Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Dünya” şu anda “terörizm” konuşuyor…

        Ama “dünya” konuşanlardan ibaret değil!

        Dünya” şu anda “Işid kurbanları”nı konuşuyor…

        Ama “kurbanlar” onlardan ibaret değil!

        Dünya” şu anda çok korkuyor, çok endişeli ama “korku ve endişe” bunlardan ibaret değil!

        ***

        Maryland Üniversitesi kaynaklı “Ekonomi ve Barış Enstitüsü” çarşamba günü bir rapor yayınladı:

        Global Terörizm Endeksi.”

        Orada kendi ülkenizi de “T30”, hatta giderek “T20” arasında bulabilirsiniz.

        Rapor, bırakın insanların her yerde insan, kurbanların her ahval ve şeraitte kurban olmasını; onar, yüzer, biner sayı olarak bile şuna dikkat çekiyor:

        Boko Haram’ın öldürdükleri Işid’in öldürdüklerinden bile fazla!

        Bu sayılar elbette hiçbir kurbanı bir ötekinden değerli, hiçbir katili bir ötekinden daha tehlikeli veya makul yapmıyor…

        Lakin hiçbir kurbanı da bir ötekinden değersiz kılmıyor!

        Nijerya menşeli Boko Haram’ın bir yılda öldürdükleri 6 bin 664, Işid’in ise 6 bin 75 olmuş.

        Belki aradaki fark şu sıra kapanmıştır!

        Ama Rus uçağı ve Beyrut’tan sonra Paris’te 129 insan öldürüldüğünde, Boko Haram anında Nijerya’da 40 kadar kurban ekledi. Bir cep telefonu mağazasında, iki kadın canlı bombayla.

        İster istemez “göze görünmez bazı ölüler!”

        Öyle ki, yoksul ülkelerin insanları bile kendi ölülerini daha zor seçebiliyor!

        Mali eylemi ise ülke açısından Afrikalı olduğu kadar, hatta ondan da fazla, mekân olarak “Batı’ya karşı” idi muhtemelen.

        ***

        Kurbanlar arasındaki fark”, yani algımız, bakışımız, ayrımcılıklarımız, sabit fikirlerimiz, Batı’nın değerlendirme tarzı esasında “yaşayanlar arasındaki fark”a dayanıyor.

        Bir “Yeryüzünün lanetlileri” var; Frantz Fanon’un o çok eski “başkaldırı” kitabının başlığıyla… Bir yanda da “Yeryüzünün efendileri.”

        Zengin ülkeler” dışında, Nijerya’da, Irak’ta, Suriye’de ölenlerin (ve yaşamaya çalışanların) da, birer sayı olarak dahi çok değeri olmadığını biliyoruz.

        Biliyoruz, değil mi?

        Fakat “Zengin milletler” içinde de hayatın değeri şöyle mesela:

        Yine yeni bir rapora göre, ABD’de en zengin 160 bin ailenin geliri-varlığı 145 milyon ailenin toplamı kadar.

        Cümleyi tersten kurmak daha doğru tabii:

        145 milyon ailenin toplam geliri, varlığı ancak en tepedeki 160 bin aileninki kadar!

        Oran isterseniz:

        Yüzde 90 eşittir Yüzde 0.1!

        ***

        Fransa’da, merkezdeki medyanın, Sosyalist hükümetin “Fransızlar Fransızları öldürdü” demesi çok da yanlış değil.

        Etik doğruluk” ve “Müslümanları hedef göstermemek ve Müslümanların infialini çoğaltmamak” yanında, doğrusu şu:

        Madden ve manen dışlanma duygusu, hissedilen itibar eksikliği ve itibar arayışı, işsizlik-aşağılanma-şiddet sarmalı; “sınıftan ziyade kimliğinden ötürü” algılanıyorsa, öyle ise, o vakit öfken ve tepkin de “o kimlik”le bütünleşiyor.

        Arap ve Müslüman olduğun için “dışlandığını” düşünüyorsan; tepkin ve öfken de, “kin, nefret ve intikam arsun” da o kimlikle bağlantılı “bir yer” arıyor.

        Gerisi bunu kutsallaştırmaya kalıyor.

        Sıradan bir katil değil, bir “kahraman”, bir “şehit” olmak!

        Paris saldırıları o yüzden hem Işid eylemi hem de “çok Fransız” eylemler.

        Katillerin, doğum itibariyle de Fransız (ve Belçikalı) oluşu kadar; o bölgelerin hem yüksek oranda Arap-Müslüman mahalleleri hem de “genç” eğlence mahalleri olmasından.

        Bataclan’ın yahut diğer kafe-restoranların hemen civarında sokak boyu “tesettür mağazaları” var. Elbette her iki kesimden çoğunluk “birlikte” yaşıyor, bir ötekine karışıyor ama “ayrı yaşam tarzı” da elbet baki ve ötekiler de oradan çıkıyor.

        Zaten eylemcilerden bir çoğunun yakın geçmişte, giyim-kuşam, eğlence tarzı, içki-uyuşturucu dahil, “öteki yaşam”ın içinden geldiği görülüyor. Sadece yaşanana değil, yaşadığına ama kenarında kaldığına da tepki!

        CNN Int’te “Terörün öteki yüzü”ne bakabilen Liberya doğumlu ABD’li akademisyen-aktivist Emira Woods da, Mali’yi yorumlarken, Amerikalıların ve Batı’nın gözünün içine baka baka “eşitsiz ve adaletsiz dünya”yı anlattı.

        ***

        Yoksul, işsiz, ailesini geçindiremeyen milyonlarca “Fransız ve Batılı beyaz adam” da tam ters yönden ama aynı hatta hareketle, yine sınıfsal olandan ziyade, “Hıristiyan ve milli-etnik kimliği”ne sarılıp “öteki”ne düşman oluyor.

        Işid ve benzerlerinin Batı’daki eleman havuzu ile öteki faşizanlıklar birbirinden de besleniyor.

        Marsilya’da aynı saatlerde bir Yahudi okulu öğretmeni saldırıya uğradı; bir de örtülü kadın! İlkinde saldırgan Müslüman’dı ve o kimlikle saldırdı. İkincisinde kurban Müslüman’dı ve o kimliğiyle saldırıya uğradı!

        Dünyanın meselesi biraz bu işte:

        Kurbanı veya saldırganı ayırmamak…

        Ama hepsinden önce, “yaşayan kurbanları” asla ayırmamak!

        Terörle mücadele”ye 117 milyar dolar harcayıp bırakın dünyayı, kendi ülkelerinin dışlanmışlarını, yoksullarını bile pek görmeyen, gelir ve serveti küçük bir azınlık cebine boca edip yığan sistemlerin becereceği iş değil!

        Işid’i bombalarken” bile kısa sürede 300 sivil öldürmüş, ABD, Rusya ve diğerleri.

        O masumların zaten hiç adı yok; sayıları da yuvarlanmış gitmiş!

        Diğer Yazılar