BBC TÜRKÇE
- Getty Images

AKP, Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının yolunu açan ve 26 Haziran 2009'da TBMM'de kabul edilen yasal düzenlemeyi, "FETÖ'nün siyasi ayağı" için örnek göstermesiyle ilgili açıklamalarını yargıya taşıdı.

Başbuğ'un işaret ettiği düzenlemeyle ilgili önergede imzası bulunan 6 AKP milletvekili, Başbuğ hakkında "hakaret" iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

AKP milletvekilleri ayrıca, isimlerini vererek, "FETÖ suç örgütünün siyasi ayağı olarak soruşturulmasını millet adına bekliyoruz" sözleri nedeniyle de CHP Milletvekili, emekli Albay Dursun Çiçek hakkında da "iftira" ettiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 5 Şubat'taki grup toplantısında, tüm partili milletvekillerinin Başbuğ hakkında dava açma çağrısı yapmasının ardından, AKP milletvekilleri harekete geçti.

Sabah saatlerinde de söz konusu yasal düzenlemeyle ilgili önergede imzası bulunan milletvekilleri, avukatlarıyla birlikte parti genel merkezinde bir toplantı yaptı.

Toplantıdan sonra açıklama yapan Elitaş, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının yolunu açan yasal düzenlemeyle ilgili önergeyi veren 6 milletvekili olarak avukatları aracılığıyla Başbuğ ve Dursun Çiçek hakkında suç duyurusunda bulunma kararı alındığını bildirdi.

Bu kapsamda önergede imzası bulunan Mustafa Elitaş, Bekir Bozdağ, Ahmet Aydın, Yahya Doğan, Mehmet Ceylan, Abdurrahman Müfit Doğan, avukatları Hüseyin Aydın ve Muammer Cemaloğlu aracılığıyla Başbuğ ve Çiçek hakkındaki suç duyurusu dilekçesini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdi.

AKP milletvekillerinin suç duyurusu dilekçesinde Başbuğ'un Haber Global televizyonunda 28 Ocak'ta katıldığı bir programda "FETÖ'nün siyasi ayağı" ilgili soru üzerine yaptığı açıklamalarında, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasına ilişkin sözlerini anımsattı.

Başbuğ'un söz konusu açıklamalarında "Şimdi ben burada çok açık konuşuyorum. 26 Haziran 2009'da bu iki konuyu içeren kanun teklifini kim hazırladı? Ben bir ipucu veriyorum, çünkü bu kanun teklifi tamamen FETÖ'nün direktifiyle, emriyle hazırlandığını düşünüyorum. Çünkü iki şey de tamamen FETÖ komplolarıyla bağlantılı bir olayla karşı karşıyayız" sözleri"nin de anımsatıldığı dilekçede, bu sözlerin "hakaret" fiilini oluşturduğu belirtildi. Dilekçede şu görüşlere yer verildi:

"TBMM'nin iradesiyle yasalaşan kanun tasarısı ve değişiklik önergelerinin FETÖ'nün direktifiyle hazırlandığını iddia etmek 15 Temmuz gecesinde FETÖ'ye karşı kahramanca direnen ve bu nedenle bombalanan gazi meclisimize ve onun mensuplarına açık bir saygısızlık olup, bu nitelikteki bir ithamın Genelkurmay başkanlığı yapmış bir kişiden sadır olması büyük talihsizliktir."

- Getty Images

Milletvekillerinin yasama faaliyetlerinden dolayı suçlanmasının ancak antidemokratik, vesayet rejimlerinde sözkonusu olabileceği kaydedilen dilekçede, "Kaldı ki FETÖ'yle mücadele edenleri, asılsız ithamlarla itibarsızlaştırmak, FETÖ'yle mücadeleye zarar vermekte ve sonucu itibariyle FETÖ'ye hizmet etmektedir" denildi.

Başbuğ'un açıklamalarının "ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirilemeyeceği savunulan dilekçede, şu isteme yer verildi:

"Sonuç itibariyle şüpheli, ifade özgürlüğünün sınırlarını aşarak, müvekkilimizin onur, şeref ve saygınlığını rencide etmek suretiyle atılı suçu alenen işlemiştir. Basın yayın ve medya aracılığı ile suç konu ifadelerin birçok kişiye ulaştığı açık olduğundan aleniyet unsuru gerçekleşmiş olup, şüphelinin kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca cezalandırılması gerekmektedir."

Ne kadar ceza isteniyor?

"Hakaret" suçuyla ilgili TCK'nın 125. maddesinde suçu işleyenlerin üç aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılmasını öngörüyor. Hakaret suçunun 3. fıkrada belirtilen "kamu görevlisine karşı görevinden dolayı" işlenmesi halinde, cezanın alt sınırının 1 yıldan az olamayacağı hükme bağlanıyor.

AKP milletvekilleri, emekli Albay Dursun Çiçek hakkındaki suç duyurusunu da önergede imzası bulunan milletvekillerinin isimlerini vererek yaptığı "Adı geçen şahısların 15 Temmuz kanlı darbe girişimire giden hain sürecin aleni hale gelmesini sağlayan yasal düzenlemede görev aldığı TBMM tutanağı ile sabit olduğu gerekçeğinden hareketle, FETÖ suç örgütünün siyasi ayağı olarak soruşturulmasını millet adına bekliyoruz" açıklamasına dayandırdı.

- Getty Images

Çiçek'in yürüttükleri yasama faaliyeti nedeniyle "FETÖ'nün siyasi ayağını oluşturduklarını" belirterek, önergede imzası bulunan milletvekilleri hakkında "suç duyurusunda bulunacağını" açıklayarak "iftira" suçunu işlediği belirtilen dilekçede, Çiçek hakkında "kamu davası" açılması talebine yer verildi.

CHP ile"destekleme polemiği"

Öte yandan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un, gündeme getirdiği yasal düzenlemeyle ilgili AKP ile CHP arasında "yasaya destek tartışması" da yaşanıyor.

AKP, CHP'nin bu yasal düzenlemeye başta destek verdiği, daha sonra da görüşünü değiştirip Anayasa Mahkemesi'ne iptal davası açtığı konusunda ısrarlı.

Mustafa Elitaş, suç duyurusunda bulunmadan önce yaptığı açıklamada, bu yöndeki görüşünü bir kez daha açıklamasında tekrarladı.

Önerge üzerinde, dönemin CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay'la "ittifak yaptıklarını", Okay'ın, geçmişte baro başkanlığı yapmış bir hukukçu olduğuna dikkat çekti. Elitaş, CHP'nin asıl mesleği eczacılık olan CHP'nin mevcut grup başkanvekili Özgür Özel'i kastederek, şu görüşleri dile getirdi:

"Bakın o gün söylediğimiz bu önergede ittifak yaptığımız dediğimiz arkadaş eski bir baro başkanıdır, eczacı değildir. Yani eski bir baro başkanının o gün saat 20.30'da önergeye 'Evet' deyip saat 01.00 civarında Kanun görüşülürken o zamanki genel başkanın haberdar olmaması da mümkün değildir.

Ne diyor Özgür Özel, 'Bundan Tayyip Bey'in haberinin olmaması mümkün değildir' diyor. Yani o önergeden Sayın Baykal'ın haberdar olmaması mümkün mü? Sayın Baykal cuma günü konuşmamış, cumartesi günü konuşmamış, pazar günü konuşmamış, pazartesi günü konuşmuş. Sayın Baykal'ı kim uyarmış acaba? Çünkü medyaya bakarsanız 26 Haziran'dan itibaren bütün medya unsurlarını tarayın, araştırmacı gazetecilik esasında bunu gerektirir herhalde, arkadaşlar tarasınlar 3 gün süreyle tüm siyasi partilerin TBMM'nin askeri suçların sivil yargıda yargılanmasıyla ilgili ittifak yaptıklarını söylemiştir, hiç kimse sesini çıkarmamıştır. Demek ki bir gün Sayın Baykal'a telefon gitmiş, Sayın Baykal şiddetli bir şekilde buna itiraz etmiştir. Şimdi de bu konu ile ilgili mesele gündemde, anlaşılan o ki geçmişte CHP Genel Merkezi'ni telefonla uyaranlar, herhalde şimdi CHP'deki birilerini de hızlı bir şekilde uyarmıştır. O gün Danışma Kurulu'nda imza atan bugünkü Genel Başkan Sayın Kılıçdaroğlu'dur."

- Getty Images

Özel: AB düzenlemesine destek verdik

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de düzenlediği basın toplantısıyla Elitaş ve AKP'lilerin "CHP'lilerin önergeyi desteklediği" açıklamalarına yanıt verdi.

AKP'nin kendilerinden Avrupa Birliğine (AB) uyum çerçevesinde yapılacak düzenlemeye destek istediğini belirten Özel, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının yolunu açan önergedeki ifadeleri kastederek, "Biz tüm AB uyum yasalarına evet oyu verdik. Yapılan operasyon Tayyip Erdoğan imzasıyla uyuşturucu ile mücadele diye konulup, gecenin bir yarısı Mustafa Elitaş önergesiyle "hali dahili"ndeyi 'halinde'ye çevirme meselesidir" görüşünü dile getirdi.

O dönem CHP Genel Başkanı olan Deniz Baykal'ın da tasarıya "uyuşturucuyla mücadele"ye ilişkin kelime ekleneceği bilgisine sahip olduğunu kaydeden Özel, özetle şu görüşlere yer verdi:

"Ama gece yarısı yapılan bu işten haberi yok. Bu işi bir şeytan, bir FETÖ, bir de bu imzayı atanlar ya biliyor ki öyleyse suçlular, bilmiyorlarsa önergeyi ellerine kim tutuşturmuş açıklasınlar. Şunu sormazlar mı sen dürüstsen, namusluysan neden Recep Tayyip Erdoğan bu uyuşturucu yazdı da bunu yazmadı? İlk kanunun metnine koyaydın. Bu 'halinde'yi yazıp daha 'demokratik bir şey biz askerleri sivil mahkemelerde yargılayacağız demiyorsan 'oyun yapıyorsan bunu görecek, bileceksin. AKP için bir suç duyurusunda ayıp örtme değil öz eleştiri yapıp özür dileme zamanıdır. Yok bu iş FETÖ yaptı diyor, sahipleniyor, ben o FETÖ'nün yaptığı tüm Balyoz, Ergenekon'u sahipleniyorum demektir. Ey Erdoğan sen yine FETÖ'cülerin yanında saf tut, biz yine bu insanların yanında oluruz."