AA

Ağbal, Kırıkkale Üniversitesi'nde düzenlenen "Global Yeni Trendler: Fırsatlar & Riskler" konulu konferansta yaptığı konuşmada, küreselleşme olgusunun 2008-2009 küresel finansal krizi ile dünyada yepyeni düşünceleri ve beklentileri beraberinde getirdiğini söyledi.

Aslında aynı dönemin teknolojinin de çok hızlı dönüştüğü ve değiştiği yıllar olduğuna dikkati çeken Ağbal, şöyle devam etti:

"Dolayısıyla değişim devam ediyor, hızı artıyor, yaygınlığı, etkileşimi çok daha üstsel sayılar itibarıyla artıyor. Önümüzde çok daha hızlı değişecek, dönüşecek, değerlerin değiştiği, üretim yapılarının değiştiği, sosyal ağların değiştiği, bildiğimiz siyasi sınırların yanında olağanüstü bir şekilde yeni global şehirlerin ön plana çıktığı yeni bir dünya düzenine giriyoruz. Değişimi yakalayan toplumlar ve ülkeler, gelişmenin sürükleyicisi olacaklar ama değişime direnen ve mantalitesini kavrayamayan ülkeler birinci ligden belki ikinci lige kayacaklar."

"DENGELERİ DEĞİŞTİRECEK TEKNOLOJİK DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM VAR"

Ağbal, demografinin olağanüstü bir şekilde değiştiğini ama insanların bu durumun farkında olmadıklarını dile getirdi.

Demografideki bu değişimin etkisinin belki günlük hayatta yaşanmadığını ancak önümüzdeki on yıllarda ülkeler arası rekabeti nasıl etkilediğinin görüleceğini ifade eden Ağbal, "Yeni bir yüzyılın eşiğindeyiz. Yükselen ve düşen ekonomiler var. Yerleri birbirine kaybettiren ekonomiler var. Dolayısıyla güç dengesi değişiyor. İngilizce tabirle 'shift' oluyor. Yıkıcı ve oyun kurucu bir teknolojik değişim ve dönüşüm var. Normal lineal bir değişimden bahsetmiyorum. Biri bin yapan, tamamen dengeleri değiştirecek teknolojik değişim ve dönüşüm var." diye konuştu.

Ağbal, olağanüstü bir savaş, kıtlık ve hastalık olmadığı sürece önümüzdeki on yıllarda dünya nüfusunun artmaya devam edeceğini ancak artış hızının azalacağını aktardı.

2050 yılına gelindiğinde nüfus değişimine bakıldığında en fazla kazanan kıtanın Afrika olacağını belirten Ağbal, şunları söyledi:

"Nüfusunu 2050'ye geldiğimizde yüzde 109 oranında artıracak. Kaybeden Avrupa. Avrupa nüfusu 2050'ye geldiğimizde yüzde 4 azalacak. Bunu doğuran iki temel faktör var. Doğurganlık oranlarındaki değişim ve yaşam beklentisindeki artış. Türkiye'de 2000'li yılların başından bu yana ortalama yaşam beklentisi 70'in altındayken şimdi 78'e geldi. Neden? Refah arttı, kişi başına düşen milli gelir 3 kat arttı, sağlığa erişim ve tedavi hizmetlerindeki teknolojik kullanım arttı. Dolayısıyla ciddi anlamda yaşam beklentisini yukarı çekti. Demografik penceresi en açık kıta, Afrika kıtası. 2050 yılında ortanca yaşı en küçük kıta burası olacak. 2030'dan sonra Afrika hariç bütün bölgelerde çalışma çağındaki nüfus azalmaya başlıyor. Sadece Afrika'da artıyor. Bu ileride Afrika'nın büyük ölçüde üretim merkezi olmasına da işaret ediyor."

Ağbal, zenginlik bölgelerinin değiştiğini ve en gelişmiş dedikleri ABD, İngiltere, Fransa, İtalya ve Kanada'nın küresel gelir içinde paylarının aşağıya geldiğini ifade etti.

"AR-GE'YE YAPILAN YATIRIMLAR SON DERECE ÖNEMLİ"

Yeni yıldızı parlayan Çin, Hindistan, Türkiye, Brezilya, Güney Afrika gibi ülkelerin gelecek süreçte dünya ticaretinden çok daha fazla pay alacağını dile getiren Ağbal, şunları kaydetti:

"Gelişmiş ülkelerin küresel ticaretten aldıkları pay aşağı gelirken, gelişmekte olan ekonomilerin küresel ticaretten aldığı pay hızlı bir şekilde artacak. Önümüzdeki dönemde yeni bölgesel, küresel iş birlikleri ortaya çıkmaya başlayacak. Özellikle Asya Pasifik bölgesinde yeni kalkınma bankaları, yeni ödeme sistemleri, yeni bölgesel ticaret iş birlikleri başlayacak. Hangi ülkeler araştırma ve geliştirmeye daha fazla kaynak ayırıyorsa bütün bu değişim ve dönüşümün sürükleyicisi ve kazananı olacaktır. Onun için ülkelerin önümüzdeki süreçte Ar-Ge'ye yaptıkları yatırımlar son derece önemli."

"EN BÜYÜK AVANTAJIMIZ GENÇ NÜFUSUMUZ"

Ağbal, gelecekte ekonomide, teknolojide, sosyal hayatta ve küresel değer zinciri içinde belirleyicinin ulus devletlerden ziyade mega şehirlerin ve bu şehirlerin birbirleriyle iletişiminin olacağını söyledi.

Bu değişim ve dönüşüme hazırlanmak gerektiğini vurgulayan Ağbal, şöyle dedi:

"İnsan kaynağımızın bu değişim ve dönüşümün gerektirdiği şekilde dönüştürülmesi lazım. Eğitim sistemlerinin buna göre değişmesi gerekiyor. Özellikle Ar-Ge'ye, inovasyona, teknolojiye, birey, üniversiteler ve ekonomiler olarak olağanüstü yatırım yapmamız gerekiyor. Bizim şu anda en büyük avantajımız genç nüfusumuz. Hükümetimiz, Türkiye'nin gelecekte meydana gelecek bütün bu meydan okumalara karşı daha hazırlıklı olması, daha üretken olması noktasında da adımlar atıyor. Bütün bu meydan okumaları karşılayacak sigortalara, yapısal dönüşümlere de sahibiz. Türkiye gelecekte dünyada kazananlar liginde üst sıralarda yer alacak."