. daha uzak ama hâlâ yakın bir tarihi de gündeme getirdi: 9 yaşındayken, Paris’te Gestapo emriyle 4 bin Fransız polis ve jandarmasının topladığı 4 bini çocuk 13 bin kadar Yahudi’den, Auschwitz’de katledilmeden kurtulanlardandı.

        1995’te Cumhurbaşkanı Chirac bu olay için Fransa adına özür diledi; son Cumhurbaşkanı Macron da, “Almanlar değil, bunu Fransızlar yaptı” diyerek Fransa devletinin sorumluluğunu resmen kabul etti. Yıllarca özür dilenmemesinin sebebi, önceki cumhurbaşkanlarının, Fransa ve Fransızların değil, cumhuriyeti askıya almış işbirlikçi Petain yönetiminin sorumlu olduğunu söylemeleriydi.

        Tarihte bu olaya “Vel d’Hiv” denmesinin sebebi, toplananların önce Eiffel yakınında “Veledrome d’Hiver”e yani “Kapalı Veledrom”a kapatılmasıydı. 1950’lerin sonunda velodromda en son İspanyol ressam Salvador Dali Eiffel’in bir maketini yaktı.

        Salvador Dali esasen Katalan’dı! Sol kültürden gelmiş, İç Savaş’ta İspanya’dan, Nazi işgalinde Fransa’dan kaçmış, sonra bir ara Faşist Franco’ya dahi yakınlaşmıştı!

        Şimdi isterseniz tekrar bu yazıdaki ilk olaya dönebilirsiniz!

        Diğer Yazılar