HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Umur Talu

Umur Talu

[javascript protected email address]

Dün, bugün, yarın

17 Şubat 2011 Perşembe, 11:12:38Güncelleme: 11:12:38

Yazı sırf muhataplarına değil, hepimize dairdir.

 

***

 

SENE 2011:

E. Org. Çetin Doğan tutuklanırken açıklama yaptı. İddialarında ciddi noktalar var: “Delil ekme, düzmece delil” konuları. Burada bunlar hiç olmadı değil. Şunları da söyledi:

. Haksızlığa uğrayan sendikalıya, sendikasının el uzattığını görmekteyiz. TSK’dan da bilirkişi raporlarını bekliyoruz.

. Tarih, iktidarların hedefi uğruna nice kişi ve grupların düzmece belgelerle yargılandığına şahit.

. Adaletin ayaklar altına alındığı, insanların korku ile sindirildiği, özgür basının büyük ölçüde susturulduğu durumlarda gerçek suçlu ve zorbaların yüceltilmesi, toplumların yanıltılması doğal.

. Bugün saygı ve rahmetle anılanlar ise dünün düzmece davalarının sanık ve mahkumları.

 

SENE 1971:

E. Jnd. Pilot Binbaşı Erol Soysever yazsın:

. 12 Mart dönemi baş işkencecisi Org. Faik Türün emrinde Kurmay Yüzbaşı olarak görev yapan Doğan, Türün’ün cenazesindeki (Şubat 2003) konuşmasında, (iddialara göre, Balyoz dönemi. 1. Ordu Komutanı iken), ‘Türün’ün çok insancıl kişiliği olduğunu, işkenceleri bilmediğini’ söylemişti.

. İstanbul’da bir sıkıyönetim mahkemesi Ankara’da Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına uygulanan maddeyi sanıklara uygulamamıştı. Çok kızan Türün, mahkemeyi lağvedip üyelerini başka görevlere atamıştı.

. Doğan bugün sızlandığı mahkeme tutumunu eleştirirken, 12 Mart’ta Türün’ün yaptığı hukuksuzluklara neden ses çıkarmadı? İşkenceden geçirilmiş, öldürülmüş gençler ve aydınlar için üzülmüş müydü? Yoksa komutanı gibi o da devrimcileri vatan haini mi görüyordu?

. Demokrasi ve hukuk şimdi mi akıllara geldi?

(“Tarih”i, 12 Mart’ı, dava ve infazlarını, “zorbalar”ını, “sendikalar”ın başına geleni, 15-16 Haziran’ı bilmeyenler bir zahmet araştıracak; unutan da hatırlayacak)

 

***

 

SENE 2011:

Haberler: Balyoz tutuklamalarında general ve subay eşleri, ‘Susma, sustukça sıra sana gelecek’ sloganları atarak hukuk ve adalet istediler.

SENE 1970:

Haberler: Astsubaylar aleyhine uygulamalara karşı, iş yavaşlatma dışında, çok sayıda ilde astsubay eş ve çocukları gösteri yaptı; polis müdahale etti. Bir general “Astsubaylar, karılarının arkasına saklanan Mao askerleri gibi” dedi. Pasif direniş yapan 73 uçak makinisti astsubay, rütbe tenziliyle diğer kuvvetlere gönderildi.

SENE 1975:

Haberler: Sivil giysili astsubaylar ile eşleri eylem yaptı. Diyarbakır’da öğretmen eşi eylem organize eden astsubayı, Korgeneral, “Eşine baskı yap. Erkek değil misin. Atın şu kılıbığı içeri” diyerek hapsettirdi.

SENE 2011:

Emekli Astsubay Erhan Bey diyor ki: “Alt kademe insanlarla aynı kapıdan orduevine bile girmek istemeyen hanımefendiler, eşlerimiz acılarla ağlarken neredeydi? Biz haksız yere, amirlerin iki dudağı arası hapis yatarken, evde çocuklarımız ağlarken, nerede? İnsanların acısı üzerine böyle konuşmak beni çok rahatsız ediyor; ama haksız yere öyle çok cezalandırıldım ki! Bizim acılarımızda Genelkurmay başkanları ailelerimizle mi, başbakanlarla mı görüştü?”

 

***

 

SENE 2011:

Haberler: Yolsuzluktan 2 yıl 6 ay’a mahkum olan, mallarına el konan, bir yıl yatan, rütbe ve emeklilik iptaliyle (ceza diye) “er” yapılan eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil’e Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden müjde:

AİHM, “Türkiye’yi şikayet eden ilk komutan” Erdil’in başvurusunu incelemeye aldı. Erdil’in gerekçesi şöyle:

Askeri mahkemeler, AİHM içtihadına göre, adil yargılama yapamaz!”

(Erdil cezaevindeyken, E. Özkök’e beyanına göre, “3 eski bakan, 4 orgeneral, 24 general ziyaretine gelmiş”, çıkınca, rütbesi er olmasına rağmen, paşa masalarında yerini almıştı.)

HER SENE:

Çok sayıda sivil de mahkum etmiş Askeri Mahkemeler’de sayısız asker mahkum oldu. YAŞ’ta, mahkumiyeti bile olmayanlar yargısız atıldı. Askeri okullardan ayrılmak zorunda kalan (bırakılan) yoksul aile çocuklarına anormal, haksız tazminatlar bindirildi.

Erdil, komutanlıkları süresince, diğer komutanlar gibi, “Adil yargılama”yı aklına getirmedi. O gün de bugün de çok sayıda “alttaki asker”, Askeri Yargı bir yana, bir subayın keyfi kararıyla haftalarca hapis yatabiliyor.

AİHM, ‘Bu yargısız infaz, insan haklarına aykırı’ diye karar verdiği halde, ne hükümet, ne Genelkurmay bu hükme uyuyor.

Sonra?..

 

***

 

Bugünün adaletsizlik meyvelerini görünce, dünün adaletsizlik, haksızlık tohumlarını hatırlayınız. Hele siz de ekmişseniz.

Dün, bir gün, hepimiz için yarın olabilir! Bugün de öyle!

Diğer Yazıları

Soldan sağa, salla bayrağı…

  • Yayın Tarihi: 20/12/14 00:49
  • [javascript protected email address]
Hepimiz bir türlü, başka türlü seviyoruz ülkeyi. Fakat "öldüresiye sevenler" de var. Tarihin kanından, suçundan, sessizliğinden, utancından herkese bir şeyler düşüyor. *** 19 Aralık'ı nasıl bilirsiniz? Bir katliamla belki. Kimi "katliam"ı bir de...
Devamını Oku

17 Aralık Millete Egemenlik ve Bizim Çocuk Bayramı!

  • Yayın Tarihi: 19/12/14 00:32
  • [javascript protected email address]
"Gazeteci değil, örgüt üyesi" sorgusunda, "Terörle Mücadele Müdürlüğü"nde Savcı, Ekrem Dumanlı'ya "Gazetecilik sorusu" sormuş: "Genel yayın müdürlüğünü yaptığınız Zaman Gazetesi yayım politikası ve gazetede yayınlanacak haberler Fethullah Gülen'in...
Devamını Oku

Yüzde 17 Aralık!

  • Yayın Tarihi: 17/12/14 00:37
  • [javascript protected email address]
17 Aralık 2013 günü... Kasalarda, kutularda istiflenmiş milyonlarca doların tanesi 2 lira 4 kuruş kadardı. 17 Aralık 2014'e vardığımızda, bu cümleyi yazarken 2 lira 37, derken 38, 39 kuruş! Aradaki 33-36 kuruşluk fark, züğürt için 35 kuruş işte! Zübükler...
Devamını Oku

‘Demokrasinin zaferi’nden ‘Demokrasinin kara günü’ne: Kibirli ve mağrur şüphe, makul ve ileri para-noya!

  • Yayın Tarihi: 16/12/14 00:30
  • [javascript protected email address]
#resim#37905# Herkesten her şeyden şüphelenebilmek ve şüphelendiğini "içeri" atabilmek için örgütlenen demokratik hukuk devleti! Her birimini buna göre tahkim ediyor. Polis, savcı, hakim, yüksek mahkemeler. Bunun yüzde 50'nin iradesiyle çok ilgisi...
Devamını Oku

Demokratık, layık, SOSyal bir hıkhık devleti!

  • Yayın Tarihi: 15/12/14 00:31
  • [javascript protected email address]
Cumhuriyet olduğunda... Demokrasi olduğunda tereddüt vardı zaten. Fakat bunda tereddüt yok. *** Demokratıktır; çünkü bir "tık"ta "santık"tan çıkan meşru oylar epeyce gayri meşru eylemin de gerekçesi yapılır. Seçim vardır ve seçim bitince sadece "tek...
Devamını Oku
Tüm Yazıları