HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
[javascript protected email address]
10 Şubat 2012 Cuma, 10:47:34
SON günlerin popüler tartışmasını, gazetecilerin sosyal medyada istediği gibi davranıp davranmayacağı oluşturuyor. Pek çok gazeteci ve yazar Twitter, Facebook gibi mecralarda istediğini yazabilme, istediği yorumu yapabilme özgürlüğü olduğunu savunuyor. Medya kuruluşu yöneticileri ise bu özgürlüğün markalarına yönelik olumsuz etkilerini gündeme getirerek "sınırlama" sözleşmesi istiyor...
İlginç bir tartışma.
Kendi adıma yazar ve gazetecilerin bir tercih yapması gerektiği düşüncesini taşıyorum. Örneğin, bir yazarın tüm gün, güncel olayları Twitter veya Facebook'ta yorumlaması, onu takip edenler açısından yazarın gazete yazısının reytingini düşürür mü? Gazete patronu açısından bir soru işareti doğurur mu? İşverenin o yazara telif vermesinin nedeni sadece kendi gazetesinde yazıyor olması değil mi? Yorumlarını bedava paylaşıyor olması işverenin canını sıkmaz mı?
*
Bir başka örneği gazeteciler için vereyim. Haberci, sosyal medyada haber servisi yapabilir mi? Yoksa bu haberi sadece kendi gazetesine vermek zorunda değil mi? Kim ne derse desin, gazeteci ve yazarlar en nihayetinde bir kurumu temsil ederler. Örneğin, "aptalca" bir ifadenin en nihayetinde bağlı olduğu kurumla ilişkilendirilme tehlikesi nasıl bertaraf edilebilir?
Bu soruları sadece ben sormuyorum. Uluslararası medya kuruluşları bunu tartışmaya başladı bile. Ve hemen her biri kendi anlayışlarını ortaya koyan sözleşmeler hazırlıyor. Gazeteport.com sitesinde bu tartışmanın ateşini fitilleyen gazeteci Zafer Arapkirli, dünya uygulamalarını da köşesine taşıdı. Verdiği örneklerin birkaçını onun kaleminden kısaca özetleyeyim:
BBC, "Bu kurumun bir çalışanı olduğunuzu ve yapacağınız bir hatanın sonunda dönüp dolaşıp o özelliğiniz ile karşınıza çıkarılabileceğini unutmayın" diyor. Sosyal medyada yazışırken BBC'nin bir mensubu olduğunuzu saklamanız şart değil. Ama "Adınız ve unvanınızı BBC'nin filanca elemanı şeklinde yazmayın" da deniyor. Özellikle siyasi konularda, gazetecinin tarafsızlığını yitirdiği anlamına gelecek şeyler yazıp çizmemesi de isteniyor. BBC'nin çalışanlarına en önemli tavsiyesi şöyle: "Sosyal medyanın informal atmosferi, sizi tahrik etmesin.."
Yani, özetle: "Kendinize hâkim olun."
Ayrıca gazetecinin, BBC adını ve unvanını kullanarak sosyal medyada var olması durumunda, yazılıp çizilecek, söylenecek her şeyin, editoryal bir süzgeç veya kontrol mekanizmasından geçmesi gerekliliği hatırlatılıyor. İlke şu: "Mutlaka, ikinci bir çift göz görmeli."
The Washington Post Gazetesi, bu konuda en sıkı (ve tabii bu yüzden en çok tartışılan) ilkeleri benimsemiş durumda.
Örneğin, "W.Post muhabir ve editörleri, sosyal medyada siyasi tartışmalara katılamazlar ve kamuya açık (public) tartışmalarda taraf tutamazlar" deniliyor. The Washington Post tarafından çalışanlara hitaben yayınlanan ilkeler dizininde "Kişisel hesabınız bile olsa, sosyal ağlarda yaptığınız her şeyin herkes tarafından görülebilir olduğunu unutmayın" deniliyor.
News Corp., yani "İmparator Murdoch"un sahibi olduğu SKY News haber kanalında da, son yayınlanan "Guidelines", tartışmalara yol açtı. Buna göre, "SKY çalışanları, başka gazetecilerin yazdıklarını RT (retweet) etmekten ya da kendileri ile ilgisi olmayan haberlerle ilgili twit'ler yazmaktan" men ediliyor. Gerekçe, "başkasına ait bir Twitter mesajının yanlış bir bilgi içerebileceği" kaygısı.
Özetle medya kuruluşları, çalışanların sosyal medyayı kullanırken nelere dikkat etmesi gerektiğini tek tek açıklamaya başladı.
Bu durum gazetecinin özgürlüğünü mü sınırlıyor, yoksa gazeteciye bir tercih yapma özgürlüğü mu tanıyor? Derin bir konu anlayacağınız...
***
Atv dizileri iyi gitmiyor
DÖRT büyük kanalın dizi performanslarını anlattığım yazıda atv eksik kalmıştı. Onu da aktarayım:
Atv denilince aklınıza gelen diziler hangisi? Çocuklar Duymasın mesela. Büyük başarı kazandığı söyleniyor. Ama reytingleri 2.5 ila 4 arasında dolaşıyor. Atv'nin en başarılı dizisi 10 reytingi aşan "Hayat Devam Ediyor" dizisi.
Yahşi Cazibe de sürekli kan kaybeden diğer bir dizi. Geçen senenin başında 7 reytinge çıkan Vahşi Cazibe, yıl içinde ciddi bir düşüş gösterdi. Son günlerde tekrar 5-6 reytinge çıktı. Büyük umutlarla ve tanıtım kampanyalarıyla desteklenen "Son" dizisi ise ne kadar devam eder emin değilim. Reytingleri 3'lere çakılmış görünüyor.
Bir başka hayal kırıklığı ise "İstanbul'un Altınları" dizisi. 2.5-3 arasında dolaşıyor. Yeniden ekranlara dönen "Kim Milyoner Olmak İster" yarışmasının reytingleri ise 6-7-8 arasında dolaşıyor ve bu haliyle kanalın en istikrarlı programı.
Atv'nin yakın bir zamanda, reytingleri 10-15'lere çıkan yeni bir dizi yaratmak için kolları sıvayacağını düşünüyorum. Geçen yıl sağladığı reklam gelirini mevcut programlarla elde etmesi neredeyse imkânsız.