- 9. Stüdyo albümünüz olan Nar Çiçekleri, Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde  yayınlandı. Albümün bu özel günde yayınlanmasının bir sebebi var mıdır?

8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’dür. Kadınlara olan  büyük saygımızdan dolayı albümün bu özel günde çıkması beni çok gurulandırdı.

- Toplamda 10 şarkıdan oluşan Nar Çiçekleri albümü neyi anlatıyor? Usta Vedat Sakman bu projede sevenlerine nelerden bahsediyor?

Kısaca şunu belirtebilirim; bu dünyada daha söyleyecek birkaç sevgi sözüm daha vardı, onları da bu albümde söylemiş oldum. Albümün bu açıdan daha farklı bir değeri var benim için.

- Albümünüz Razaki Müzik etiketiyle sevenlerinizle buluştu. Albümünüzün yapım sürecinden söz edebilir misiniz?

Albümün yapım süreci uzun bir süreçti aslında benim için çünkü araya giren birçok şey oldu. Ben profesyonel bir müzisyenim, hayatımı bu işten kazanıyorum ve başka bir işim yok. Bu yüzden profesyonel işler, albüm çalışmaları, film müzikleri, reklam müzikleri ve bir de aktif olarak sahne hayatım araya giren işler arasında sıralanabilir.Her hafta cuma ve cumartesi günleri Sakman Konak’ta sahne alıyoruz. Bunlar da yoğun emek gerektiren işler. Tabii bunların arasında tiziz bir çalışma yapmak için de uzun bir süreç gerekliydi. Bu yüzden solo albümler arasında uzun mesafeler olabiliyor. Bu albümümde ince eleyip sık dokudum, elimden gelenin en iyisini yapmaya ve en doğru sözü söylemeye çalıştım. Umarım beğenilir. Albüm süreci oldukça uzun sürdü. Önce şiirlerin yazılması gerekiyor, onlar zaten hiç kolay işler değil. Şiir yazmak, hadi ben bugün bir şiir yazayım diyebileceğiniz bir şey değil. Hepsi süreç içinde gelişiyor. Çoğu burada yaşadıklarımız ve gözlemlediklerimizden oluşuyor ve  sonra o duyguyu şiirselleştirip kağıda dökme süreci başlıyor ve oldukça zahmetli bir çalışma gerektiriyor. En son tüm bu çalışmaları şarkı haline getirmek ve yorumlamak kalıyor. Bunların tüm hepsi uzun bir süreç. Belki bu albümümde 10 sene önce yazdığım bir şiirin şarkısı da var, belki 15 sene önce yazdığım bir şiirin şarkısı da var...  

- Albümünüzde şarkıların tamamının düzenlemesi ve besteleri size ait, bu size albüm açısından ne gibi artılar kazandırıyor? 

Yapımcılar açısından daha rahat olduğunu söyleyebilirim çünkü bu işler oldukça zorlaştı. Mesela diyelim ki Nazım Hikmet’in bir sözünü şarkı yaptığınız zaman, sizden acayip bir para talep ediliyor. Oysa bu müziğin satışından elde edilen kazanç öyle bir noktada değil. Hatta bu konuyla ilgili bankalar var biliyorsunuz, bu işleri yapan, onların yükümlülüklerini üzerine alan. Bence bu bankaların kriterlerini para üzerinden değil de, sanata öncelik verip ortaya çıkacak olan eserin değeri üzerinden dikkate almalarında yarar var. Bu konuyla ilgili, bu işle uğraşan yönetimlerin buna öncelik vermesi gerekerir. Siz bugün popüler olan, parası çok olan ama o şiiri şarkı yaptığı zaman hiçte hoş olmayacak birine sözünüzü verir misiniz? Bu çok hassas bir konu.

"YAŞAMINIZIN BUGÜNÜ ÇOK ÖNEMLİ"

- ’Biraz hasret, biraz hüzün ama en çok da yaşama sevincini köpürten büyük bir devinim.’’ Biz bu sözden çok etkilendik, şarkıların tamamını anlatan en özet ama manası çok derin bir cümle. Bundan hareketle albüm, günümüz insanına ne gibi farkındalıklar aşılıyor? 

Çok önemli farkındalıklar aşılıyor çünkü sanki biraz kantarın topuzu kaçtı ve insanlar başka bir yöne gittiler. Yaşama sevinci, hayata sarılma, her şeyiyle, acısıyla, tatlısıyla bugün önemli olan. Yaşamınızın bugünü çok önemli. Bu albümde de yarın olmayabiliri anlatmaya çalışıyorum. Çok standart ve klasik ama gerçekten insanlar bunla uğraşıyor. Artık büyük aşklar yaşanmıyor, saygı ve sevgi kalmadı ne yazık ki. Romantizm diye bir şey vardır, güçlü bir şeydir o, oralardan çok uzaklaştık. Masumiyetlerimizden uzaklaştık. Bu albümde aslında anlatmaya çalıştığımız şey; masumiyet. Evet masumiyet iyidir, romantizm iyidir, onları hatırlatmaya çalıştım, bundan sonra da hatırlatmaya devam edeceğim. Bu bir görev bizim için. Yüzeysellik eşittir mutsuzluk, sanat eşittir estetik… Her şeyin bir eşittiri vardır. Bu eşittirleri insanların hayatlarında anlamlandırması gerekir. Fazla uyanık olmaya gerek yok, masumiyet her daim iyidir.



- Sizin için kent ozanı benzetmesiyle sıkça karşılaşıyoruz. Bu belki de aileden gelen bir gelenek, bunun hikayesini bizlere de anlatır mısınız? 

Evet kent ozanı dediğim gitarımı alıp, dolaşmak belki. Hani o Fransa’da yaşayan 17. Yüzyıl 18. Yüzyıl şairleri gibi; onlarda sokaklarda şiirlerini şarkılaştırırlardı. Bizim türümüzdeki insanlara böyle bir yakıştırma yapıyorlar, bu çok hoş bir yakıştırma. Ben ve benim gibi şarkı yapanlar bundan gurur duyuyoruz. Bunu çevirdiğimizde eline bağlamayı alıp türkü yapanlara da ozan ya da köy ozanı deniliyor, bunlar da çok güzel. Ama Deniz Durukan’ın yazdığı Müzisyen adlı bir kitabımız çıktı, orada şöyle bir şey var. Benim ayrıldığım nokta şu; babam aşık geleneğinden gelen bir halk ozanı, annem ise batılı Giritli bir ailenin aristokrat kızı, bu iki insanın aşkından ortaya gelmiş kişileriz biz. Böyle olduğu zaman ne oluyor.? Ben Anadolu’nun müziğini sonradan incelemedim, ben bu müziği içselleştirerek oradan geldim zaten. Annem dolayısıyla da batının müziğiyle de çok yakın oldum. Büyük bir şanstı bu benim için. Sanıyorum şarkılarında da bu sentez hissedilir. Bazen Asya’dır, bazen Grek’tir müziğim.

- Albümde nasıl bir alt yapı söz konusu? Bu albümde mandolin, buzuki ve akordeon gibi enstrümanlar kullanmışsınız, bu enstürmanların albüme kattığı havadan bahsedebilir misiniz?

Ben hem Asya’yım hem de Avrupa’yım, böyle hissediyorum. O enstürmanlar, içselleştirdiğim şeyler olduğu için, hadi bir farklılık olsun, bunu da koyalım dediğim şeyler olmadı. Çocukluğumdan beri sesini duyduğum enstürmanlar hepsi. Türküyü de duydum, batının Grek müziğini de duydum, onlarla büyüdüm zaten. Hepsi bunların bir dışavurumu.

"70'Lİ YILLARIN ŞANSLI ÇOCUKLARIYDIK BİZ"

- Müzikal yaşantınızda yarım asrı deviren usta bir sanatçı olarak sahnelere çıktığınız ilk günden bu yana duruşunuzu hiç bozmadınız. Dünya ve Türkiye bu süreçte çok değişti ama sizin anlatı diliniz hiç değişmedi. Bu şekilde güçlü bir duruş sergilemek kimsenin yapabildiği bir şey değil, bunu neye borçluyuz?

Teşekkür ederim çok iltifat ettiniz, bu çalışmadan çok gurur duydum. Biraz inat galiba ve de doğru bildiğini yapmak. Bizim ustalarımızdan öğrendiğimiz ilk şey buydu. 70’li yılların şanslı çoçuklarıydık biz. O dönemler bir felsefe üzerine oturan bir dünya vardı ve bizim ustalarımız bize ne yapmamız gerektiğini ayrıca özellikle ne yapmamamız gerektiğini de öğrettiler. Sokaklardaki olaylara duyarlı olmamızı öğrettiler, biz böyle yetiştirildik. Halen de doğrusunun bu olduğunu anlatmaya çalışıyoruz yeni nesillere. Doğrusu gerçekten budur. Akıl, mantık, felsefe ve eğitim hepsi bunun içindedir, böyle olmak gerekiyor. Yattığınızda rahat hissetmek için sokaklarda rahatsızlığın olmaması gerekiyor.

- Albümün fotoğraf ve kapak çalışmalarını nasıl çekildi. Bize biraz çekim sürecinizden bahsedebilir misiniz? Tarzınız biraz farklı geldi. 

Aslında bu bir taz değişikliği değil de, insanların görmekdikleri yanım ve doğal halimdi. İnsanlar beni hep sahnede, sahne kıyafetleriyle gördüler. Albümün fotoğraf çalışmasını günlük yaşantımdaki halimle çektik. Doğal halimle çekildi fotoğraflar, zaten öyle de tercih ettik, bu da benim hoşuma gitti. Bizim türümüzde insanlara baktığınız zaman; zaten bir kot ve bir tişört giyer.

- Albümde iki şarkınızın sözleri kızınız Tomris Sakman’a ait, kızınız ile olan bu bağınızdan da bahsedebilir misiniz? 

Tomris Sakman artık annemden sonra benim ikinci annem oldu. Annemin adı da Tomris’ti. Onun hayata bakışını seviyorum. Genelde kadınların da böyle olduğunu düşünüyorum. Kadınların hayattaki duruşlarına baktığımızda, onlara ihtiyaçlarımız var. Her zaman mantıklarına, felsefelerine gerçekten hepimizin ihtiyacı var. Çoçukların, eşlerin kadınlara ihtiyacı var. Tomris artık anne oldu bize, doğru adımlar atmak için her zaman danıştığım kişidir. Ayrıca onun edebiyat yönünü çok seviyorum. Güzel şiirler, öyküler ve yazılar yazıyor. Kendisini bir türlü çıkartmıyor ortaya, o yüzden de bu albümde 2 şiirini şarkı yaptım.

- Bundan sonra daha göz önünde olur mu sizce? 

Umarım. Bundan önce de mesela bir doğum günümde bana bir şiir yazmıştı; ‘’Anlıyor olmak sizi, üzülmek kelimelerinize’’ diye devam eden bir şiirdi bu. Bu şiiri de besteleyip bundan bir önceki albümde söylemiştim, çok da sevilen bir şarkıydı.

- Sizi sevenler için en önemli soruyu sormak isteriz. Hayranlarınız yeni albümü canlı performanslara devam ettiğiniz Sakman Konak’ta dinleyebilir mi? Yeni albümünüzden şarkıları da burada seslendirmeye başladınız mı?

Tabii ki. Albümün çıkışıyla birlikte yeni şarkıları söylemeye başladık. Albümümüz Razaki Müzik yapımıyla piyasaya çıktı. İlk defa dijital ortamlara dağıltıldı. Biz de burada Sakman Konak’ta geçtiğimiz cumartesi gecesi albümün tüm şarkılarını çaldık, söyledik. Şarkılar çok beğenildi,  her zaman gelen insanların tepkilerine baktık, çok güzel bir gece olduğunu söylediler. Ben de sevindim, demekki bu şarkılar sevilecek diye. Çünkü sahnede bizim gibi müzisyenlerin gözlemlerimiz çok önemlidir, sahnede çaldığınız şarkılara gelen tepkiler belirleyici unsurdur. 



"54 SENEDİR GECELERİ YAŞADIK VE ÇALIŞTIK"

-  Albümün çıkış şarkısı olarak Geceler Bizi Sever’i tercih etmişsiniz? Sizin için bu şarkının özel bir anlamı var mı?

Tabii, müzisyenin bir gece insanı olduğu bellidir. Biz 54 senedir geceleri yaşadık ve geceleri çalıştık. Bu yüzden gecelerin bizi sevdiğini düşünüyorum, tabii biz de geceleri seviyoruz, o yüzden çok net bir anlatım zaten. Şarkıda ‘’Yıldızlar döner biz döneriz’’ diyor, tıpkı bizler gibi. Ayrıca bahar geldi, güzel bir mesaj oldu diye düşünüyorum, belki biraz gülümsetir insanlarımızı.

- Çıkış şarkınızı kliplendirmeyi düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız bizi nasıl bir Vedat Sakman klibi bekliyor olacak?

Bana çok saygı duyan benim de çok sevdiğim bir kardeşim Yunus Nihat, o çekmek istiyor klibi. Onun yüreğine hangi şarkı dokunursa onu çekecek, gönül işi olarak bunu çok istiyor, biz de merekla bekliyoruz.

 - Önümüzdeki projelerden bahsetmek ister misiniz? Var mı çalışmalarınız?  

Önümüzde bir proje daha var aslında, dünya şairlerinden hazırladığım bir seri var. Sanıyorum 10 -11 şarkı olacak. Nietzsche’den Shakespeare’e, Halil Cibran’dan Furuğ Ferruhzad’a yolumuza ışık tutan dünya şairlerinin şiirlerini besteledim. Hatta arada sahnede çalıyoruz bazılarını.

- Sahnede yaşadığınız unutulmaz anılarınız var mı? 

Sahnede ‘’Evlilik’’ şiirini okuruz bazen. Bu şiir için şehir dışından gelenler olurdu. Mesela birinin rezervasyon sürecine ben de şahit olmuştum. Birkaç kişi şehir dışından rezervasyon yapmışlar ve parantez içinde; ‘’Evlilik şiirini rica ediyoruz, evlilik kararırımızı bu şiiri dinleyerek, vereceğiz ya da vermeyeceğiz. Bu kararı vermeden o şiiri birlikte dinlemek istiyoruz.’’ diye yazmışlar. Birkaç tane böyle oldu. Karar verip evlenenler de oldu ama karar verip evlenmeyenler de oldu.

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri