11 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
28 Eylül 2016 Çarşamba, 01:13:08 Güncelleme:08:40:54

Clinton mı, Trump mı?

 

ABD başkanlık seçimleri, Amerika’da yaşayan vatandaşlar için ölümcül değildir. Yani tercih etmediğiniz birisi başkan seçilirse, hayatınız derinden etkilenmez. Hukuk sistemine ilişkin var olan fikriniz değişmez. Çalışma hayatı acımasızdır ve acımasız rekabet değişmez. İyi olmak, rekabete uygun hareket etmek esastır. Yaşam kalitesi değişmez. Kazanılmış haklar, siyasi yapı, müteşebbis özgürlüğü değişmez. Birey açısından hayat altüst olmaz.

Ancak ABD başkanının kim olacağı, başka ülke vatandaşları için ölümcül sonuçlar doğurabilir. ABD’nın dış politikasında belirleyici olan başkanın şahin mi, güvercin mi olacağı önemlidir. ABD’nin kendi çıkarlarını savunurken kimleri dost, kimleri düşman olarak tanımladığı devlet politikasıdır, ama o politikanın tonunu başkanlar belirliyor.

Bu noktada “Türkiye açısından Hillary Clinton mı, Donald Trump mı faydalı?” sorusuna nasıl yanıt vermek lazım? Türkiye’de kafalar karışık ama Trump’ın muhafazakâr kesimde destekçisinin daha fazla olduğunu gözlemliyorum. Doğru veya yanlış.

Ama şöyle bir tespit yapılabilir, doğru adayı anlamak için: Suriye ve Irak’ta ABD’nin çizgisini Türkiye lehine hangisi geliştirecek?

Bu soruya da yanıt verirken ABD’nin bölgedeki çıkarının ne olduğunu anlamak lazım. Kendi adıma yanıtlıyorum:

ABD’nin bölge politikasının ana gövdesini ekonomik çıkarlar değil, güvenlik kaygıları belirler... Bölge, İran da dahil dünya açısından enerji deposudur. Petrol ve doğalgaz denizi, hatta okyanusu üzerindedir. Paylaşılacak gelir, enerji kaynaklıdır. Bu enerjiyi tüketen ise gelişmiş ülkelerdir. Ama bu ülkelerin içinde ABD yoktur. Bu bölgenin istikrarı, Japonya açısından daha kıymetlidir, Almanya açısından, Batı açısından, Çin açısından daha kıymetlidir ama ABD açısından önemi azalmış ve daha da azalacaktır. ABD bu bölgeden günlük sadece 2 milyon varil çeker ki bölgeden satılan günlük petrolün yüzde 10 ile 15’i arasında değişir. Ancak bölgenin istikrarsızlığı ve ortaya çıkan radikal hareketler, doğrudan ABD’yi ve dünyadaki çıkarlarını hedef alır. ‘’Büyük şeytan ABD’dir.’’ ABD’de halk da İkiz Kuleler’e yönelik saldırı ve süregelen terörün bu bölge kaynaklı sorunlardan kaynaklandığına inanır. Ve yine ABD dış politikası, güvenlik ayarlarına göre şekillenecek.

Özetle, Trump veya Clinton hangisi seçilirse seçilsin bölgede demokrasilerin gelişmesine duyarlı olmayacaklar. Arap Baharı gibi hareketlere romantik yaklaşmayacaklar. Güvenli ve kendileri ile Batı’ya terör ihraç edilmesini engelleyecek her türlü oluşumun arkasında olacaklar. Devletlerin nitelikleriyle ilgilenmeyecekler.

Şimdi soruma kendi adıma yanıt vereyim: Türkiye açısından hangisi seçilirse seçilsin, durum değişmeyecek. IŞİD ile savaşı sürdüren ve kendisi radikalleşmeyecek bölgedeki her aktör (Esad da dahil) ABD’nin dostudur, tersi durumda hedefindedir!

 

İNANÇ EKSİKLİĞİ

Türkiye’nin temel sorunlarından biri, daha iyi bir ülke olacağımıza dair inanç birliğinin bozulmuş olmasıdır. Yaşam tarzlarının bile sorgulanır olacağına dair çarpıklaşan (ve kimi maddi olguların genelleştirilmesiyle desteklenen) düşüncenin kökleşmesidir. Ekonomik yapımızı düzeltsek bile, daha iyi yaşamı dinamitleyecek yapıların varlığına dair karamsarlıktır.

‘’Daha iyi bir ülke kuracağız, ekonomimizi geliştireceğiz, yaşam standartlarımızı yükselteceğiz, ülkede barışı tesis edeceğiz, demokrasimizi olgunlaştıracağız ve bizi yönetenler kim olursa olsun bunu başaracağız ve hiçbir olumsuz gelişme bizi geriletemeyecek’’ fikrinde ortaklaştığımızda kaderimiz değişecek.

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Cumartesi 17 MPH 13°
Kısmen Güneşli