Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar'ın Arzu Maliki ile yaptığı söyleşinin satır başları şöyle;

Öncelikle 2018 ilk yarısını değerlendirelim Kibar Holding olarak. Nasıl başladı 2018 sizin için? Geçen seneden daha iyi bir performans bekler misiniz?

Ali Kibar: Biz yıllık iş planlarıyla bir sonraki yılki iş hedeflerimizi arkadaşlarımızla paylaşıyoruz. Bütün genel müdürlerimiz bunda mutabakat sağlıyorlar. İlk altı aya baktığımızda hemen hemen bütün şirketlerimizde hedefleri yakalamış bir şekilde rakamlar geldi. Değerlendirdik. Bazı yapılması gerek ikinci yarıya yönelik yönlendirmelerimizi de yapıyoruz. Mevcut konjonktüre paralel olarak bu düzenlemeleri de yakın takiple devam ettiriyoruz.

Yeni yatırımlar olacak mı buralarda? Var mıydı mevcut yatırımlar?

Ali Kibar: Vardı. Geçtiğimiz dönemde yaptığımız ambalaj sektöründe tamamen yepyeni bir yatırımı devreye aldık. Çünkü bir yatırımı yapmak sadece bir anlam ifade etmiyor. Onun bütün makine, ekipman ve düzenlerinin (bunlar üstün yeni teknolojilere ait ekipmanlar oluyor) bunların modellemelerinin devreye alınması, bunlarla ilgili arkadaşlarımıza yapılabilecek iyileştirmeleri sağlıyoruz. Bazı unsurlarda yerli makinaları çalıştıracak arkadaşlarımızın bilgi ve donanımındaki eksiklikler olabiliyor. Onla ilgili dışarıdan uzmanlar veya ilgili iktisat sahibi danışmanlardan, kuruluşlardan gerek mevcut destekler alarak bu iyileştirmeleri yapıyoruz. Alüminyum sektöründe bir yatırımımız oldu. Onunla ilgili teknoloji seviyemizi yukarı çekecek, özellikle ambalaj faaliyetlerinde sanayinin ihtiyaçlarına daha etkin, daha efektif ve rekabetçi ürünleri sağlayacak bir maliyet yapısı oluşturacak bir ürün daha devreye aldık. Tarımda, gıda şirketinde, bu sene 20. Yılımızı kutluyoruz. Hafta başında da sezon başlıyor orda. Onun bir şölen halinde, ziraatçının ürettiği ürünleri tesislere geliş peyder peyi başlayacak. Orada da bir takım hijyen ve kalite standartlarını iyileştirici otomasyona yönelik bir takım üniteleri devreye aldık. Daha da iyileştiriyoruz.

Yatırımlara devam diyorsunuz...

Ali Kibar: Sanayicinin ömrü yatırımla geçiyor. Saniyede eğer güncellenemezseniz, son 10-15 yılda gelişen dünyadaki perspektifler, vizyonlar, yönlendirmeler, bunlara ayak uyduramazsanız sadece bölgenizin içinde kalan ve zaman içinde sürekli gerileyen, rekabetin dışına çıkan bir durum söz konusu olur. Bu süreçlere girmemek için sürekli yeni teknolojilerin peşinden takip ederek bunların ülkemize getirilmesinde (bulunduğumuz sektör itibariyle) öncüler arasında olmaya gayret ediyoruz. Başka türlü global rekabette rekabet edemeyiz

İhracat da var değil mi tarımda? Onu genişletmeyi düşünüyor musunuz?

Ali Kibar: Var hemen hemen yaklaşık yüzde elliye yakın ürünümüz ihraç pazarlarına gidiyor. 90 civarında ülkeye satılıyor. Orada bir takım yeni yoğun çalışmalar var. Çok enteresan ürünleri Asya pazarına girmeye başladık. Bizim için yeni pazarlar bunlar ama takdir edersiniz ki bir üreticiyle mutabakat dahi bir ürünün satın alma kararlarının verilmesi dahi 6 ay ile 2 yıl arasında zaman ihtiyacı oluyor. Dolayısıyla hep bu çalışmaları bir taraftan yaparken bir taraftan da ileriye yönelik projeksiyonlara katma değer sağlayacak tedbirler almaya çalışıyoruz.

Ben şimdi yine gıda ve saniyeye geleceğim ama otomotive bir değinmek istiyorum. Üretimde özellikle ilk 6 ayda bir düşüş var. Hafif ticari araçta mı bu? Neden böyle bir düşüş var? Hem ben sizin ilk 6 ay performansınızı alıyım hem ihracatta hem üretimde Kibar Holding olarak. Hem de genel bir sektöre değerlendirmesi yapalım. Nasıl başladı sene?

Ali Kibar: Şimdi özellikle otomotiv sektörüne baktığımızda Türkiye’deki toplam pazarla ilgili geçtiğimiz yıl bu yıl için yapılan öngörülerden binek otomobil pazarında yaklaşık %12 civarında bir düşüş var. Baktığımızda hem hafif ticarilerde hem de binekte bu düşüş söz konusu. Otomotivin Türkiye’deki vergi gelirleri anlamında da önemli bir payı olan sektör. Dolayısıyla hem finansal sistemimizde hem de vergi gelirleri anlamında önemli katma değer yaratan bir sektör. Burada bizim iştirakımız olan Hyundai ile ilgili üretimde yılın ilk 6 ayında iş planları doğrultusunda faaliyetlerini devam ettirip üretim yapıp ihraç pazarına satışlarını realize ettiler. Burada yurtiçi piyasasındaki pazardaki düşüşe göre ve senenin ikinci yarısında da bir düşüş öngörüsü var.

Ne kadarlık bir düşüş mesela?

Ali Kibar: Toplam yıllık geçen sene bu yıl için ön görülen pazar hacmi 950binidi ama şu an endüstrinin gördüğü bu yıl sonuna kadarki toplam pazar 800bin-850bin aralığında olacağı öngörülüyor. Dolayısıyla bu %12-%15 aralığında bir düşüşü ifade etmekte. Sadece haziran ayı özeline baktığımızda aylık geçtiğimiz yılda aynı orandan mukayeseyle %28 oranında bir düşüş söz konusu oldu. Bu düşüşteki en önemli etkenlerde birisi tabi geçtiğimiz yakın zaman sürecinde bir seçim yaşanmış olması, bir de finansal piyasalardaki bir takım hareketliliğin devreye girmesi.

Mesela kurlar falan da etkiledi değil mi?

Ali Kibar: Tabi kurlar da etkiledi. Bir takım ham madde girdileri yabancı para biriminden olduğundan dolayı direkt olarak etkiliyor. Firmaların gerek fiyatsal olarak bu kurlardaki artışları mümkün olduğunca yansıtmamaya çalışarak ama mecbur kaldığında yansıtması süreçleri yaşandı. Tüketici faizlerinde 0.9 ile aylık kullanım imkanı vardı. Bu 1.9lar seviyesine çıktı. Bu 1.9 seviyesi perakende alım ortamında perakende alımı daha düşüren bir noktaya getirdi. Bu da daha önceki pazardaki perakende filo satış oranlarında şirketlerin %45e kadar düşen bir perakende alım segmentasyonu durumuna geldi şu andaki pazardaki durum. %55 bu filolar demek esasında otomotiv üreticilerin karlılığını azaltan unsurlar demek. Çünkü filo alımlardaki verilen bir takım avantajlı fiyatlar piyasaya intikal ediyor. Buralarda bir takım böyle hassas denge unsurları da söz konusu. Başlangıçtaki sorunuza geldiğimide: Üretimde ihraç pazarlarına sürekli devam eden bir arz var. Geçtiğimiz yıl yeni üretim modeline giren bir firmanın ürünleriyle birlikte değerlendirdiğimizde geçtiğmiz yıl güzel bir hacim yakalanmıştı. Bu yıl da hemen hemen ihraç pazarlarındaki bu hacim takip ediliyor. Yani büyük bir ihracatta volatilite yok. Ama bazı ticari ürün üretimi yapan tesislerdeki iç pazardaki daralmadan mütevellit bir takım güncel duruşlar planladıklarını duyuyoruz. 

Peki sizin ihracat hedefiniz nedir bu sene için?

Ali Kibar: Aşağı yukarı 200 bin seviyelerinde diyebiliriz.

Yeni pazarlar olacak mı otomotivde? Birinci pazar Avrupa değil mi?

Evet ağırlıklı olarak Avrupa ve Avrupa interlandına ilave edebileceğimiz bazı yeni pazarlarımız da var.

Şimdi Amerikan başkanı Donald Trump işte bu küresel ticaret savaşlarını ateşledi. Önce Çin ile başladı ama sonra Avrupa’ya yayıldı, bize yayıldı. İşte sanayide var: demir-çelik, alüminyum. Onu da konuşacağız. Siz de alüminyum üreticisisiniz. Aynı zamanda otomotivle başlayalım. Otomotivde %20 ek vergi getirecek. Bu nasıl yansıyacak? Ne oldu en son? Şimdi ben en son haberleri bir Avrupa birliğinden bir heyet Trump ile görüşmeye gidecek ve biraz daha yumuşamasını isteyecek. Özellikle otomotiv sektörü için. Tabi Almanya’da falan bu sektör çok önemli ihracat pazarı. Bizim de 6'ıncı ihracat pazarımız Amerika otomotivde. Sizin yorumunuzu dinlemek istiyorum. Ne söylemek istersiniz?

Ali Kibar: Amerika tabi büyük bir Pazar. 10 milyonun üzerinde yıllık tüketimi olan hacimdeki bir Pazar. Amerikadaki pazara baktığınızda sadece kendi yerel üreticileri değil onun dışında özellikle Avrupalı üreticilerin de marka ve bilinilirlik anlamında katma değerli ürünlerini pazarladıkları bir Pazar. Yaklaşık 2 milyon adet civarında…Amerika'daki o bazı markaların kurulu tesislerinin dışında Avrupa'dan gelen ürünler var. Söz konusu olan hadise ithal ürünlerle alakalı olan. Amerika'nın içinde üretilen markası ne olursa olsun bu kapsamın dışında. Onlar Amerika'nın ürünü kapsamında değerlendiriliyor. İthal edilen ürünlerle ilgili bu müzakere değerlendiriliyor. Türkiye’nin hacmi her ne kadar 6. sırada da olsa büyük bir volüm yok. Bunlar bizim otomotiv sanayimizi çok fazla anlamda etkilemez. Ama Avrupa’ya etkisi fevkalade daha yüksek. Dolayısıyla onların bu müzakerelerden aldıkları çıktılar bizlere de yansıma olarak yansıyacaktır.

Otomotivde ithal oranı 2017 sonu itibariyle %70miş Türkiye’de...

Ali Kibar: Türk iç pazarındaki binek araçlardaki %75lik ithalatın payı bu yıl içinde %65ler seviyesine düştü. İlk 6 ay sonuçlarına baktığımızda yerli üretilen ürünlerin ithalatı biraz daha azalttığını görmek mümkün. Fakat otomotivde esasında başka bir konuya da değinmek lazım.Otomotivde iç pazarda ÖTV ve KDV uygulamasında vergilendirme sisteminde %45lik ÖTVden istifade edecek araçlarla ilgili bölüm 45bin liralık matrahla fixlenmişti. Son dönemde özellikle kurlardaki artış fiyatların geldiği nokta itibariyle 45bin liralık bu segment avantajından %45lik bu vergiden istifade eden sadece 4 tane marka ürünün düştü pazardaki bu %45lik vergi uygulaması. Burada mutlaka artmış olan kurların güncellenmesinin mali tarafından yapılmasında fayda görüyorum. Bu rakamda bugünkü piyasa koşullarında 60bin liralık seviyelere gelmesinin tekrar otomotivin iç pazardaki üreticilerin satabilme kabiliyetlerini iyileştirici bir unsur olacağını düşünüyorum.

Şimdi siz ÖTV ve vergilendirmeden bahsedince benim de aklıma geldi. Bu özellikle siz bakanlıklarla mesela görüşmeleriniz oluyor mu vergilerin biraz daha münasip yerlere çekilmesi açısından. Yani otomotiv sektöründeki vergileri nasıl buluyorsunuz? Bir daralma da var değil mi piyasada? Belki biraz daha canlanır. Bir uygulama gelir.

Ali Kibar: Şimdi bakanlıkların yapıları da tamamen dönüşüm sürecinde. Onun öncesinde sektör olarak bu talepler intikal etmişti. Herhalde şimdi yeni düzenin işleyişinin daha da netleşmesiyle önümüzdeki günlerde yüz günlük yol haritasının belirlenmesiyle herhalde buralarda bir takım iyileştirmelerin yapılacağını düşünüyorum.

Belki biraz daha hareket gelir 2018’de sektöre değil mi? Demir, çelik ve alüminyum… Burada demir-çeliğe %25, alüminyuma %15 mi Trump vergi getirdi?

Ali Kibar: Amerika’nın şöyle bir uygulaması oldu Section 232 diye uluslar arası ticaretle ilgili bir sorgulama süreci devreye girdi. Uygulama süreci sonrasında kendi yerli savunma sanayisi de dahil olmak üzere yerel sanayi ve sektörlerine zarar verdiği argümanıyla demir çelik ürünlerine %25, alüminyum ürünlerine de %10luk bir ek vergi uygulamasına gidildi. Bunun dışında bir de tercihli ticaret anlaşması olan ülkelerin (Türkiye bunlardan biriydi) burada %3 ile %5.5'lik alüminyumda vergi avantajı söz konusuydu. Onu da kaldırttı.

Bazı ülkeleri çıkarttı ama biz hala içindeyiz...

Ali Kibar: Amerika’nın kapsam dışına çıkarttığı Brezilya, Kore, Avustralya var. Bunların dışındaki ülkelerin (mesela en büyük ticaret partnerlarından birisi Meksikadır, Kanadadır) bunlarla ilgili Nafta anlaşmaları hızlı gitmediğinden dolayı buraları da vergi uygulanacak ülkeler kapsamına dahil etti. Bu Amerikan tüketicisinin cebinden çıkan ekstra parayı ifade eder. Çünkü kendi yerli sanayinin üretim maliyetleri arttığı zaman bunun satın almasını yapacak yerel insandır. Örneğin alüminyumda ambalajın bünyesinde bile…Sokakta sandwich yiyen insan bile bu vergiden ister istemez etkileniyor. Çünkü o ambalajın alüminyumdan olan kısmının maliyetinin artışı bir şekilde tüketicinin cebinden çıkan para. Bu da uygulamadan hariç tuttuğu ülkelerin o ülkelerdeki sanayicilerin cebine intikal eden onun dışındaki vergisel olarak korumanın konulduğu ortamda da kendi yerli üretim sektörlerinin cebine giden bir ekstra kaynak gibi algılanabilir.

Yani kendisine de negatif yansıyacak. Kendi vatandaşına… Maliyet açısından… Sizde alüminyum, Aslan Alüminyum?

Ali Kibar: Bizim alüminyum Türkiyedeki hacim olarak en büyük Pazar lideriyiz.

Ne kadarlık bir hacim var?

Ali Kibar: 300bin tonluk bir üretimimiz var yıllık. 100 bin ton folyo üretimimiz var. Dolayısıyla burada da Avrupa’da ilk 2-3 üretici arasındayız. Bizim ihraç pazarlarımız Avrupayla ilgili bu ticaret savaşlarında şu ana kadar bir sorun olmamakla birlikte… Ama gümrük birliğinin dahi bu ticaret savaşlarının başlaması sonrasında Avrupa birliğinde gözetim altına alınması sürecinin başlanması herkesin kafasında da bazı soru işaretlerini beraberinde getirdi. Burada genel perspektifte şunu söylemek lazım. Ticaret savaşları bir takım hasarlar verirken buralarda hızlı alınan ani alınan kararlar sektörlerde bazı önemli zararları gündeme getirebilir. Özellikle ülkemizin içinde üretimi olan ve bu sektörlerdeki bu tip kararlardan etkilenmesi durumunda olan faaliyetlerde gerekiyorsa ek tedbirlerin süratle alınabilmesi buradaki yerel sanayilerin hırpalanmaması bakımından önemli.