BBC TÜRKÇE
- Getty Images
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Berlin'de

Almanya'nın başkenti Berlin'de, Libya'daki savaşın tarafları General Halife Hafter ve Trablus'ta Birleşmiş Milletler'in meşru kabul ettiği hükümetin başkanı Fayez el Sarraj'ın ve bu isimleri destekleyen ülke liderlerinin bir araya geleceği zirve, Türkiye saatiyle 16:15'te başlıyor.

Konferansta kalıcı ateşkesin sağlanması, siyasi çözüm sürecinin başlaması, silah ambargosu kararının uygulanması için atılacak adımlar ele alınacak.

Zirve öncesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rus lider Vladimir Putin'in de ikili görüşme yapacağı duyuruldu.

Berlin'deki Libya Konferansı'na Erdoğan, Putin ve Almanya Başbakanı Angela Merkel'in yanı sıra Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Çin Başbakanı Li Kıçiang, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed El Nahyan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, Afrika Birliği'nde önemli konumu olan Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, Libya'nın batıdaki komşusu Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, Birleşmiş Milletler'in Libya Temsilcisi Ghassan Salame ile AB, Afrika Birliği ve Arap Ligi temsilcilerinin katılmaları bekleniyor.

Almanya gibi Libya'da net bir tutum takınmayan ABD'den ise Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Berlin'deki toplantıya katılacak.

Hafter'in en büyük destekçisi Mısır'ın Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarıyla ilgili olarak, Türkiye'nin tepki gösterdiği anlaşmaları imzaladığı Güney Kıbrıs ve Yunanistan ise konferansa davet edilmedi.

Türkiye de bu anlaşmalara karşılık Kuzey Kıbrıs'taki Türk yönetimiyle Doğu Akdeniz'deki sahaları ruhsatlandırma anlaşması imzalamıştı. Kasım ayında da Libya'daki Trablus hükümetiyle deniz yetki alanları anlaşması imzaladı.

Hafter, cuma günü Yunanistan'a giderek konferansa davet edilmeyen ancak Doğu Akdeniz'de işbirliği yaptığı Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'le görüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, pazar günü havalimanında yaptığı basın toplantısında Trablus hükümetiyle imzalanan deniz yetki alanlarının Yunanistan'da tepkiyle karşılandığını hatırlatarak, Miçotakis'in de Hafter'le birlikte hareket etmeye çalıştığını söyledi.

  • Türkiye-Libya anlaşması Doğu Akdeniz'de dengeleri nasıl etkiler?
  • EastMed doğalgaz boru hattı anlaşması Atina'da imzalandı
  • Erdoğan: KKTC ve Libya ile başlattığımız süreçlerden vazgeçersek bize olta atacak sahil bile bırakmayacaklar

Çavuşoğlu, ABD'li mevkidaşı Pompeo ile görüştü

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Berlin'deki Libya Konferansı kapsamında önce İtalyan Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio ile, ardından ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile görüştü.

Pompeo, Çavuşoğlu'ndan sonra BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed el Nahyan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el Sisi'yle bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'la 15 Ocak'ta bir telefon görüşmesi yaparak, ABD'nin bölgedeki en yakın müttefiklerinden olan Mısır ve BAE'nin Hafter'i ateşkese ikna etmesinin önemini vurgulamıştı.

Libya'da iki farklı şehirde protesto gösterileri

Berlin'de konferans başlamadan önce Libya'da da protesto gösterileri yapıldı.

Hafter'in kontrolündeki Bingazi'de sokaklara çıkan protestocular, zirveden umutlu olmadıklarını ve "Türkiye'nin Libya'nın iç işlerine karışmasına karşı olduklarını" söylüyor.

Trablus'ta ise, Hafter'in güçlerinin düzenlediği bir operasyonda hayatını kaybeden askerin cenazesi sonrası göstericiler sokağa çıktı. Sarraj'ın Hafter'i muhatap almasına tepki gösteren protestocular, "Trablus hükümetinin Hafter'le masaya oturarak Nisan ayından bu yana Hafter'e karşı savaşan askerlere ihanet ettiğini" savunuyor.

Katar'dan limanların kapatılmasına kınama

Berlin'deki konferansa davetli olmayan ancak savaşta Sarraj'a destek olan Katar'ın dışişleri bakanlığı, Pazar günü bir açıklamaya yaparak ülkenin doğusundaki Zueytina'daki petrol ihraç edilen limanın kapatılmasını kınadı.

Hafter'e bağlı Libya Ulusal Ordusu'nun kontrol ettiği bölgelerdeki aşiretlerden yaklaşık 600 kişi, Cuma günü bölgedeki limanların kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu ve Zueytina limanının önüne kurduğu çadırlara yerleşti.

Bu limandan uluslararası pazara gönderilen petrol, Trablus hükümetine bağlı Ulusal Petrol Kurumu'na bağlı. Limanda çalışan memur ve işçiler Trablus hükümetinden maaş alsa da, Hafter ve Hafter'e bağlı aşiretler, bu ihracattan gelen gelirin Trablus hükümetine verilmesine karşı çıkıyor.

Cumartesi günü açıklama yapan aşiret liderleri, tüm terminallerin kapatıldığını ve petrol ihracının yapılmayacağını, petrol ihracatının şartları uluslararası bir anlaşmayla belirlenene kadar da limanların açılmayacağını söyledi.

Aşiret liderlerinden Osman Saleh, Reuters haber ajansına, "Uluslararası garanti verilene kadar limanın açılmayacağını" söyledi.

Aşiretlerin baskınından etkilenen limanlar arasında Brega, Ras Lanuf, Hariga ve Es Sider de var. Ulusal Petrol Kurumu, günlük 800 bin varil petrolün ihracatının bu eylemden etkileneceğini duyurdu.

Hafter'e bağlı Libya Ulusal Ordusu'nun sözcüsü Ahmed el Mismari de, Cumartesi günü "Limanları Libya halkı kapattı, onları korumak da bizim görevimiz" açıklaması yaptı.

Dışişleri Bakanlığı: Yavuz sondaj gemisi G ruhsat sahasında

- BBC

Doğu Akdeniz'deki doğalgaz ve petrol yataklarının da gündemde olduğu Libya Zirvesi'yle aynı gün, Türk Dışişleri Bakanlığı bir açıklamaya yayımlayarak Kıbrıs adası açıklarındaki ihtilaflı bölgelerden birine sondaj gemisi gönderildiğini duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Yavuz sondaj gemisinin 17 Ocak Cuma günü Ada'nın güneyindeki G ruhsat sahasına gittiğini açıkladı.

Ankara için G sahası, Kuzey Kıbrıs'taki Türk hükümetinin 2011 yılında Türkiye Petrolleri'ne verdiği ruhsatlar çerçevesinde kendi yetki alanında.

Ancak Güney Kıbrıs da aynı bölgenin büyük bir kısmını, kendi hükümeti adına ruhsatlandırdığı "9. Bölge" içinde kabul ediyor.

Aksoy, açıklamasında "Bu sahada Ada'nın ortak sahibi olarak Kıbrıs Türklerinin de, en az Kıbrıs Rumları kadar hakları vardır. Burada petrol ve doğal gaz bulunması halinde, iki taraf da gelirleri birlikte paylaşacaktır." dedi ve Avrupa Birliği'ne tepki gösterdi:

"Avrupa Birliği'nin yaptığı hiçbir açıklamada Kıbrıs Türklerine değinmemiş, Kıbrıs Türklerinin varlığını ve haklarını yok saymıştır. Avrupa Birliği öncelikle birlik dayanışması kisvesiyle bu gerçeklikten uzak, önyargılı, çifte standartlı politikalarını sona erdirmelidir. Kıbrıs Türklerinin Ada'nın doğal kaynakları üzerindeki hakları garanti altına alınıncaya ve 13 Temmuz 2019 önerisi çerçevesinde bir işbirliği mekanizması kurulana değin, Ada'nın güneyinde de Kıbrıs Türklerinin haklarını korumaya devam edeceğimizden kimse şüphe duymamalıdır."

Libya'da ateşkes neden olmadı, Ankara'nın beklentisi ne?