Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Bilgi Yaşam Antik çömleğin altına yıllarca bakmadılar meğer yapan kişinin sırrı burada saklıymış

        Pişmiş kilden küçük bir Antik Mısır parçası yıllarca Cambridge'deki Fitzwilliam Müzesi'nin deposunda durdu. Üstü çoktan incelenmiş ve kataloglanmıştı. Asıl şeyse altındaydı. Bir sergi hazırlığı sırasında parça ters çevrilince, dört bin yıl önce kile bastırılmış bir avuç içi göründü. Tam bir el izi. Çömleği yapan kişinin parmak çizgileri ve avucunun şekli kuru kile mühürlenmiş gibiydi.

        Kimse alt yüzeye bakmamıştı

        İzi fark eden, müzenin baş konservatörü Julie Dawson oldu. Parçayı "Made in Ancient Egypt" sergisine hazırlarken eline aldı, çevirdi ve altındaki avuç içini gördü.

        REKLAM

        Küratör Helen Strudwick'e göre insanlar nesnelerin alt yüzeyine genellikle bakmaz. Bir vitrinde duran çömleğe önden, yandan ve tepeden bakarsınız. Tabanını çevirip incelemek aklınıza gelmez. İz de tam orada, en bakılmayan yerde dört bin yıl beklemiş.

        Avucun sahibi muhtemelen gençti

        Strudwick izi kendi eliyle karşılaştırdığında ikisinin yaklaşık aynı boyutta olduğunu fark etmiş. Buradan yola çıkarak çömleği yapan kişinin ince yapılı ya da genç olabileceğini söylüyor. Adı bilinmiyor ve hiçbir kayda geçmemiş. Geriye sadece bir gün atölyede bıraktığı avuç izi kalmış.

        Antik Mısır'da çömlekçiler toplumun alt katmanındaydı. İsimleri yazılmaz, anıtlara işlenmezdi. Firavunların adı taşa kazınırken bu insanlar arkalarında neredeyse hiçbir iz bırakmadan kayboldu. Tam bir el izinin korunmuş olması bu yüzden bu kadar nadir. Benzer parçalar MET, British Museum ve Manchester Museum koleksiyonlarında da var ama hiçbirinde böyle bir iz yok.

        Parça aslında ölüler için yapılmıştı

        Söz konusu nesne bir "soul house", yani ruh evi. Orta Krallık döneminde, kabaca MÖ 2055 ile 1650 arasında mezarların dışına konan küçük kilden modellerdi bunlar. Açık bir avlusu vardı ve bu avlu sunum tepsisi gibi kullanılırdı. İçine ekmek, marul, hatta öküz başı gibi yiyecekler bırakılırdı.

        REKLAM

        İnanışa göre ölen kişinin ruhu bu evde dinlenir ve sunulan yiyeceklerle beslenirdi. Yani çömlekçinin elinden çıkan bu nesne doğrudan ölüm sonrasına hizmet ediyordu. Parça Luxor'un kuzeyindeki Deir Rifa mezarlık alanından geliyor.

        Kil onu nasıl korudu

        İz tesadüfen değil üretimin doğal bir anında oluştu. Çömlekçi nesneyi biçimlendirdikten sonra fırına girmeden önce kil bir süre kurumaya bırakıldı. Bu sırada parça taşınırken birisi avucunu alttan bastırdı. Muhtemelen sadece kaldırıp yerini değiştirmek için. Yarı kurumuş yüzey o baskıyı aldı ve sakladı.

        Sonra fırının ısısı geldi. Kil pişip sertleşince avuç izi de onunla birlikte kalıcı hale geldi. Mısır'ın kuru havası geri kalanını halletti. Dört bin yıl sonra o iz hâlâ tabanın üzerinde duruyor, ilk bastırıldığı günkü gibi.

        ÖNERİLEN VİDEO

        HT Sinema - 6 Haziran 2026 (Yeni "Star Wars" Filmi Beklentileri Karşılıyor Mu?)

        Kadir Kaymakçı'nın sunumu ve sinema eleştirmeni Mehmet Açar'ın yorumlarıyla ekrana gelen HT Sinema'da bu hafta; vizyondaki filmler, ev sineması platformlarındaki en yeni yapımlar ve Star Wars evrenindeki son gelişmeler masaya yatırılıyor.

        Haberi Hazırlayan: Erdem Alişarlı
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ