Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

Gürcistan'ın Ahıska bölgesinde ailesiyle sürgün edildiği sırada 7 yaşında olan ve şu an Kırgızistan'ın başkenti Bişkek yakınlarındaki Navopavlovka köyünde yaşayan 82 yaşındaki Bulut Aliyev, AA muhabirine, sürgünün acısını halen tüm şiddetiyle hissettiğini anlattı.

Aliyev, 14-15 Kasım'da Ahıska'dan sürgüne gönderilen ailelerin bindirildikleri tren yolculuğunun 1 ay 3 gün sürdüğünü belirtti.

Ahıska'nın Apiyet köyünde doğan Aliyev, köy halkını sürmek için gelen Rus askerlerinin kışlık kıyafeti dışında hiçbir şey almalarına izin vermediklerini belirtti.

Aliyev, "Rus askerleri, ABD yapımı kamyonlarla köyümüze 14 Kasım akşam saatlerinde geldiler. Her kamyonda ikişer asker vardı. Ev ev gezerek yanımıza sadece kışlık kıyafet ve üç günlük erzak almamız emredildi. Bunun dışında başka bir şey almamıza izin verilmedi. Biz çok korkmuştuk. Bizi sürürlerken '3 ay sonra döneceksiniz' dediler. Tabii bütün bunlar yalandı." dedi.

Köydeki ailelerin kamyonlarla çıkarılmaya başladığı saatlerde evlerde kalan köpeklerin aralıksız uluduğunu unutmadığını ifade eden Aliyev, "Sürgün sırasında köpekler ulumaya başladı. Köpek uluması aralıksız sürdü çünkü sahibi gidiyordu. Karşı çıkan yoktu. Köpekler bunu bizden önce sezdi." diye konuştu.

Aliyev, Ahıskalı Türklere ait küçük ve büyükbaş hayvanların daha sonra yağmalandığını dile getirdi.

Sürgün sırasında yolculuk yaptığı delik tahtalı tren vagonunda yaşadıklarını anlatan Aliyev, "Tren vagonunda bir soba vardı. Verilen molalarda verilen odunlarla vagonlar sobalarla ısıtılmaya çalışılıyordu. Ancak bu yeterli olmuyordu. Vagonlar insanlarla dolu idi. Bir bebek soğuktan çok üşümüştü. Trenin mola verdiği bir durakta bir anne bebeğini Rus askerine uzatarak 'Marifetiniz bu mudur?' diye bağırdı." ifadelerini kullandı.

"12 yıl boyunca sıkıyönetim altında tutulduk"

Sürgündeki Ahıska Türkleri 1944-1956 arasında 12 yıl boyunca sıkıyönetim rejimi altında tutuldu ve sürgün edildikleri bölgeden dışarı çıkmaları yasaklandı.

Aliyev, Aralık 1944'de Kırgızistan'a geldiklerini ve kendilerinden 11 ay önce buraya sürülen Çeçen bir aile tarafından karşılandıklarını söyledi.

Sovyet rejimi tarafından 12 yıl boyunca sıkıyönetim altında tutulan Türklerin hiçbirine kimlik kartı verilmediğini ve eğitimden uzak tutulduğunu aktaran Aliyev, Türklere kimlik kartı verilmeme gerekçesini şöyle ifade etti:

"Ben 6-7 yaşında sürgünü yaşadım ve sıkıyönetim rejimi bittiğinde ben yetişkin yaşına gelmiştim. Halkımıza kimlik kartı verilmiyordu. Yerel yöneticiler, tarlalarda çalıştırılmak üzere getirildiklerini gerekçe gösteriyordu. Komünistler bize hizmetçi gözü ile bakıyordu. Stalin öldükten sonra iki yıl daha sıkıyönetim altında kaldık. Gençlerimiz okula gitmek ve meslek sahibi olmak istiyordu. Ancak belgeleri olmadığı için bu konuda ilerleme kaydedilemiyordu."

Aliyev, sıkıyönetim sırasında gençler olarak defter ve kalem satın almak için pazara kaçamak yaptıklarını hatırlatarak "Bir kez arkadaşımla pazara gittik. Orada polisler bizi yere yatırarak, 'Neden pazara çıktınız?' diye sordu. Biz defter ve kalem almak için pazara çıktık diye cevap verdik. Bizden yaşça büyük olanlar yakalandıklarında pazar alanındaki nezarethanede 5 gün tutuluyordu." dedi.

Aliyev, 76 yıl önce sürgünü yaşayan Türklerin dışında o dönemde hiçbir halkın böyle bir muamele görmediğini sözlerine ekledi.