Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ERBİL’de “iş yapan Türk işadamları” listesini inceliyorum. Çok ilginç detaylar var: Erbil’e koşarak gidenlerin, “Ankara’nın doğusunda batırılmış iğneleri” yok!

        Şaka değil; Erbil’de sanki “varlıklarını armağan edercesine” büyük bir çaba içindeler ama 1960-2010 arasında devletten kredi alıp “sabit kurdan” ödemelerine rağmen, Ankara’nın doğusunda “asla bir lira” yatırım yapmamışlar! Hele bu gruplar içerisinde “sabit mark kredisi” kullanıp, senelerce “ilk aldığı kurdan” parayı devlete ödeyenler var ki; attıkları zaman mangalda kül bırakmıyorlar! Ben çözemedim “bu iştahın” sırrını! Sevgili dostlar, bu tablo karşısında yorumu sizlere bırakıyor ve aklıma gelen soru ile bitiriyorum; Erbil’e var da bizim vatandaşlarımıza yok mu!

        Erdoğan’sız Türkiye modelinde anlaşanlar işe koyuldular!

        SON günlerde yaşananları, dışarıdan ve içeriden “ortaya atılanları” ve “TÜSİAD’ın çıkışlarını” dikkatle izleyince ortaya net bir tablo çıkıyor: Erdoğan‘sız Türkiye isteyenler harekete geçtiler ve “çok da cesur olmadıkları için” yavaş yavaş yol alıyorlar!

        Bu noktada günler önce başlattığım “ne tesadüf” kurgusuna dönmek ve “son yaşananları da” ekleyerek, yeniden yazmak istiyorum:

        Ne tesadüf; “kendi sınırlarını aşamayacağı” bilinen ana muhalefet partisi lideri hakkında yıllardır olduğu iddia edilen ilişki kaseti bir anda ortaya çıkıverdi!

        Ne tesadüf; başta yerleşik “medya düzeninde” olmak üzere altı seçim anketi birden ortaya dökülüverdi!

        Ne tesadüf; yerleşik küresel düzene rağmen İran’la “takas anlaşması” adımı atan Türk hükümeti, ABD tarafından “aniden yalnız” bırakıldı!

        Ne tesadüf; “komşuları ile yeni ilişkiler kuran” ve zorlama “AB projesi-IMF’den borçlanma” yerine çevresine bakan Türkiye, “küresel karalama” kampanyalarına muhatap olmaya başladı!

        Ne tesadüf; “Akdeniz’de uluslararası sularda Türk vatandaşları öldürülmeden birkaç saat önce” Akdeniz’deki Türk Deniz Birliklerine ikmal yapan birlikte “askerlerimiz şehit edildi”!

        Ne tesadüf; 2007 sonrası Ortadoğu’da “yeni lider” olma yoluna giren ve “one minute” çıkışıyla İsrail politikasına küresel değişim doğrultusunda yön veren Türkiye’nin vatandaşları İsrail tarafından katledildi!

        Ne tesadüf; içeride “siyasi olarak sıkıştırılan” hükümet dışarıda ve iç kamuoyunda “vatandaşlarının öldürülmesi” sonrası “çaresiz kalarak” yeni İsrail politikasının gerisine düşürüldü!

        Ne tesadüf; terör saldırıları her gün “canlarımızı” alacak noktaya geldi ve yine ne tesadüf “yüzlerce terörist” sınırımızı geçerken “yabancı kökenli” sistemler “onları görmedi”!

        Ne tesadüf “medyanın bir kısmı” Türkiye “nereye gidiyor” sorusunu sormak yerine, “kendimi nasıl kurtarırım” sorusu eşliğinde “iç siyasi dinamiklere” sert şekilde oynamaya başladı!

        Ne tesadüf; “Erbil’de yatırım yapanların” Ankara’nın doğusunda hiç yatırımları yok!

        Ne tesadüf; “İsrail’de seslendirilen” seçim sonrası koalisyon modelleri içeride bir kısım medyadaki köşe yazarları tarafından “seslendirilmeye” başlandı!

        Sonuç: Seçime giderken bu “bilek güreşi” daha da sertleşecek. İçeride “hükümdar olmaya ve kalmaya” alışanlar “2003 sonrası kaptırdıkları iktidarlarını” geri almak için “dışarıdan destekli” şekilde iç dinamikler üzerinde “son oyunlarını” oynayacaklar. Bakalım “kim kazanacak”?

        Son söz: Bu bilek güreşinde “Türk halkının kendisine sahip” çıkmasını bekliyorsa; hükümetin de “dik durması” ve “sağa sola zik zak yapmaması” gerekli! Davutoğlu‘nun “İsrailli bakanla görüşmesi” ortaya çıktı ve “akıllarda” soru işaretleri kaldı! Obama “barışın” dedi de onun için mi bu acele!

        Diğer Yazılar