Anadolu Üniversitesi, yeni bir araştırma geliştirme amaçlı bilimsel araştırma projesiyle bir ilk'e daha imza attı. Yeni öğrenme - öğretme modelleri üzerinde araştırmalarını yoğunlaştıran Anadolu Üniversitesi, ustasından yerinde öğrenmeyi klasik uzaktan öğretim teknikleriyle karşılaştırılarak yeni bir model geliştirilmesini hedefliyor.
Film Yapımı e-Sertifika...

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Şafak Ertan Çomaklı

'Ustasından Öğren' başlıklı program, öğrenme materyallerinin uygulamanın içinden, işin ustalarından öğrenilmesini içeren ve yerinde çekilmiş eğitim videolarıyla desteklenen yeni bir öğretim yönteminin geliştirilmesini ve bu yeni yöntemin var olan geleneksel uzaktan öğretim yöntemleriyle karşılaştırılmasını içeriyor.
Kısacası Film Yapımı e-Sertifika Programı'nda sinema sektörünün kendi alanlarında yetkin kişiler öğrencilere 11 kategoride eğitim verecek.
Programa katılan öğrenciler, eğitim - öğretim sürecinden sonra girecekleri sınavda başarılı oldukları takdirde film yapımı konusunda sertifika alarak sinema ve TV sektöründe çalışma imkanı elde edecek.

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı, Film Yapımı e-Sertifika Programı'nı Habertürk'ten Mehmet Çalışkan'a  anlattı.

Sabah kalktınız, üniversiteye doğru yola çıktınız. Evle kampüs arasındaki mesafede üniversite ile ilgili zihninizden neler geçiyor?
Öğrencilerimizi görünce içimde büyük bir mutluluk oluşuyor. Emin olun yüreğimiz pır pır atıyor. Sürekli 'Neler yapabiliriz?' diye düşünüyorum. O nedenle her sabah bir iş modunda uyanmış olsak bile kampüse girer girmez içimi bir mutluluk kaplıyor. Bu çerçevede de güne güzel başlıyorum.

Göreve geldiğiniz günden itibaren hedeflerinize ne ölçüde ulaşabildiniz?
Üniversitenin hedeflerinin başında, öğrenciyi iyi bir eğitime tabii tutmak ve bunun yanı sıra güncel gelişmeleri takip ederek bu eğitim - öğretim teknolojileriyle birlikte öğrencileri mevcut durumda daha iyi bir şekilde mezun edebilecek bir ortam hazırlamak geliyor. Burada hedeflerimize varmak için öncelikle kendimizi güncellememiz gerekiyor. Bunun için de dijital dünyayı takip etmemiz ve dijitalleşme sürecini çok iyi bilmemiz gerekiyor. Fakat bunun yanı sıra öğrenciye yalnızca ders boyutunda bilgi yüklememiz yetmiyor aynı zamanda entelektüel bilgi birikimini de arttırmalıyız. Onun için sanatsal, kültürel, sportif bütün faaliyetlere daha katılımcı yaklaşıyoruz. Öğrenci kulüplerimize çok önem veriyoruz. O nedenle hedefe varırken aynı zamanda o hedefi destekleyecek argümanları kendiliğinden oluşturmaya çalışıyoruz. Hem kendimizi geliştirip hem de öğrencilerimiz için daha iyi bir ortam hedefliyoruz.

İlklerin üniversitesi olarak tanımlanan Anadolu Üniversitesi şimdi 'Ustasından Öğren' başlıklı Film Yapımı e-Sertifika Programı başlattı. Bu programla neyi amaçladınız?
'Ustasından Öğren' başlıklı, 'Şimdi Sıra Sen de' sloganıyla başlayan Film Yapımı e-Sertifika Programı aslında bizim klasik yöntemlerle uzaktan öğretimde güncellemeye gittiğimiz dijitalleşme sürecinde farklı bir formatla materyaller ortaya çıkarıyor. Bu materyaller aslında Film Yapımı e-Sertifika programıyla farklı bir yere evrilerek gidiyor. Bu yeni uygulamayla hem ustasını yerinde görüp, eğitim amaçlı bilgisini alıyoruz hem de aldığımız bu bilgiyi klasik uzaktan öğretim sistemiyle birlikte teknikleriyle öğrenmesini istediğimiz kişilere ulaştırıyoruz. Dolayısıyla çok farklı ve ilk kez denenecek bir yöntem. Bunun olumlu sonuçlar vereceğini düşünüyoruz. Çünkü üretim teknolojileri konusunda Anadolu Üniversitesi oldukça tecrübeli ve gelişime açık bir üniversite. Bu sertifika programıyla da böyle bir hedefimiz var. Hem yeni bir materyal deneme hem de Film Yapımı e-Sertifika programıyla ustalardan aldığımız bilgileri kişilerin uzaktan erişimine açabilme hedefindeyiz. Bunda da başarılı olabileceğimizi düşünüyoruz.

Programda kaç kategoride eğitim verilecek?
Anadolu Üniversitesi'nde çok büyük bir teknolojik eğitim- öğretim alt yapısı var. Bu alt yapıyla aslında biz sanatın alt yapısını birleştirip ortaya bir model çıkarıyoruz. Bu model, Film Yapımı e-Sertifika programıyla somut bir şekilde gösterilecek. Bununla yeni bir eğitim - öğretim materyali elde edeceğiz. Elde edeceğimiz materyal aslında bize bu da oluyormuş veya olmuyormuş neticesini verecek. Ama bizim yaptığımız çalışmalardaki 40 yıllık bir tecrübeye dayanarak bunun olumlu sonuçlar vereceği yönünde işaretler alıyoruz. Çünkü işin konusuna baktığımız zaman klasik yöntem ile gelecek yöntemi birleştiriyoruz. Bu iki yöntemi birleştirirken bunu yeni bir modele çeviriyoruz. Bence bu sertifika programı eğitim ve öğretim açısından devrim niteliği taşıyor. Etkilerini de çok kısa sürede alacağımızı düşünüyoruz. Kaldı ki 11 tane Film Yapımı e-Sertifika programımız var. Bu sistem, hem insan kaynağına hem de bu insan kaynağını yetiştirirken yeni modeller olabileceğine dair bize de umut verecektir. Bunu denedikten sonra belki de farklı bir modele doğru da gidebiliriz. Bu modeli hem geliştirebilir hem de yeni yöntemlere yol açabiliriz. Bunu umut ediyoruz çünkü öyle bir görüntü veriyor. Şimdiye kadar denenmemiş bir format deneyeceğiz. Hem sanatı ustasından alacağız hem de bilgiyi binlerce kişinin ayağına götüreceğiz. Bu süreci de dijitalleşmeyle sağlayacağız. Şu an Anadolu Üniversitesi rektörü olarak 1 milyon 110 bin öğrencinin uzaktan eğitim sistemiyle eğitim alması imkanını sağlamaya çalışıyoruz. Bu oluşturacağımız yeni materyal, eminim ki diğer çalışmalar için de eğitim - öğretim açısından örnek olacaktır.

Programın öğrencilere, sinema ve TV sektörüne ne gibi faydaları ve kazanımları olacak?
Birinci olarak, ustasından öğren mantığı çerçevesinde eğitimin bu işi yapanlar tarafından verilmesi hedeflendi. Öncelikle; programa sektörle iç içe geçmiş sektörün ruhunu, işin artılarını ve eksilerini bilen bu işlerde yön çizebilecek kişiler dahil oldu. Bu nedenle sektöre kazandıracağımız kişiler diğer eğitimlere nazaran bir adım önde olacak. Çünkü sektöre ustalardan bilgiler alarak  giriş yapacaklar. Bizim umudumuz bu yönde. Bir bilgiyi kitabi olarak alabilirsiniz, bir bilgiyi kişiden alabilirsiniz ama hem uygulamalı, hem teorik hem de yerinden almanız biraz farklı bir teknik gerektiriyor. Biz Anadolu Üniversitesi olarak teknolojik imkanlarımızı, özellikle bu yönde kullanıp hem ustasından hem yerinden hem de teorisiyle birlikte almayı hedefliyoruz. Bu bağlamda da sektöre insan kaynağı açısından oldukça önemli bir kalite getireceğini düşünüyoruz.

Film Yapımı e-Sertifika Programı'na herkes katılabiliyor mu yoksa belli şartları mı var?
11 farklı kategoride programımız var. Bu sistemin en önemli özelliği binlerce kişiye ulaştırmamız gereken bilgiyi bir kütle halinde onları bir yere taşıyarak klasik sistemde eğitim vererek yapmıyoruz. İlgili eğitimi ustasından alarak kişilere dijitalleşme sürecinde aktarıyoruz. Yani kişi bunu mobil sistemde takip edebilecek. Bu eğitimde zaman ve mekân kavramı yok. Bizim üniversitenin alt yapı avantajlarından bir tanesi, klasik eğitimlerden farklı olarak tamamen üretilmemiş bir eğitim materyali olması. O yüzden neticelerinden oldukça ümitliyiz. Bize farklı yollar açacak bu. Sadece bir Film Yapımı e-Sertifika programı düzenleyip film, sinema alanında kişiye basit bilgiler aktarmayacağız. Aynı zamanda bu işin eğitim ve öğretim boyutunu da geliştireceğiz. Programa katılacak kişinin konuyla ilgileniyor olması lazım. Yoldan geçen bir kişinin rastgele başvurabileceği bir program değil. Çünkü entelektüel boyutu olan bir program. Bizim bir takım kriterlerimiz var. Bu kriterlerin neler olduğu Anadolu Üniversitesi'nin web sayfasında bulunuyor. Buradan söyleyip kısıtlamak çok olumlu değil.

Türk sineması oldukça büyük bir gelişim aşamasında. Gösterime giren film sayısı yılda 180'e çıktı. İzleyici sayısı ise 44 milyona ulaştı. Siz bir akademisyen ve kültür sanatla iç içe biri olarak bu durumun devam etmesi için neler yapılması gerektiğini söyleyebilirsiniz?
Üretimin sayısal değerleri üretilenin ille de kötü veya iyi olduğu anlamına gelmiyor. Benim açımdan en azından bir rekabet olduğunu gösteriyor. Bu rekabetin olmasının bir iyi tarafı var. O da şu; bir kere çok sayıda yapım olduğunda iyi ve kötüyü karşılaştırabilen bir izleyici kitlesi oluyor. Sayının fazlalığı belki sektörü yorabilir ama izleyicinin neyi izlediği, neyi izlemediği konusunda önemli bir veri sağlayacaktır. Bu biraz daha hızlı yol almaya sebebiyet verecektir. Tabii sayının fazlalığı iç sistemde 'herkesin bu işi yaptığı' yönünde bir algı oluşturuyor ve eleştirilere neden oluyor. Fakat herkesin bu işi yapmasından ziyade, bu işin çokça yapılması neticesinde yapılmaması gerekenleri de göstermesi açısından çok önemli. Sayılar burada bize yol gösteriyor. Bunu iyi değerlendirmek lazım. Ben bir akademisyen olarak o rakamlara baktığımda 'biz yapılmaması gerekenleriz' diyerek bas bas bağırarak gösteriyorlar. O yüzden rakamlar benim için çok fazla olumsuzluk ifade etmiyor. Hatta analiz edildiğinde çok iyi sonuçlarla geleceğe bakılabileceğini düşünüyorum. Ama burada sektörün kendini yenileyip bunu da analiz etmesi gerekiyor. Aksi takdirde kötü yapımların bu sayısal veriyle birlikte analize tabii tutulup dışlanmaması neticesinde sektörde bu yapımlar da kendine yer bulacaktır. Ama Türk sineması, Türk sanatı sürekli gelişim içerisindedir. Tarihin hiçbir döneminde gelişimi durmamıştır ve burada da duracağını sanmıyorum. Bu durumu bence olumlu bir şekilde değerlendirmek lazım.

 

1881 -
1938