HABERTURK.COM

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MKYK sonrası açıklama yaptı. Konuşmasına Alman televizyon kanalı ARD'de Atatürk'e yapılan çirkin yayınla ilgili olarak tepkilerini dile getiren Çelik, "

Almanya’da ARD televizyonu Atatürk’e dönük çirkin bir yayını söz konusu oldu. Atatürk’ü Hitler’e benzeten yayını şiddetli bir şekilde kınıyoruz. Bunu kabul edilemez buluyoruz. O yapılan yayının kesinlikle basın özgürlüğü ile ilgisi yoktur. Gereğinin yapılması için ilgili bakanlıklarımız faaliyete geçecektir. Oradaki vatandaşlarımız da gereken tepkiyi göstermektedir.Bu yayının temel değerlerimize yönelik tezahür etmemesi gerekir. Atatürk ve Alevi vatandaşlarımızı karşı karşıya getirmek üzere çirkin bir provokasyona imza atılıyor. Bu yayın kuruluşu derhal Atatürk’ün manevi şahsiyetinden ve milletimizden özür dilemelidir" diye konuştu. 

Çelik'in açıklamalarından satırbaşları:

"ENES YALNIZ DEĞİLDİR! GÖZLERİNDEN ÖPÜYORUZ"

Hepimizi üzen bir olay yaşandı. Güngören belediyesinde bir başkan yardımcısının çirkin bir davranışı oldu. bu çirkin davranış biçimi hepimizi üzmüştür. Enes'e sesleniyorum gözlerinden öpüyoruz seninle beraberiz sana yapılan çirkin davranışı kabul etmiyoruz bu belediye başkan yardımcısı görevden alınmıştır. Hiçbir şekilde belediye meclis üyeliğinin devam etmesini de uygun bulmuyoruz

"RAHMETLİ CEREN KARDEŞİMİZİN DOĞUM GÜNÜNÜ KUTLUYORUZ"

Ceren kardeşimizle ilgili olarak hepimizi derinden yaralayan, Ceren'i kaybederken hepimiz de insanlığımızdan bir parçayı yitirdik. Son derece üzücü bir şey. Hepimizin kahrolduğu bir kayıp bu. Sayın Cumhurbaşkanımız biraz önce anne ve babasıyla görüşmüştür. Kuşkusuz partiler üstü meseledir. Her türlü şiddet kültürünün dışlanması medeni toplum olma vasfının en temel direğidir. Bu olayın adli yönleri var, diğer tarafları var. Hep beraber bunu takip etmeye devam edeceğiz. Sosyal medyada rahmetlinin bir sözüne atıfla, onun doğum günüymüş bugün. Ceren’in, bugün doğum günüymüş. "Doğum günümü kutlayın, çiçek göndermeyin, ama kutlayın" demiş. Ceren’in bu vasiyetine uyarak bir kere daha doğum gününü kutluyoruz. Sözün bittiği yer denilebilecek bir noktadır burası. Kadına, çocuğa dönük şiddet meselesinde buradaki hassasiyetle ilgili olarak kültürel, ahlaki çalışmaları yapacağız.

"CUMHURBAŞKANIMIZ LONDRA'DA VATANDAŞLARIMIZLA BULUŞTU"

Londra'daki 4'lü zirve çok önemliydi. NATO toplantısı ayrı bir başlık teşkil ediyor. Şimdiye kadar en geniş ve en yoğun vatandaş buluşmasını gösterdi sayın Cumhurbaşkanımız. Buluşmada oradaki hem kardeşlerimizin gösterdiği sevgi, muhabbet, sahip oldukları bilinç fevkalede memnuniyet vermiştir. Cambridge Camii müstesna bir yapıyı ortaya çıkarmış. Hem müslümanlara hizmet edecek hem de Müslüman olmayanların gelip de rahatlıkla ziyaret edebilecekleri mekan ortaya çıkmış. Ahşabın kulanılmaması, herhangi bir çivi kullanılmadan yapılan bir eser ortaya çıkmış.

"TÜRKİYE ZİRVEDE NATO'YA NATO DEĞERLERİNİ HATIRLATMIŞTIR"

4'lü zirvenin düzenli olarak yapılması önemli karardır. Şubat ayında yenisi gerçekleşecektir. Zamanlama önemli bir dilime denk geldi. NATO ile ilgili eleştirilerin yoğun bir şekilde sürdü. Şimdiye kadar uzmanların ifadesiyle en geniş, en yaygın, en başarılı savunma örgütü olarak bundan sonra Avrupa'nın, dünyanın güvenliğinde nasıl rol oynayacağı tartışmaları yapıldı. Bugün NATO'ya, NATO'nun ilkelerini en çok hatırlatan, çifte standartlara karşı çıkan ülkeyiz. NATO zirvesinde herkes Türkiye'nin gücüne ve NATO için vazgeçilmezliğine vurgu yapmıştır. Türkiye'nin tezleri sayın Cumhurbaşkanımız tarafından dillendirilmiştir. Türkiye doğu, güney kanadı gibi bir ayrımın NATO'da doğru olmadığını düşünüyor. Bu tür ayrımlara karşı çıktığımızı, güvenliğin 360 derecede ele alınması bir kez daha liderler zirvesinde ortaya çıkmıştır.

"TÜRKİYE'NİN NATO İÇİN VAZGEÇİLMEZ OLDUĞU GÖRÜLDÜ"

Türkiye'nin güvenliği için alınan tedbirlerin aynı zamanda NATO'nun güvenliği için alındığı ortadadır. İyi terörist, kötü terörist diye ayrım yapanlara sayın Cumhurbaşkanımız tarafından çifte standartları yüzlerine söylenmiştir. NATO toplantısında Macron da Türkiye'nin ittifak içindeki gücünün farkındadır. Almanya'nın katkı payı yükseldi, Amerika'nın payı Almanya'nın oranına geldi. Türkiye'nin katkılarının tam olarak yerine getirdiği konusunda kimsenin söyleyecek sözü yok. Mali katkılarını yerine getirmeme konusunda, NATO'ya rağmen bireysel çıkışlarıyla asıl sorgulanması gereken Fransa'dır. Türkiye'yi eleştirenlerin NATO içerisinde sorgulanması gereken odaklar olduğu ama esas olarak ortaya çıkan tabloda Türkiye'nin NATO için kilit ve vazgeçilmez bir ülke olduğu ifade edildiği bir kez daha görülmüştür.

"ADALET BAKANLIĞI ZATEN BİR ÇALIŞMAYI YÜRÜTÜYOR"

Her yasal düzenlemenin sonrasında ortaya çıkan toplumsal eylemleri, o eylemlerin öncesindeki yasal düzenlemeye bağlarsanız hiç kimse yasa çıkaramaz. Ne kanun, ne KHK çıkarılabilir. Bu olaydan ötürü sayın Cumhurbaşkanımızın hedef alınmasını ayıplamak durumundayım. Yasal düzenlemeleri, yönetmelikleri eleştirebilir ancak böyle bir mantık hastalıklı zihniyettir. Kapalı cezaevinden açık cezaevine geçişin kanun ve yönetmeliklerle düzenlenen çeşitleri var. Böyle bir acı yaşanırken bunun istismarıdır. 15 Temmuz'dan sonraki yoğunluk neticesinde KHK ile bir kereliğine yapılmış disiplin affıdır. Birçok kişi kapalı cezaevinden açık cezaevine geçmiş. Bu katil de geçmiş. Belli zamanlar içerisinde hukukçuların, siyasi partilerin görüşleri dinlenerek, sistem düzeninde düzenlemeler yapılması zorunludur. Şu anda bütün konuları sistem bütünlüğü içerisinde yeniden nasıl değerlendirebiliriz diye bir çalışma zaten Adalet Bakanlığı tarafından yürütülüyor.

"BAKANLIĞIMIZ KONUYLA İLGİLİ HASSASİYET GÖSTERİYOR"

Bakanlık, işçi tarafı, işveren tarafı. Bunun bir geleneği var. Her taraf kendi pozisyonunu açıklayacak. Ortak bir noktada çözüm bulunmasıyla ilgili yaklaşım var. Bakanlığın yaklaşımı da hadisenin bileşenleriyle ortak bir nokta çıkarabilmektir. Hiç kimsenin tam olarak dediği olmuyor. Eminim ki bütün taraflar optimum bir noktada sistemin sürdürebilmesi açısından aynı mutabakatla gerçekleştirirler diye bir umudumuz var. Sürecin nasıl işleyeceği açıktır. Bakanlığımızın konuyla ilgili hassasiyet gösterdiğini biliyoruz.

"BAKANLIK GÖRÜŞEREK, UYUM VE MUTABAKAT ARAYARAK YAPAR"

Bakanlık işçi ve işveren bileşenleri arasında gerçekleşeceği konu. Bizi önerimiz şudur diye bir yaklaşımı ortaya koymamız doğru olmaz. Türk-İş'in öteden beri görüşü. 11. kalkınma planında bu tip düzenlemelerin mutabakat ve diyalogla yapılması var. Bakanlık da görüşerek, uyum ve mutabakat arayarak yapar.

"İNFAZ DÜZENLENMESİ CUMHUR İTTİFAKI AÇISINDAN SORUN DEĞİL"

Sayın Cumhurbaşkanımız ile sayın Bahçeli arasında yüzyüze ve telefon görüşmesi konusunda bir sıkıntı yok. Bu konuda ihtiyaç duyulursa bu konuda, başka konularda ihtiyaç duyulursa görüşme trafiği açıktır. Cumhur ittifakının gücünü ve uyumunu korunmasında hassasız. Farklı görüşler olabilir. Bu son derece normaldir. Cumhur İttifakı içerisinde güçlü diyalog bu ayrı görüşler sonucunda zaman zaman tam, zaman zaman azami mutabakatı bulmamızı sağlayabilir. Çatlak gibi bir şey sözkonusu olamaz. Arkadaşlarımız yine görüşecekler. Tam bir nokta koyulmuş değil. Çalışmalar devam ediyor. Hem partide hem Adalet Bakanlığı'nda çalışmalar devam ediyor. Bu kendi içerisinde evrilecek. Cumhur İttifakı açısından sorun sözkonusu değil.

"PARTİ DEVLETİ CHP'NİN PATENTİNDE OLAN BİR KAVRAMDIR"

Siyasi okur yazarlıkla ilgili ayrı bir fasıl açmak lazım. Devlet nedir, siyasetin sınırı neresidir diye. Parti devleti CHP'nin patentinde olan bir kavramdır. Parti devlet özdeşliğinde partinin üstte, devletin altta olduğu bir yaklaşımdan geliyorlar. Dünyadaki parti devletleri içerisinde en can yakıcı tarihe sahip oldukları için bu konuda aşırı hassasiyet göstermeleri normaldir. Bizim hazırlık yaptığımız dosyalar haftada bazan 50-6 görüş oluyor. Çok tabiidir ki, ben burada kendi kişisel fikirlerimi söylemiyorum. AK Parti MYK ve MKYK toplantıların görüşlerini söylüyorum ve nihai olarak sayın Cumhurbaşkanı'na soruyoruz, görüşlerini alıyoruz. İktidar partisinden hükümet ile süreçlerle parti ile ilgili süreçler açısından doğal bir iletişim olur.

"CHP'NİN KENDİSİYLE YÜZLEŞMESİNDE FAYDA VARDIR"

Türkiye'de parti devleti zihniyetinden arındırılması, sivil siyasetin geliştirilmesi konusunda gayret ediyoruz. Bir siyasi tarih oluşturduk. Parti devletinin patentine sahip olan CHP'dir. O konularda kendileriyle yüzleşmesinde fayda vardır.