10 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
28 Eylül 2016 Çarşamba, 01:23:39 Güncelleme:08:41:29

Bir acı varsa sesini duymak lazım!

 

Her gün genç cenazeler taşınan ülkede acıyı tarif etmek de kendi acını en büyük sanmak da çok zor zaten.

Ancak “hapis, işsizlik, damgalanma, dışlanma, haklarını kaybetme” gibi acılar şu sıra çok yaygın ve sesini duymakta zorlanıyoruz, duyurmakta da zorlanılıyor.

Ortada hakiki darbe örgütlenmesi, saldırısı ve katliamı var. Bunun etrafında, bankaya, okula, sendikaya değdiği için hayatı kararanları savunmak da zor bulunuyor. Yasal savunma bile zor!

En geniş halkadaki canı yanan, hayatı tarumar olanlar bir yandan “darbeciler” in din, demokrasi vs. deyip kazdığı çukur kenarında onlarca adeta tuzağa düşürülmüş; bilmedikleri, katılmadıkları bir eylemin günahları üzerlerine yıkılmış...

Devlet, yargı, OHAL ile de doğru dürüst hak-haksızlık ayrımı yapılmadan canları yanıyor.

Ya korkudan ya nefretten ötürü, onlar insan ve hak sahibi değil, öncelikle masum değil, kafadan suçlu sayılıyor.

Şüpheliden suçluya kadarki masumiyet ve zan dengesinde, sadece zanlılar!

 

***

 

Birçokları gibi ben de tereddüt ediyorum.

Ulaşan binlerce feryattan haklı ile haksızı, devlet ve yargı ayırmıyorken ben nasıl ayıracağım?

Hiç duyulmayan, kimsenin umursamadığı “kendi beyanları, kendi sesleri”ne sadık kalabilirim belki.

Belki, işinden atılmış, aşından edilmiş, kimi hapistekilerin yakınlarının acısına odaklanabilirim.

Ne yargıyım, ne önyargım var.

Hiçbir hüküm yokken kimseyi suçlayamam... Kanlı darbe saldırısı varken de sadece masumiyet üzerinden konuşmak çok zor.

Lakin “açık darbe örgütlenmesi, finansmanı, katılımı” dışında; düne kadar iktidarın, devletin destekleyip övdüğü okul, banka, sendika, gazete gibi “deliller”le çoluk çocuğuyla birlikte kafadan mahkûm etmek de adalet değil herhalde.

Darbecilere, katillere öfkemizi nasıl haykırıyorsak; binlerce “damgalanmış” insanın, bilhassa yakınlarının acısını, sesini hiç mi dile getirmeyeceğiz?

Birinin damgalanmış olması nasıl “kesin suçlu” manasına gelmiyorsa, belki “acılar” da kesin masumiyet kanıtı değildir...

Öyleyken bile, suç kişisel değil mi; küçük çocukların, mütevazı hanelerdeki eşlerin masumiyeti yok mu?

 

***

 

“Öğretmenken 8 yıl Eğitim Bir Sen (AKP yanlısı sendika) üyesi olup 2014 ortası ayrıldım. Bir daha hiçbir sendikaya üye olmadım. Eylül başı bankadaki paradan dolayı ihraç edildim.

Ev almadan önce arabamı satmış, 2 ay bankaya yatırmıştım. Sadece destek amacım olsa, bankanın sıkıntılı zamanı dedikleri 22 Nisan 2014’te tüm paramı çekmezdim.

Tapuda da banka hesaplarında da çok net görülüyor ama kimseye anlatamadık. Savunmamız bile alınmadı.

Testi kırıldıktan sonra komisyonlar, masalar üretilmeye çalışılıyor. Halbuki açığa alma uygundu. Üçte iki maaş alan sıkıntı çekse bile eve maaş giriyor, ailenin sağlık güvencesi devam ediyor olurdu.

İhraç olanın geliri sıfır oluyor, 2 ay sonra sağlık güvencesi de yok.

Krediniz, kredi kartları, mutfak masrafı, faturalar.

5 gün önce yıllarca biriktirip satın aldığım evi sattım. Ama kaç memurun gayrimenkulü var? İnsanlar açığa alınsa, durum netleşene kadar idare edebilirdi.

Maalesef 15 Temmuz’un gerçek suçlularının çoğu ülkeyi terk etmiş. Bir şekilde cemaatin yaptıklarını safiyane güzel bulup aldanan ama aldatmayı bilmeyen bir dindar kesim bugün çok ağır bedel ödüyor.

İşin çekirdeğindekilerin, kriptoların ne banka hesabı vardır, ne sendika üyeliği.

Kardeşim de öğretmendi. O sendikanın temsilcisiydi. Başkası olmayınca temsilci yapılmıştı. Sinek öldürmeme bile canı var diye karşı çıkmış kardeşim terör örgütünden tutuklu. Kendime üzülemiyorum bile.

İş istemiyorum, gerçek ortaya çıkacak, hak yerini bulacak, görevimi alacağım.

Lütfen insaflı davranın, sesi çıkmayanın sesi olun, kendini gizlemede profesyonel olan bu yapının gerçek suçlularının sendikaya üyelik, bankaya para gibi hatalara düşmeyeceğini, bu kriterlerle sadece aldatmasını bilmeyen, aldatılan insanlara zulmedileceğini lütfen görün ve gösterin.

Lütfen pes etmeyin, mazlumların, masumların sesi soluğu olun, hükümetin bu hatadan dönmesini sağlayın.

Tek isteğim, kardeşim gibileri bırakıp gerçek suçluları yakalamaları. Okul çağında olmayan 3 çocuğu, ailesi perişan.

Hakkın, doğrunun sağı solu olmuyor, anladım. Kim doğruyu söylüyor, hakkın peşinden koşuyorsa, fikriyat olarak aynı olmasam bile başımın üstünde yeri var.

Rabb’im hak ve adalet peşinde insanların sayısını artırsın. Sizlerin böyle olduğunu düşünmek istiyorum. Allah’a emanet olun.”

 

***

 

Bu mesaj bana özel değil; çok sayıda gazeteciye gitmiş. O yüzden de özellikle yayınlıyorum! Doğru-yanlış diye değil, kişisel olarak değil, “böyle acılar yaygın” diye.

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 28 Eylül 2016 Çarşamba 10:27
    Umur Talu bey i 25 9 2016 yazısı için ve demokrasi çağrısı üzerine çesaretle yazdığı yazılar için teşekkür ederim. İ.ÖZDEMİR
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Cumartesi 11 MPH 13°
Kısmen Güneşli